İyilik insanlığın evrensel dilidir

İyilik insanlığın evrensel dilidir


İyilik, fıtrîdir. İyiliğin dışında ve iyiliğin zıddına her ne varsa arızîdir. Yardımlarımız ve yardımlaşmalarımız, birr ve takva ile mukayyed olmalıdır. Kötülük ve düşmanlıkta iyilik olmaz. Rabbimizin fermanın bunu anlıyoruz: “İyilik ve (Allah’ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çetindir“ (Maide Suresi/ 2 ) Dikkat edilirse, iyilik ve takvada yardımlaşmak Allah’ın emridir. İyilik insanın emniyet kemeridir. İyilik yap ki iyilik göresin. Boşuna dememişler ektiğini biçersin. Kötülük peşinde koşanlara yardım ediyorsan,  eline fırsat geçse iyilikleri yaymaya çalışan iyilerin kanını içersin. İyilikle mukayyeddir kişi olmuşsa bir tek Allah’a kul. Bırak kîlü kâlı iyilik yap da iyilik bul!

Aydınlığa düşman kesilmiş olanlar, karanlığa alışmış olanlardır. Rabbimizin ayetinden öğrendiğimiz şu ki; “kötü tuzak sadece ehlini yakalar.” (Fatır Sûresi/ 43) Sezai Karakoç seneler önce bir dizesinde derdi ki; “Ulur aya karşı kirli çakallar.“ Her iyilik düşmanı içinde bir firavun saklar. Kendimize, ailemize, çevremize, ülkemize yapacağımız en büyük iyilik, iyilikler dini olan İslâm’ı ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde hayata hâkim kılıp yegâne amirlik makamına getirmektir. Hayatta İslâm ile mukayyed kalmayan ferdlerden, ailelerden, cemiyet ve devletlerden kötülükten gayrısı beklenemez. Şunu bilelim ki; İslâmiyetin içinde hiçbir kötülük, İslâm’ın dışında ise hiçbir iyilik yoktur. Bu hakikati anlamayan mütereddidlerin, münkir ve müşriklerin sayısı bir hayli çoktur. 

İyilik, insanların evrensel dilidir. Ondan herkes anlar, ancak nankörler müstesna. Sen iyilik yapmaya devam et, sağlam kaideyi bozmaz istisna. İyilik yapmaya devam et; karşısındaki o iyiliğe layık olmasa bile, sen insan olarak, Müslüman olarak o iyiliğe layıksın. Selef-i Salihin iyilik yapmak için fırsat kolluyordu. Doğruya ulaşmak ve doğru olana tabi olmak için çaba sarf ediyordu. Günümüzün Müslümanları ise iyilik yapmamak için mazeretler üretiyorlar. Mesela kadim ulema Peygamber hadisinin sıhhatini sünnete tabi olmak için araştırıyordu. Şimdikiler sünnete uymamak, reddedip inkâr etmek için araştırıyorlar.

İnsana insan muamelesi yapmayanın imanı yarım, o yarımın da yarısı yırtık. İnsan insandır insandan olmaz ki artık. Herkese ulemalık taslayan, iğneleyici konuşmalarıyla insanları inciten biri, Molla Cami’ye: “İbadetlerin en efdali hangisidir?” diye sorar. Molla Cami: “Senin için uykudur” der.

Allah’ın ahkâmı hâkim olmayacaksa bahar gelmez bu diyarlara. Ağlar gönül yetim kalmış baharlara. “Her firâkın bir visâlî, her belânın âhirî var. Her cefânın bir vefâsı, her gamın pâyânı var”.

Bu dünyada gecikmişliğin ilacı yoktur. Ancak hasta olup da tevbe ile şifa bulanlar çoktur. Bu dünyada Müslüman olmak, gâvurlar için bir olay. Günah işlememek, tevbe etmekten daha kolay. Kaynar su patates yumuşatırken, yumurtayı sertleştirir. Asıl mesele içinde bulunduğun şartlar değil, senin ne olduğunla alakalıdır. İyiliklerinle hep iyilerle beraber olursan kötüler dünyasına esir düşmüş olsan bile ayağa kalkarsın. Hem de günahlarını tevbe ile yakarsın.

Allah’ın şeriatına düşmanlık eden yobazın ne sana, ne bana faydası olmaz. Toprak secde edenlerin alnını, geceler tevbe edenlerin âhını, yanaklar ağlayanların gözyaşını unutmaz. Bu dünyada güzellikleri görmeye vakit bulamayanlar, başkalarının hatalarıyla, kusurlarıyla meşgul olanlardır.

Kibir atmosferine güvenerek mü’min olarak hep yapmadıklarını söylüyorsan bil ki sen Rabbanî davaya yüksün. “Kafdağı kadar yüksek olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün!”

Mütevazı olmak varken gittin kibir çeşmesinden inad suyunu içtin. Sakın kadere bahane bulma, buğday ektin de arpa mı biçtin!

İyiliğin özel bir yeri yok, özel bir dili de yok. Onun yeri yeryüzü dili ise sıcak bir tebessümdür. Her mü’min iyilik için doğal olarak görevli bir erdir. Çünkü iyilik paylaşıldıkça artan bir değerdir. Kötülükler ve kötüler karşısında başarının reçetesi, iyiliğin yükselen sesidir.

İnsan kalbi kendisine iyilik yapana meyillidir. Çünkü iyilik, insan fıtratının hakiki dilidir. Her iyiliğin insan fıtratındaki yeri bellidir. İyiliği bırakıp kötülüğe tutunan münkir ve müşrik değilse kesin delidir. Biz iyilikler örneği, iyilerin önderi olan bir Peygamberin ümmetiyiz. Rasûlüllah (sav) birlikte iftar ettiğinde şöyle dua ederdi: “Yanınızda oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyiler yesin ve üzerinize melekler insin” (Sünen-i Darimî, Savm: 51)

Hayatta iyiliği, layık olandan esirgemek, kendini kötülüğün esirlerine endekslemektir. Bilerek ve inanarak yaptığın iyilik kadar insan, kötülüklerin kadar da şeytansın!

Google+ WhatsApp