İyiler bir çeşit, kötüler bin bir çeşit

İyiler bir çeşit, kötüler bin bir çeşit


İyiler bir çeşit, kötüler bin bir çeşit

 

 

Kur’ân her dem haber verir iyiliklerin çiçeklendiği yerden. İyilerle iyi bir dünya kurmak için hayata başlamak gerek her gün yeniden. “Allah bir, bir İslâm” diyen iyiler her yerde ve her devirde bir çeşit. Allah’ın hükmünü, hâkimiyetini, dinini yetersiz ve gereksiz, bir tek aklı gerekli ve yeterli gören kötüler bin bir çeşit. Bu kötülerin hepsi de Allah’ın kat’i emri karşısında akıl yürüten İblis’e eşit!

Kibri tavan yapmış bir insanın, egosunun sponsoru şeytandır. Şeytanın acelesi yoktur. Ektiği fitne fidanının ağaç olmasını, meyve vermesini bekler. Paran varsa insanlar seni tanır. Paran yoksa sen insanları tanırsın. Kimi insan vardır yokluğunda yeri doldurulmaz. Kimi insan da vardır varlığıyla hiçbir halt olmaz. Paranla şeref kazanma, şerefinle paran kazan ki; paran bittiğinde şerefin de bitmesin. Bizim ile aynı hedefe yürümeyen bizden değildir; aynı yolu beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar, aslında bize sadece gidecekleri yere kadar eşlik ediyorlarmış.  Bizim en sadık dostumuz gölgemizdir. O da güneşin doğuşunu bekler. Ama bir gerçek var ki; güneş tepeden vurursa, gölge ayaklarımızın altında kalır.

İyilikleri kadar değil, menfaatleri kadar geniş olan insanlara bu dünya dar. Onlar mayınlar gibi sessizdirler ama onların genişlikleri menfaatlerinin üstüne basana kadar!

İyiliklerin düzeni olan hilafet yıkıldığı günden bu yana iyilik yapan insanlar doldurulmuş çukurlara. Hayatın bütün yükü yüklenmiş sadece fukaralara!

Ruhunda iyilik yapma duygusu tükenmiş olan ister istemez kötülüğü kuşanır. Her iltifata itibar etme. Kurban kesilmeden önce boynu okşanır!

Düşman ordusu ne kadar kalabalık olursa olsun İslâm’ın kendi müntesiplerinden istediği ilk şey, iman merkezli birliktir. Hayatta en çabuk unutulan şey iyiliktir.

Güzel bir yer arayan insanlarla, yaşadıkları yeri güzelleştiren insanlar hiçbir olur mu? Yerini bilmeyene değer verirsen, verdiğin değerle seni yerinden eder. Rivayete göre, İbn-i Sina’ya, “Dünyada devası olmayan bir dert var mıdır?” diye sormuşlar. “Derdin devasızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır” diye cevap vermiş.

İyilik yapan düşmez. Şayet düşerse de kırılmaz. İyilik yapar gibi görünme, iyilik yap görünme. Rasûlüllah (sav) buyuruyor: iyilik çürümez/kaybolmaz, kötülük/günahlar unutulmaz, Deyyan (hâkim olan Allah) ölmez, -o halde- dilediğin şeyi yap; nasıl yaşarsan onun karşılığını görürsün” (Kenzu’l-ummal, h. no:43672)

İyilik, kalplerin barışıdır. O, aynı zamanda sırat-ı müstakim üzere bir hayat yarışıdır. Kötülüğe iyilikle mukabele edenlerin sayısı az. Kötülüğe kötülükle mukabele eden fenalıktan başka bir şey bulmaz. Genişlik bulursun iyilikle gir her dar kapıdan. Yola devam etmek gerek kötülüklerin işlendiği yere uğramadan!

Müslüman tebessümle bakar Müslüman kardeşinin yüzüne. Hedef kavuşmaktır iyiliklerin sultan olduğu iyilikler ülkesine. Vazife bellidir; iyilikleri hâkim kılmaktır kötülüklerin emrine amade olmuş bu çağa. Bütün mesele İsmaili bir gönülle teslim olmaktır İbrahimî bıçağa!

Firavunların, Nemrudların devrinden ne kadar kötü varsa sanki hepsi kabirlerinden kalkıp bu çağa gelmişler. Kötüler binbir çeşit; kimi camileri ahır haline getirenleri, Batı’dan damızlık erkek getirmek için meclise vaktiyle teklif verenleri kendilerine öncüler seçti, kimi egemenlik ihtirasını tatmin etmek için Müslüman olarak varlık sebepleri İslâm’a ve Müslümanlara karşı savaşmaktan ibaret olanlarla bütünleşti, kimi müteahhit olmayı mücahid olmaya tercih ederek helalı harama karıştırdı. Kimi de cebinde birkaç kuruş bulunca tağut olmak için yarıştı!

Kötüler bin bir çeşit; kimi yakuttan, kimi zümrütten, kimi servetten, kimi kuvvetten, kimi devletten, kimi şehvetten, kimi puttan, kimi heykelden, kimi ideolojiden medet umar boşu boşuna. Bilmezler ki Allah’ın huzurunda hesap günü geldiğinde bunların hepsi döner çakıl taşına!

Öyle bir düzene mahkûm olmuşuz ki; iman küfre eşit tutuluyor, küfür de imana eşit. Bu düzende kötülerin müşterek istekleri; İslâm’ı unut, küfrü işit. İyiler bir çeşit, kötüler bin bir çeşit!

Bir tebessüm yeter iyilikten anlayana. Dünyalar önüne yığınsa da fark etmez iyilikten anlamayana. Kusursuz bir dünyada yaşamak istiyorsanız; kusura bakmayın kendi kusurlarınıza bakın.

İyilikle çözebileceğiniz düğümü kötülükle keserseniz, kötülerin eliyle hayattan kesilirsiniz. Susuzluğunu giderdiği kuyuya taş atan adamın susuzluktan ölmesi, adaletin yerini bulmasıdır.

Öyle bir düzene mahkûm olmuşuz ki; iyiler bizi bulmaz, iyileri bulmak ve çoğaltmak için yola çıktığımızda kötüler peşimizi bırakmaz!

Mutlu olmak için iyilik yeter kötülük gerekmez. Ruhunda kötülüklerin fidanını dikmiş olan iyilikbilmez. İyilikler kötülüklere, iyiler de kötülere galip olmadıkça mazlumların gözyaşları dinmez.

Biz Müslümanlar iyilikler peşinde koşanlar olarak birbirimize veliyiz. Kötülük düzeninin bekası için yolumuzu kesenler hep bir ağızdan yüksekle diyorlar ki; sakin olun, rekabete gerek yok hepimiz deliyiz!

Allah için bir iyilik yapmak, kötülerin harmanını ateşe vermektir. Hiçbir iyiliği hor görme, her iyilik cennet yolunda harcanmış bir emektir. Bize düşen kıyamet şartlarını da yaşasak iyiliklerin ve iyilerin sayısını çoğaltarak iyinin ve iyilerinin kıymetini bilmektir!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp