İsyanı çıkartan, algıyı yapan onlar, cezayı yiyen biz!

İsyanı çıkartan, algıyı yapan onlar, cezayı yiyen biz!


Rahmetli Hasan Karakaya Ağabey’in, Gezi olaylarının zirve yaptığı günlerde Akit gazetesindeki köşesinde yayınlanan yazı idi..

Basın İlan Kurumu’nun üç günlük resmi ilan kesme cezası vermesine gerekçe gösterdiği bölümdeki, olayların sıcak yaşandığı o günlerde muhatapların başka türlü sözden anlamayacağını dikkate alarak sarfedilen iki-üç kelimeyi çıkartarak o yazıyı aynen aktarıyorum:

“... Şu hâle bakın;

Adam ‘yüzde 70 oy’ almış ama ona ‘İstifa et’ diyorlar...

Verecek tek bir cevap var;

‘Erkeksen, maçan sıkıyorsa, yüzde 70 oy sen al, sen iktidar ol!’

Değilse, kes sesini!..

Hem ‘Demokrasi’ diyeceksin, hem ‘Demokratik tepki hakkımı kullanıyorum’ diyeceksin,

hem de polise taş ve molotof atarken yüzünü ‘maske’ ile gizleyeceksin!..

Ulan ‘...!’

Ulan ...!

Ulan ...!

‘Demokratik hak’ların ‘taş’larla, ‘molotof”larla, ‘tabanca’ ve ‘bıçak’larla istendiği nerede görülmüş?

Hem saldırıyorsun, hem de ‘Anneee!.. Polis beni dövdü’ diye ciyaklıyorsun!..

Polis niye dövdü seni?..

Nerede dövdü?..

‘Çay bahçesi’nden dönerken mi dövdü, yoksa ‘kütüphane’ veya ‘piknik’ten dönerken mi?..

Ulan, yolda yürüyen adamı polis niye dövsün, niye tazyikli su sıksın?.

Senin ne ‘bok’ işin vardı orada?...”

Yazı bu..

Yerden göğe kadar haklı, yerden göğe kadar gerçeklerle örtüşen bir yazı..

Gezi isyanı sırasında, yüzlerce kamu aracını kullanılmaz hale getiren Gezi’cilerin anlayacağı dilden yazılmış bir yazı..

Onlar polis aracını derdest ederlerse..

İçindeki polis memurunu kovalarlarsa..

Yakalasalar, linç edecekleri bir görüntü ile saldırılarını pervasızca gerçekleştirirlerse..

Sahipsiz kalan polis aracının camlarını kırar, lastiklerini bıçaklar, bir de yetinmeyip aracı ters çevirirlerse..

Yüz binlerce yetimin hakkı olan o polis aracına verilen zararı eleştirecek.. Kamu aracına yönelik saldırının yanlışlığını yazacak bir gazeteci çıkar..

Polis aracını deviren, bir de o polis aracının üzerine çıkıp zafer işareti yapıp, bunu bir de fotoğraflayıp sosyal medyada dağıtıp suç işlenmesini meşrulaştırmaya kalkışanlara hadlerini bildirir..

Rahmetli Hasan Ağabey’in yaptığı bu idi..

Yazı Akit’te yayınlanınca, Basın İlan Kurumu gazetemizden savunma istemişti..

Gezi’cilerin kamu araçlarına, kamu binalarına, özel araçlara, emniyet mensuplarına nasıl saldırdığını gösteren onlarca fotoğrafı ibraz ederek, göstericilerin şiddet içerikli eylemlerine karşı, gazetecinin de sert eleştiri hakkı olduğunu belirttik..

Açık söyleyeyim..

Basın İlan Kurumu’nun Yönetim Kurulu’ndaki bazı isimleri bildiğim için, ceza verilmeyeceği yönünde bir ümidim de yoktu..

Haklı olduğumuza yüzde yüz emindim..

Ama “Bu yönetim kurulundan, hukuka uygun bir karar çıkmaz” diye düşünüyordum. Yönetim Kurulu’ndaki özellikle üç isim için, “Bu kişiler oylamaya katılmasınlar.. Bunlar zaten Akit gazetesi ile mahkemelik isimler” diye itirazda bile bulunmuştum..

Kimdi o isimler?

Şimdilerde herkese basın özgürlüğü dersleri vermeye kalkışan, o tarihte AA Genel Müdürü sıfatıyla Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi olan Kemal Öztürk.

Vakıflar Genel Müdürü sıfatı ile yönetim kurulu üyesi olan Adnan Ertem.. 

Ve gazete sahipleri kontenjanından yönetim kurulu üyesi olan, şu an FETÖ üyeliğinden cezaevinde olan Alaaddin Kaya..

Bu üç ismin de bulunduğu yönetim kurulu toplandı, Akit’in üç günlük resmi ilanının kesilmesine karar verdi.

Düşünebiliyor musunuz..

AK Parti iktidarda.. AK Parti yargıda, kamu kurumlarında istediği atamayı yapıyor.. “Her yerde kadrolaştı” denilen bir dönemde.. AK Parti karşıtları isyan girişiminde bulunuyor.. Polislere saldırıyorlar.. Kamu araçlarını yakıp, yıkıyorlar.. Bu gösterilerdeki şiddeti eleştiren bir gazeteciye, “Tek adam ülkesi” diye eleştirilen Türkiye’de, siyasi iktidarın görevlendirdiği isimler oturup, resmi ilan kesme cezası veriyorlar..

Cezayı mahkemeye götürüyoruz..

Yargı, siyasi iktidarın oyuncağı ya..

Siyasi iktidarı savunan gazetecinin yazısına verilen cezanın, iki dakikada iptal edileceğini bekliyorsunuz ama..

Mahkeme de, “red” kararını veriyor..

Anayasa Mahkemesi’ne gidiyoruz..

Hani muhalefet diyor ya..

“Anayasa Mahkemesi üyelerini, Cumhurbaşkanı tek başına seçiyor. Böyle yüksek yargı olur mu?” diyorlar ya..

Siz de sanıyorsunuz ki..

Anayasa Mahkemesi’nin, yanlı karar vermesini asla istemem... Ama zaten, hukuka uygun karar verecek olsa..

“Polisleri taşlayan. Polis araçlarını yakan göstericilere yönelik hakaretler, resmi ilan kesme cezasına gerekçe olamaz” demesini beklerken..

Önceki gün Anayasa Mahkemesi’nin kararı açıklandı..

Tamamı, AK Parti döneminde Anayasa Mahkemesi’ne seçilen üyelerin kararı ile, Akit’e verilen üç günlük resmi ilan cezası hukuka uygun bulundu..

Bir yandan AK Parti’ye yönelik saldırılara bakın..

“Tek parti devleti.. Tek adam diktatöryası.. Tek adam yargısı” şeklinde oluşturulmak istenilen algılara bakın..

Ve, o “tek adam”lıkla suçlanan Cumhurbaşkanı’na yönelik girişilen isyana katılanların haklı gibi gösterilmesine bakın..

Seçilmiş Cumhurbaşkanı’na sahip çıkan gazeteye verilen cezaya bakın..

AK Parti iktidarının 12. yılında, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu’nu da..

Bu kurulun verdiği cezayı 2016’da inceleyen mahkemeyi de..

O mahkemenin kararını denetleyen 2020’nin Anayasa Mahkemesi’ni de..

Hâlâ..

Hukuka uygun karar verecek isimlerden oluşturamamış!

Gelin dövünmeyin..

Gelin de, halimize ağlamayın..

Bu karar, tek başına Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu özetliyor..

Kavgayı başlatanlar onlar..

Cezayı yiyen biz..

Tek adamlıkla suçlanan Erdoğan..

Erdoğan’ın atadıkları tarafından mahkum edilenler, Erdoğan’ı savunanlar..

Google+ WhatsApp