İşte önerdiğiniz “çağdaş hayat”!

İşte önerdiğiniz “çağdaş hayat”!


Erkek veya kadın ayrımı yapmadan söylüyorum..

Her iki cinsten insanlar için de aynı uyarıları tekrarlıyoruz..

“Yapmayın etmeyin” diyoruz..

“Dinimizde haram, örfümüzde yok.. Şu kadın-erkek ilişkilerinde gençleri aldatmayın, yok böyle bir özgürlük hülyası” diyoruz.

Anlatamıyoruz..

“Seviyeli birliktelik” diyorlar..

Sözlerimizi boğazımıza düğümlüyorlar..

“Erkek arkadaşı ile ..” veya “kız arkadaşı ile ...” başlayan cümlelerle, kız-erkek ilişkilerine “sınırsız özgürlük” talepli güzellemeler yapıyorlar..

“Sonu nereye gider, tahmin edemiyor musunuz” diyoruz.. 

Maalesef dinletemiyoruz..

“Aaa.. Sizin de işiniz gücünüz hep kötülük.. Hangi çağda yaşıyoruz kuzum” diyorlar.. Söyleyeceklerimizi ağzımıza sokup, mühürü de basıyorlar..

“Sizin önerdiğiniz, normal göstermeye çalıştığınız bu dünyada, nerede ise her akşam başka birisi ile çıkmak örneklerinin neyini savunuyorsunuz?” diyoruz..

“Aaaa.. Size mi soracağız ayol. Dünyaya kaç defa geleceğim. Eğlenmek bizim de hakkımız” diyorlar..

Söylediğimize söyleyeceğimize bizi pişman ediyorlar.. 

Yine tekrar ediyorum..

Toplumda genel olarak, bayanlar için bu uyarılar yapılsa bile..

Ben ayrım yapmıyorum.

Kızlarımız için de erkeklerimiz için de aynı uyarıları tekrarlıyorum..

“Sözlerim iki taraf için de geçerli” diyorum..

Ataerkil toplumda, erkek çocukların yaptıklarına, “hovarda”lık tanımlamasında bulunulurken, kız çocuklarınınkine buraya alıntılayamayacağım ağır ifadelerle sıfatlandırılmasının ayrımcılık olduğunu, erkeğin yaptığı ne kadar yanlış ise, bayanlarınkinin de aynı ağırlıkta yanlış olduğunu hatırlatarak söylüyorum..

“Mutlu bir dünya hayatına, dünya eğlencelerinin peşinde koşarak değil, dinimizin kavramlarının peşinde yürüyerek ile ulaşabiliriz” diyoruz.. 

Adeta, “Bu moruk ne anlatıyor” muamelesine tabi tutuluyoruz..

“Haydi bekar olanların gezip-dolaşmalarına ‘evlilik amaçlı tanışma’ diyorsunuz.. ‘Bak, taraflardan birisi evli. Peki, taraflardan birisi evli olduğuna göre.. Kadın tarafı, erkek tarafı ayrımı yapmadan iki taraf için de söyleyelim: Bu arkadaşlığın ne amacı olabilir? Cafelerde, barlarda, pavyonlarda dolaşmanın, gezmenin-tozmanın amacı ne olabilir.. Evli olduğu halde bir başkası ile gezen erkek ise, ikinci bir kadının mağduriyeti, evli olduğu halde başkası ile gezip dolaşan bayan ise, ikinci bir erkeğin mağduriyeti sözkonusu” diyoruz.

Yine, “Sıkıldım, anlamıyor musunuz? Sıkıldım. Patlayacağım haa.” sözleri ile karşı karşıya kalıyoruz..

Sonuçta, gençlerin aldatılmasına engel olamıyoruz..

Somut olayımız ne?

Vahşice işlenmiş bir cinayet..

Bir cinayet desem de..

Tek örnek değil..

Onlarca, yüzlerce örnek.

Son somut örnekten hareket edelim.

Evli bir erkek..

Öyle muhafazakar falan değil.. Sonuçta birilerinin tanımladığı üzere, kadın görünce saldıran, cinsi özgürlüğü baskılanan bir kimlik değil..

Tam da çağdaş yaşam tiplemesine sahip, laikçi-seküler hayat tarzına inanmış birisi..

Dahasını söyleyeyim..

Sosyal medyada yaptığı paylaşımlara baktığınızda, CHP’li bir erkek..

Evliliğinden, bir de kız çocuğu var..

Eşi bir yanda..

O, üniversiteli bir genç kızla dolaşmaya başlamış..

Kimseyi tekil olarak suçlamıyorum.

Bütün toplumu, hepimizi suçluyorum..

Bu ilişkilerdeki yanlışlıkları, topluma kabul ettiremeyen muhafazakarlar olarak önce kendimizi suçluyorum..

Sorumluluğu kabul ederek, somut olayı aktarmaya devam ediyorum..

Olayın bir tarafı, kendisini şöyle savunacak..

Diğer taraf şu an kendini savunabilecek durumda değil, yakınları olayı anlatmaya çalışacak..

Ama anlatılanlardan bağımsız olarak.

Karşımızdaki tablo şu:

27 yaşındaki genç bir kız..

Üniversite okuyan bir kız..

Boğularak öldürülüyor..

Yetmiyor..

Yakınlarının, bakıp da belki hayallerinde “son görüntüsü” olarak donduracakları bir hatıra da olmamasına sebeb olacak şekilde cesedi çöp variline konulup yakılıyor..

Bir de üzerine beton dökülüyor..

Haydi bakalım, çağdaş bir kafanın bakış açısı ile bu olayı çözün..

Nasıl çözebilecek iseniz..

“Evlilerin de başkaları ile birlikte olma özgürlüğü ve hakkı vardır” diyorsanız..

“Zina suç olmamalı, sadece eşe boşanma davası açmak için bir gerekçe olabilir” diyorsanız..

“İş arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, üniversite arkadaşlığı” ve diğer bahanelerle, gözümüz gibi korumamız gereken evlilik kurumunu baltalayıp, insanları evlilik dışı ilişkilerine toplum olarak itekliyorsak..

Buyrun, bu cinayetleri nasıl önleyebilecek isek, söyleyin de önleyelim..

Bir çözüm getirin..

Siz ne istediniz ise, yapıldı..

“Mustafa Kemal’in getirdiği çağdaş hayat koşulları sağlanmalı” dediniz..

İşte size, M. Kemal’i "idol" olarak kabul eden bir erkek..

“Kız erkek ilişkilerini, birbirlerini gördüklerinde öcü görmüş gibi tavır alma psikolojisinden kurtararak düzenlemeliyiz” dediniz..

Tam sizin istediğiniz gibi bir erkek profilini karşımızda görüyoruz..

“Bu AK Parti var ya, bu Ak Parti. Ellerinden gelse, bütün eğlence merkezlerini kapatacak..” algısı oluşturdunuz.. 

İşte size, eğlence merkezlerinin hiçbir kayıtla sınırlı olmaksızın açık olması gerektiğini sosyal medya hesaplarında dillendiren bir erkek tiplemesi..

“Evli olanların, gezmeye-dolaşmaya hakları yok mu? Onlar da eşleri dışında insanlarla gezmeye hakları vardır” diyordunuz..

Buyrun..

Tam da sizin istediğiniz türden bir erkek kimliği.. Geziyor.. Dolaşıyor...

Kafasına esince, boğup öldürüyor..

Yakıyor.. Üzerine bir de beton döküyor..

Ha atlamadan söyleyelim..

Evli erkeğin yakınları da, "suç"u öldürülen kızda buluyor..

"Aslan"larında hiçbir kusur yokmuş!..

Yakındır, İzmir Baro Başkanı çıkıp, üç kuruş para uğruna, bu erkeğin avukatlığını üstlenirse..

“Biz suçu değil, suçluyu savunuyoruz” derse..

Hiç şaşırmam..

Google+ WhatsApp