İşte çağdaş hayat, işte lüküs hayat!

İşte çağdaş hayat, işte lüküs hayat!


Libya’da, Akdeniz’de, Suriye’de sıcak olaylar yaşanırken..

Hatta Kandil’e yapılan operasyonlarla kırmızı listeden isimlerin etkisiz hale getirildiği bir gündemde, “Yeşim Salkım ne ola ki, Hakan Uzan ne ola ki?” diyebilirsiniz..

Ama yapılan itiraflar o kadar önemli ki..

Hemen hepimizin hayatına öyle dokunuyor ki..

Tüm Türkiye’yi teslim alan kadın-erkek ilişkilerindeki riyakârlıkları öylesine deşifre ediyor ki..

Tercihimi, Yeşim Salkım’ın itiraflarından yana kullanmak zorunda kaldım.

Tercihim, belki şu açıdan da haklı olabilir..

Aile yapımız güçlü ise, toplumumuz güçlü olur. Toplumumuz güçlü ise devletimiz güçlü olur..

Devlet güçlü ise, Libya’da, Akdeniz’in tümünde, Suriye’de, Kandil’de daha farklı görüntüler verirsiniz.. Dosta gurur, düşmana korku verirsiniz..

Bu çerçevede, sıcak gelişmelerin olduğu bir gündemde, beni magazin konular yazıyor eleştirisine tabi tutmadan okumanızı istirham ederek, Yeşim Salkım’ın ibretlik itiraflarına geçelim..

Hemen belirtelim. Şarkıcı-oyuncu Yeşim Salkım’ın da.. Zehirlenen toplum yapımızda yüz binlerce genç kızımızın da ideali, zengin bir erkekle evlenip, rahat bir hayat sürmek..

Erkeklerin de ideali, huyda değil de görünüşte güzel birisi ile evlenmek diyemeyeceğim..

Dönemlik ilişkilerde bulunmak..

İşte bu idealler ekseninde, Yeşim Salkım, işadamı Hakan Uzan’ı bulmuş.

O tarihlerde Türkiye’nin ilk beş zengini arasına girecek konumdaki Uzan ailesinin veliahtı Hakan Uzan da magazin dünyasında kendisinden söz ettiren şarkıcı Yeşim Salkım’ı bulmuş..

Hani evlenmelerine bir şey demiyorum ama..

Yeşim Salkım’ın şu itiraflarını nereye koyalım:

“Evlendiğim gün ‘Ben ne yaptım’ dedim. Ben onun gözünde bir eşyaydım.

Evlenmiştik ve bitmişti. İhanet tanıdığım bir histi. Benim ailem de böyle yıkıldı. “

Türkiye’nin en zengin isimlerinden birisi ile evleniyorsunuz.. Evlendiğiniz gün anlıyorsunuz ki, “Siz bir eş, bir anne, bir hayat arkadaşı değil. Bir eşyasınız!”

İşte kadın cinayetlerinin belki % 90’ında tarafların birbirine bakış açısı işte bu..

Hz. Peygamberin “kadınlar size, Allah’ın bir emanetidir” uyarısına, “Ben emanet memanet değilim” diyerek afra tafra yapanların hemen hepsi, aslında Yeşim Salkım’ın hatırlattığı “Bir eşya idim” gerçeğini yaşadılar, yaşıyorlar, yaşayacaklar..

Çünkü, kız tarafı çağdaş hayat yanlısı. Genelde de öyle.. Bu somut örnekte de öyle..

Erkek tarafı mı?

“Çağdaş hayat yanlısı” bayanı seçen erkeğin başka bir görüşü, başka bir hayatı nasıl olabilir ki..

Erkek tarafı konumundaki Hakan Uzan da, aynı kafadan..

Son açıklamasından örnekleyerek söyleyeyim..

“Ayasofya’nın açılması”nı, “halifelik sembolik olarak da olsa gelsin mi” tartışmalarını bile, “laiklik histerisi” ile karşılayan, “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye cevaplayan, sözümona çağdaş bir kafa..

Türkiye’ye, tarihi boyunca atılmış en büyük kazığın faili konumundaki Uzan ailesinin oğlu olan Hakan Uzan, kalkmış, “Türkiye laiktir, laik kalacak” diyor..

Bir tarihte resmi nikahlı eşi olan kişi ise, “Beni eşya olarak görüyordu” diyor..

Bu ikisini birleştirdiğimizde, şunu söyleyebiliriz: “Aslında laiklik, lafını eden herkesin elinde bir eşyadır.. Aynen, ‘kadın hakları’ diye önümüze çıkanların gözünde, kadının eşya gibi görülmesinde olduğu gibi.”

Kamuoyu önündeki süslü hayatların arkasındaki, riyakârlıkları, gizlenen kirlenmeleri, rezaletleri görüyor musunuz?

Süslenen hayatların arkasında, ne kadar iğrençliklerin olduğunu anlayabiliyor musunuz..

Devam ediyoruz, şarkıcı-oyuncu Salkım’ın itiraflarına:

“İhanet tanıdığım bir histi. Benim ailem de böyle yıkıldı.”

İşte görüyorsunuz..

Siz ne kadar ünlü olursanız olunuz. Ne kadar ekonomik özgürlüğünüzü kazanmış birisi olursanız olunuz..

Ne kariyeri yapmış olursanız olunuz..

Kadın olarak, ihanete uğruyorsunuz..

Öyle ise çözüm, ekonomik özgürlüğü kazanmakta değil. Çözüm, güzel olmakta, ünlü olmakta, kariyer sahibi olmakta değil..

Çözüm, “Kız çocuğumuz yaptığında verdiğiniz tepkinin aynısını, erkek çocuğumuz yaptığında da gösterebilmek, ‘ay benim hovarda oğlum’ dememekte.”

Bunu yaparken de ilerde hesap vereceğimiz yüce varlığın bildirdiği referanslardan hareket etmekte.

İslam; erkek için de kız için de ihaneti ve evlilik dışı ilişkiyi, aynı müeyyideye tabi tutmuş, çünkü..

Toplumda erkek için övgü aracı olarak kullanılan “hovardalığı”, İslam kabul etmemiş..

Kız için de erkek için de aynı müeyyideye bağlamış.

Buna riayet etmediğinizde..

Bir günlük, iki günlük, bilemediniz bir aylık, iki aylık bir süslü dönemden sonra..

Makyajlar dökülüyor..

Gerçekler karşınıza çıkıyor..

Şarkıcı Salkım’ın anlattıklarından öğreniyoruz ki, yaşadığı ihanet, ailesindeki tek olay da değil.. Çok sevdiği, hatta nerede ise taptığını söylediği babası da annesine ihanet etmiş zaten..

Bir başka kadından, çocuğu bile olmuş..

İşte çağdaş hayat. İşte lüks hayat.

İşte “dini temelleri” dikkate almayan, ilkesiz hayat..

İşte, “Dünyaya bir daha mı geleceğim kardeşim. Geldiğime göre, hayatımı yaşayacağım” şeklindeki bakış açısı ile zehirlediğimiz gençlerimize, anlatmadığımız gerçekler..

Yeşim Salkım’lar önemli değil.. Hakan Uzan hiç önemli değil..

Onlar, birini bırakır, diğeri ile yaşarlar.. Öyle de yapmışlar zaten..

Ama toplumumuza idol gösterilenler bunlar.

Gençlerimizin hayran hayran izledikleri kimlikler, bunlar..

Evli erkek tarafından öldürülen Pınar Gültekin’lere süslü gösterdiğimiz hayatlar bunlar.

17 yaşında iken, bir işadamının şımarık oğlunun evinde ölen Duygu Delen’lere güzel gösterdiğimiz hayatlar bunlar..

Gazetelerin sayfalarında, televizyonların dizilerinde göklere çıkarttığımız hayatlar bunlar..

Lise çağından vazgeçtik, ortaokul çağındaki kız çocuklarımıza-erkek çocuklarımıza meşrulaştırılarak anlatılan hayatlar bunlar..

“Aaa.. Evli erkeğin kadın arkadaşı olamaz mı?” diyerek geldiğimiz yer burası..

“Aaaa. Evli erkeğin kadın arkadaşı oluyor da evli kadının erkek arkadaşı niye olmasın, hangi çağdayız ayol” söyleminin bizi getirdiği yer burası..

Google+ WhatsApp