İstanbul’da CHP’li belediye dönemini ve Türkiye’de CHP iktidarını Allah bu millete bir daha yaşatmasın!

İstanbul’da CHP’li belediye dönemini ve Türkiye’de CHP iktidarını Allah bu millete bir daha yaşatmasın!


İstanbul’da CHP’li belediye dönemini ve Türkiye’de CHP iktidarını Allah bu millete bir daha yaşatmasın!

 

 

Şehir içinde çöp dağlarını özlemedim…

Patlayan çöplükleri özlemedim…

Akmayan muslukları çaresizlik içinde seyretmeyi, ramazan günü çoluk çocuk onbeş dakikalık yoldan bidonlarla su taşıyıp beşinci kata çıkarmayı özlemedim…

Arada bir mahalleye gelen su tankerinin önünde, bir bidon su için saatlerce kuyrukta beklemeyi özlemedim…

Yağmur yağdırmak için bombalanacak bulutların İstanbul üzerine gelmesi için gökyüzünü gözlemeyi özlemedim…

Genel Müdürü tarafından İSKİ’nin soyulmasını özlemedim…

Gelmeyen belediye otobüslerini beklemeyi özlemedim…

Asfaltı iflas etmiş, kaldırımları bozulmuş delik deşik yollarda heba olmayı ve arabamı heba etmeyi özlemedim…

Hayatlarını biraz olsun kolaylaştıracak hiçbir yatırım yapılmadığı için evden çıkamayan engelli vatandaşlarımızın olmadığı bir İstanbul’da yaşamayı özlemedim…  

Haliç’in berbat kokusunu ve İstanbul’un kirli havasını içime çekmeyi özlemedim…

Özet olarak, CHP’li belediye başkanları tarafından yönetilen il ve ilçelerdeki hizmetsizliğin bütün İstanbul’a yayılmasını özlemedim…

IMF’ye mahkûm olmayı özlemedim…

Lüksemburg’dan bir milyon dolar kredi alabilme uğruna doksan takla atan Türkiye’yi özlemedim…

ABD’nin, AB’nin ve İsrail’in kuyruğuna takılmış Türkiye görüntüsünü özlemedim…

Bu arada, bana sosyal medyadan “Kör müsün, yoksa basiretin mi bağlandı, Türkiye’nin iflas ettiğini görmüyor musun?” diye yazan andavallılara da birkaç sözüm var...

Kör değilim: Olsaydım, sizin gibi, yapılan hizmetleri görmezdim. Çok şükür basiretim de açık: CHP’nin Türkiye tasavvurunun Türkiye’ye büyük zararlar vereceğini biliyorum. 

Kesintisiz 27 yıl süren eski CHP döneminde, heykel dışında hiçbir şey yapılmadığının farkındayım. Yakın geçmişte arada bir hile-hurda ile (ya darbe şaşırtmacası ya da milletvekili transferleriyle) iktidar olduklarında millete yaşattıkları yoklukları, kuyrukları ve kültürel olumsuzlukları da henüz unutmadım. Başörtüsü zulmüne çanak tutanları, başörtülü ilk milletvekiline parmağını dikerek, “Bu kadını dışarı atın” diye çığlık çığlığa bağıranları (Bülent Ecevit), her darbeyi destekleyen CHP yöneticilerini hafızam taptaze saklıyor. 

Genel Müdür Kılıçdaroğlu’nun çöplüğe çevirdiği SSK hastaneleri, bugün beş para ödemeden hizmet veren beş yıldızlı devlet hastanelerine dönüştü. 

Türkiye baştanbaşa havalimanlarıyla, otoyollarla, bölünmüş yollarla, geçitlerle, tünellerle, hızlı trenlerle doldu…

Düne kadar uçağı sadece evinin çatısından seyredebilen gariban köylülerle uçaklar doldu. Türkiye dünyanın en büyük havaalanına sahip, kendi silahını, akıllı mühimmatını, İHA›sını, SİHA’sını, helikopterini, füzesini yaptıktan sonra, uzay merkezi de kuran bir devlet oldu…

Bir ucunda ABD gibi dünyanın en güçlü ekonomisine sahip bir devletin bulunduğu ekonomik saldırıları atlattı: Dövizi dizginledi…

Amerika’yı Suriye’den püskürttü. Koskoca ABD Türkiye’nin kararlı duruşu sayesinde tasını-tarağını toplayıp inine çekilmek zorunda kaldı…

PKK/PYD tükenme noktasına geldi. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı tutumu sayesinde, ülkemiz, 15 Temmuz işgal hareketini mümkün olan en az zararla savuşturdu. FETÖ hayatının en güçlü darbesini yedi. Müntesipleri şimdi hesap veriyor. Öte yandan herkesi maaşa bağladı, neredeyse maaşsız insan bırakmadı.

Olmadığını söylediğiniz demokrasi konusunda, Türkiye, öyle bir aşamaya geldi ki, Metin Akpınar, Müjdat Gezen, Uğur Dündar gibi “üç ahbap çavuş”,televizyondan uluorta Cumhurbaşkanı’nı tehdit edebildiler. “Bacaklarından asmak”tan, “mahzenlerde zehirlemek”ten dem vurabildiler.

Size de tavsiyem şu: Siyasi iktidara muhalefet etmek için olanı olmamış gibi görmeye, yapılanları yok saymaya, iyi olanı kötü göstermeye gerek yok. Bu yaklaşım inandırıcılıktan uzaktır.

Eleştirin: Ama eleştirmenin de bir ahlâki, namusu ve adabı var. Yeri geldiğinde ben de eleştiriyorum: Milli Eğitim’de, Kültür Bakanlığı’nda, Aile Bakanlığı’nda yanlış atılan ya da atılması gerektiği halde atılamayan adımları söylüyorum. Ama hizmetleri inkâr etmiyorum, yapılan güzel şeyleri görmezden gelmiyorum, doğru yatırımları teğet geçmiyorum. Sizin gibi, “Bu iktidar ne yaparsa yanlıştır” veya bazıları gibi, “Bu iktidarın her yaptığı doğrudur” modunda değilim.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp