İstanbul’a yakışır bir müze

İstanbul’a yakışır bir müze


İstanbul’a yakışır bir müze

 

 

İstanbul’un en mühim eksiklerinden birisinin müzecilik sahasında olduğunu düşünüyorum. İstanbul’da onlarca müze olması, hattâ yenilerinin de yolda olması bu gerçeği değiştirmiyor.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Müzecilik işi en başta mekânsal bir mesele. Teknik manâda donanımı mükemmel bir müze, mekân îtibârıyla “kenar” sayılabilecek bir yere yapılırsa maksat hâsıl olmayacaktır. Bunun çeşitli misâlleri de var. Bu, şehrin kenar semtlerinin müzelerden nasibini almaması gerekir, şeklinde değerlendirilmemelidir. Belki tematik müzeler bu alanlara kaydırılabilir. Ama klâsik manâda müzelerin “kültürel” manâda işlev görebilmesi için mutlak sûrette merkezde veyâ merkeze yakın bir yerde konumlanmış olmaları gerekiyor.

Dünyâda merkez müzelere verilebilecek çok sayıda misâl olduğu âşikârdır. British Museum, Louvre ve Berlin Müzesi akla hemen gelen misâllerdir. Şu kabûl edilmelidir ki, İstanbul’un bu manâda bir müzesi yoktur. Dünyâca tanınan ve bilinen Topkapı Müzesi veyâ İstanbul Arkeoloji Müzesi, sınırlı kapasiteye sâhiptir. Müzelerdeki kapasite dolduğu için çok sayıdaki eser depolarda yatmaktadır. Bu da ek bir bakım meselesini doğurmakta, hattâ zaman içinde eserlerin bâzıları zarar görmektedir.

Klâsik müzecilikte tesirli olan ve çekim doğuran sâiklerden biri de, müze binâsının niteliğidir. Bu binânın kendisi de târihî bir değer taşımalıdır. Tarihî eserleri modern, hattâ ultra modern müze binâlarında sergilemek ziyâretçilerde soğuk bir izlenim bırakmaktadır. Hoş, bu konuda farklı düşünceler olduğundan da haberdârım. Modern müze binalarının, “eski”yi daha da belirginleştirecek olduğunu ileri sürenler de var. Ama ben pek o kanaâtte değilim. Bu tarz denemelerin belki kısmî olursa bir tesiri olabileceğini düşünüyorum. Meselâ Louvre Müzesi’ne eklenen cam piramit, ilk günlerde Parisli kültür muhafazakârlarını çileden çıkarmış, büyük tartışmalara sebep olmuştu. Zaman içinde alışıldı . Artık rahatsız edici görülmüyor. Belki de bu kontrast görsel unsur, Louvre’u daha da belirginleştiriyor.

İstanbul’daki mesele şu: Târihî yarımadanın en yoğunluklu olduğu Sultanahmet ve civârında, ihtiyâca cevap verebilecek bir alan ve yapının mevcût olmadığını görüyoruz. Evet, belki meydanı kuşatan Eski Defterdarlık Binâsı gibi binâlar düşünülebilir. Ama bunun da yeterli olacağını zannetmiyorum. Darphâne binâları imdâda yetişebilir mi? Topkapı Sarayı’nı çevreleyen bu binâlar, hukûkî açıdan sorunlu ,çok taraflı çekişmelerin konusudur. Metrûk durumda olan ve ziyâretçileri hüzünlendiren bu yapıların âkıbeti şimdilik maalesef meçhûldür.

Kapsamlı ve prestijli İstanbul Müzesi için benim şahsî düşüncem Selimiye Kışlası’dır. Evet, bu binânın temellerinde de trajik bir yıkım vardır. Mâlûm, Selimiye Kışlası III.Selim devrinde, klâsik Osmanlı mimârîsinin en nâdide numûnelerinden birisi olan muhteşem Yazlık Saray’ın yıktırılmasıyla kazanılan alan üzerine yapılmıştır. Gideni geri getirmek kâbil olmuyor. “Keşke olmasaydı” demekten başka yapacak bir şey yok. Turgut Cansever, 19.Asır’da yapılan Barok, Rokoko, Art Nouveau yapıların cümlesini bir mimârî çöküş alâmeti olarak görüyordu. Ama bugün yaptıklarımız onlara rahmet okutan cinsten…

Selimiye Kışlası muazzam bir yapı. Elyevm 1.Ordu’nun karargâhı olarak vazife gördüğünü biliyoruz. 15 Temmuz tecrübesi, bir zamanlar şehir dışında konumlanan; lâkin şehrin yayılması ve büyümesi neticesinde şehir içinde kalan kışlaların tasfiyesi ihtiyâcını gündeme getirdi. (1.Ordu’nun 15 Temmuz’da kahramanca ve haysiyetli bir direniş göstermiş olduğunu unutuyor değilim). Bu kapsamda Selimiye Kışlası’nın da bu sürece dâhil edilmesi normâl karşılanmalıdır. Selimiye Kışlası, İstanbul’a yakışır ve onun adını taşıyacak bir müzeye, İstanbul Müzesi’ne ev sâhipliği yapabilir. Ziyâretçileri Târihî Yarımada’dan kısa ama zevkli bir yolculukla oraya ulaştırmak da zor olmasa gerekir.

Tabiî ki bu, Kışla’nın etrâfını, Haydarpaşa da dâhil olmak üzere şenlendirmeyi ve bir câzibe merkezi hâline getirmeyi ihtivâ eden daha kapsamlı bir projenin içinde hayat bulabilir.

Ne dersiniz, yakışmaz mı?

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp