İstanbul Sözleşmesi yaşatmaz ama, şu kesin: Halil Sezai öldürür!

İstanbul Sözleşmesi yaşatmaz ama, şu kesin: Halil Sezai öldürür!


Halil Sezai adında bir şarkıcı varmış.

Aynı zamanda oyuncu imiş.

Tanımıyorum..

Kendisi hakkında olumlu olumsuz bir bilgim yoktu.. 

Taa ki, dün 67 yaşında bir kalp hastası insanı tekme tokat dövme görüntüleri internet sitelerine düşene kadar..

Vicdansızca, kendisinden çok daha yaşlı bir insana atılan yumruklar, tekmeleri izledikçe, bu nasıl bir insan diye kendime sorarken..

Ardından gerçek ortaya çıktı..

Beyefendi tam da laikçi kesimin örnek gösterdiği, alkış tuttuğu bir isim imiş..

Nereye kadar?

Tayyip Erdoğan’a saldırılardan başlayın..

İstanbul Sözleşmesi’ne ölümüne destek verene kadar..

Dahasını söyleyeyim..

15 Temmuz darbe girişiminde, hainlere direnmek için sivil insanların sokağa çıkmasına karşı gelecek kadar.. Özellikle de halkı sokağa çağıran Cumhurbaşkanı’na yönelik olarak, “Bu memlekette polis var, meclis var, yargı var! Millet sokağa çıkıp askerle mi çatışsın? Bu nasıl mantık? Derdiniz ne? Bu nasıl çağrı” diyebilecek kadar azılı bir Tayyip Erdoğan düşmanı..

“Bu memlekette polis var” diyen Halil Sezai..

Ülkenin hainlere teslim edilmemesi gibi soylu bir direniş değil..

Tırışkadan bir tartışma sonrasında.

“Bu memlekette polis var” demiyor..

Eğer kendisine yönelik bir haksız engelleme veya şikayetçi olabileceği bir problemli durum var ise, gitmesi gereken polise müracaat etmiyor..

Yumruk, tekme, hatta eline geçirdiği ne varsa, 67 yaşındaki adama saldırıyor..

Darbecileri önlemek sözkonusu ise, “ne yani bu millet asker ile mi çatışsın” diyor da..

Kendisine..

“Ne yani, bir şarkıcı, hem de izleyenlerine gülücükler eşliğinde, ‘sevgi, dostluk, aşk’ kavramları ile hitap eden birisi, adından, yaptığı işten utanmıyorsa, sevenlerinden utanmalı da kalp hastası bir adama sille tokat girişmemeli” demiyor..

Diyemiyor..

Fırsat eline geçince, kendi yaşıtı birisi de değil.. Dedesi yaşındaki bir insana.. Hem de tek başına da değil.. Yanındaki genç arkadaşları ile birlikte, sokak dayağı atan Halil Sezai’ye, ilk yardım kimden geliyor?

CHP eski milletvekili Eren Erdem’den..

Yaşlı bir adamı dövmekten dolayı ifadeye çağrılan Halil Sezai için, hemen devreye girdiğini, avukatların görevlendirildiğini, bir sorunun olmadığını açıklıyor, CHP eski milletvekili..

Hani bu adamlar şiddete karşı idiler!. 

Hani bunlar, şiddete başvuranların en ağır cezalara çarptırılmaları gerektiğini söylüyorlardı!

Ne oldu!?

Dayakçı adam kendi şarkıcıları çıkınca.. 

Dayak yiyen değil, dayak atan kendi adamları olunca..

Saflar değişti mi?

Bu sefer şiddetten yana mı oldunuz?

Niye ki?

Soruyorum ama, usulen soruyorum..

Cevabını çok iyi biliyoruz..

Cevabı ne?

Halil Sezai, amansız bir Tayyip Erdoğan düşmanı da onun için, kendisine bu destek veriliyor..

Sadece darbeye direnin çağrısında karşı çıkmıyor, Tayyip Erdoğan’a, fırsat buldu mu, konserdi, şarkı idi, müzik idi demeden..

Anında tıynetini gösteriyor, Halil Sezai efendi..

Mesela?

Bir konser sırasında, bakın izleyenlerine neler diyor:

“Bizim ne suçumuz var ben anlamadım. Yaklaşık 36 senedir yaşıyorum ne bir bilim, ne bir felsefe, ne bir sanat, ne bir spor dalında dünyada herhangi bir şey de göremedim. Hiçbir şey göremedim ve bundan bıktım artık, sıkıldım, çok sıkıldım.”

Yaa..

Halil Sezai efendi sıkılmış..

Sıkıldığı için de artık bilim yapmaya karar vermiş olmalı! Bilim nasıl yapılır?

Şöyle yapılır..

Alırsınız karşınıza 67 yaşında bir yaşlı adamı.

Eğer kalp hastası ise, bu da ayrı bir tercih sebebi olur..

Bir yumruk atarsınız..

“Bakalım devriliyor mu” diye, bakarsınız..

Devrilmedi mi?

Kafasını kollarınızın altına alır, bir de diz geçirirsiniz..

Sonra bir daha bakarsınız..

Bakalım, adam devriliyor mu?

Bilimsel çalışma bu..

Öyle faraziyelerle uğraşmayı bırakmalı..

Birebir bir bilimsel çalışmalar yapılmalı..

Bilimsel çalışmada da en önemli özellik, uygulamalı çalışmalar.

Pratik yani..

Halil Sezai de 36 yaşına geldiği bir dönemde, ülkede bilim diye, sanat diye bir şey olmadığından şikayetle, işte böyle, 67 yaşındaki adamı döverek, bilime başlamış.

Yumruğu vururken de sanatı ihmal etmemek için, “500 tane kamerası olduğunu bilmiyor muyum, komşum olan o adamın” diyerek, “Dayak atarken, bunun filminin çekilmesini de özellikle istedim. Yoksa, kamerası olmayan bir komşumu rahatlıkla tercih edebilirdim, bir başkasını dövebilirdim yani” diyor..

Neyse ki, tam da Halil Sezai’nin istediği gibi, komşuya atılan dayak, hem 67 yaşındaki adama vurulan yumrukların ne kadar etkili olduğu konusunda bilimsel bir deney oluyor, hem de çekilen kamera görüntüleri çok net olduğu için, sanatsal bir işlev de görülmüş oluyor..

Halil Sezai, klasik bir her şeye itiraz eden istemezükçü. Kaz Dağları’nda malum kesimle hareket ediyor.

Gezide malum kesimle.. Atatürkçülükte malum kesimle.. 

Veee.

Son ayların gündem maddesi olan İstanbul Sözleşmesi’nde yine aynı kesimle birlikte hareket ediyor..

İstanbul Sözleşmesi hakkında çok derin görüşleri de var..

Hani, kadına karşı şiddeti önleme adı altında; gayliği, lezbiyenliği meşrulaştırmak için çıkarılan İstanbul Sözleşmesi var ya.

O sözleşmeye de bakın Halil Sezai ne güzellemeler yapıyor:

“İstanbul Sözleşmesi Nedir? Kimi Korur? Kimden Korur? Nerede Korur? Neye Karşı Korur? Nasıl Korur? hepsini teker teker anlatmaya çalıştık” diye bir çalışmaya destek veriyor..

“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” diye bitiriyor.. 

Ben de bunu tamamlayayım:

“İstanbul Sözleşmesi yaşatmaz ama. Kesin olan bir şey var ki, Halil Sezai öldürür!”

Öyle ya..

Halil Sezai efendi, “İstanbul Sözleşmesi nedir, kimi korur” vesaireyi irdeleyeceğine..

“İnsanlık nedir, insan olmak kimleri korumak demektir.. Nerede korumak demektir.. Hangi sokak eşkıyalarına karşı korumak demektir” gibi sorulara cevap arasaydı..

Şimdi 67 yaşındaki adamın üzerine, bir hayvan gibi saldırmanın rezilliği altında ezilmeyecekti..

Değil mi, Halil Sezai efendi?

Değil mi, Halil Sezai efendi için ücretsiz avukatlığa soyunmak isteyip, ama bir türlü cesaret edip, bu aşamada kafayı kaldıramayan, Tayyip Erdoğan düşmanları..

Google+ WhatsApp