İstanbul seçimleri ABD’yle mücadeleyi yumuşatır mı?

İstanbul seçimleri ABD’yle mücadeleyi yumuşatır mı?


İstanbul seçimleri ABD’yle mücadeleyi yumuşatır mı?

 

 

Adı üstünde ‘küçük grup’.. Ama mide bulandırır...

İngiltere, Fransa, ABD, S. Arabistan, Ürdün, Paris’te toplandı. Konu Suriye ve kuzey bölgesinde uygulanması beklenen ‘güvenli bölge’. Avrupa ve Arap ülkeleriyle yapılacak toplantılar sonunda Türkiye ile nihai bir anlaşmaya varılması umuluyor!

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Daha küçük ve daha mide bulandırıcı olanı da var, yazdık, Paris’le aynı gün (Pazartesi) bir başka toplantı vardı; Suriye/İran/Yüzyılın Planı başlıklarını konuşmak üzere Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolai Patrushev, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Şabat Kudüs’te bir araya geldi...

Kudüs, Paris, aynı verevi devam ettirdiğinizde Baltık! Pek nadir bir vaka gerçekleşti, Alman hava kuvvetlerine ait iki Eurofighter savaş uçağı çarpışarak düştü!

Baltık, NATO ve Rusya’nın birbirlerine sık diş gösterdiği bir coğrafya. Daha yeni, ayın 8’inde içinde Türkiye’nin de bulunduğu 18 ülke dev bir NATO tatbikatı yapmıştı. Yani yer manidar. Zamanlama manidar. Uçaklar ayrıca manidar! AB yapımı. ABD’nin, Almanya ve Fransa üzerinden yürütmek istediği NATO, Rusya, Ortadoğu politikalarını da bu uçakların kanatlarına yazmak gerekebilir...

***

Ki...

Bu sınır kumpasları bizim yerel seçimler nedeniyle kulaklarımızı kapadığımız büyük cümlelerin üzerine kuruluyor...

“Amerikalılar füze sistemlerini Avrupa-Rus sınırına konuşlandırmaya vardırırsa, durum sadece kötüye gitmekle kalmaz, kendimizi Küba Füze Krizi’ne benzer bir durum içinde bulabiliriz”...

Rus Dışişleri’nin Küba hatırlatması, Türkiye’nin de parçası olduğu tarihi bir krizdir. Demek günümüzdeki benzeri de o kadar tehlikeli!

Vladimir Putin: “ABD Başkanı Trump, Rusya ile ilişkileri normalleştirme istikametinde adım atmak istiyor belki ama Amerika’nın yönetim yapısı sırf Başkan’ın isteğinin yerine getirilmesine imkân vermiyor. Bu yüzden Trump’ın imkânlarının kısıtlı olduğunu söylemek mümkün”...

S-400 krizinde Trump-Erdoğan telefon uzlaşısına Pentagon’un müdahalesi anımsandığında teşhis doğru görünüyor.

Yani, mesele, Washington’daki çok başlılığın dünyayı kendi başkanını atlatarak ne denli tehlikeli tuzaklara sürükleyebileceğinin işareti/uyarısı! Küba krizini çözen, Sovyetler’deki benzer kliğin farkına varan Beyaz Saray’ın, Rus Devlet Başkanı ile gizli bir kanal açmasıdır. Ancak Pentagon’da da, Moskova’daki klikle “paslaşan” generaller vardı.

Rus Dışişleri’nin dediği, ‘şimdiki durum aynı ama sadece roller değişti’ demek?!

***

Kudüs güvenlik/istihbarat şefleri toplantısının ana uzantısı İran’dır! ABD-İsrail-Rusya üçgeni, İran’ın Suriye ve Irak’taki kollarının kesilmesine odaklı. Kushner’in ekonomik İsrail-Filistin planının da ayağıdır.

Gelgelelim, İran-ABD geriliminde savaş alanına-şu an için-Tahran hâkim. Cümle şudur; İran, ABD’yi askeri olarak vurdu ve Amerika cevap veremedi! İran konjonktürü iyi kıymetlendirdi, algı da olgu da budur.

ABD’nin on milyonlarca dolarlık İHA’sını vuracaksınız, herkes görecek, üstüne çıkıp, ‘yanında 35 kişinin bulunduğu uçak da vardı ama onu vurmadık’ diyeceksiniz, koskoca Amerika bunu yutacak!

Yuttu.

Bu zayıflık görüntüsünün Amerika da farkında olduğundan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton, “Ne İran ne de başka bir düşman ABD’nin sağduyusunu zayıflık olarak yorumlamamalı. Yeni yaptırımlar getirdik” açıklaması yaptı.

Bolton gibi bir karakterin bunları söylerken dudaklarını kemirdiğine emin olabilirsiniz!

ABD belki İran’ın bir-iki tesisini uzaktan vurabilir, acıtabilir. Ama İran bunu göze almıştı, bu da ABD için zayıflık anlamına gelir.

Yine de ABD için en kötü durum, Avrupa ve Ortadoğu’daki müttefiklerinin İran’a karşı tam destek vermemeleridir...

Batı ülkeleri İran’a yönelik eleştiri yapabilir, ABD’nin yanında kerhen yer alabilir ama bölgedeki Türkiye, Irak, Pakistan, Afganistan, Hindistan, Azerbaycan, Çin, Katar, Şam böylesi bir adıma karşı!

***

Gürcistan ve Kazakistan’daki gelişmelere de paragraf açmalıyız. Gürcistan parlamentosu önünde sık gösteri olur. Ama günlerdir devam eden protestolar üst düzey yetkilileri yemeye devam ederken, Rusya ülkedeki vatandaşlarını boşaltıyor ve gelişmeleri ülkesine karşı operasyon olarak yorumluyor.

Kazakistan’da ise bir askeri üste yaşanan patlama ve bunu duyuran haberlerin içine “kimyasal silah” tamlamalarının serpiştirilmesi, ülkede yaşanan siyasi dönüşümle, yeni iktidarın müstakbel dış politikasıyla hatta Çernobil ve Akkuyu günceliyle birlikte de okunmalı.

***

Türk stratejik radarının taradığı alanı bir yazıda turlamak mümkün değil ama emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in, “Akdeniz’de Türkiye’ye karşı 7 ayrı ittifak var” ikazını, üstüne de Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın, mealen, “Akdeniz’de en kötü senaryoyla karşı karşıyayız. 148 bin km2’lik alan kaybedebiliriz” okumasını ekleyiniz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın G20 ve Çin ziyaretlerine değinmedik bile.

Daha yarısına yer yetiremediğimiz bu dış politika, ulusal güvenlik sorunlarını kim, nasıl aşacak? Hele iç politikada istikrar olmazsa? İşaretler gelmeye başladı bile.

“Nedret Bey, haberiniz yok, artık planımız var, tüm hasımlarımıza ‘her şey çok güzel olacak’ diyeceğiz” dediğinizi duyar gibiyim...

Oh, içim rahatladı!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp