İsrail, Neoconlar ve “Irak 2.0”

İsrail, Neoconlar ve “Irak 2.0”

ABD ve İran arasında 5 Mayıs’tan itibaren başlayan gerginlik yeni boyutlar kazanarak devam ediyor. ABD, ‘Ortadoğu’ alanında faaliyet gösteren “Merkez Kuvvetler Komutanlığı”nı (CENTCOM) habire takviye ediyor. Trump yönetimi bu takviyeleri, bölgedeki ABD güçlerine

İsrail, Neoconlar ve “Irak 2.0”

 

 

ABD ve İran arasında 5 Mayıs’tan itibaren başlayan gerginlik yeni boyutlar kazanarak devam ediyor. ABD, ‘Ortadoğu’ alanında faaliyet gösteren “Merkez Kuvvetler Komutanlığı”nı (CENTCOM) habire takviye ediyor. Trump yönetimi bu takviyeleri, bölgedeki ABD güçlerine yönelik İran kaynaklı saldırıları caydırmak amacıyla yapıldığını savunuyor. Trump yönetimi İran’ın saldırılar planladığı yönünde ellerinde istihbarat bulunduğunu söylüyorlar ama şimdiye kadar bu istihbaratın kaynağını açıklayamadı. Oysa bu istihbaratın İsrail kaynaklı olduğundan herkes emin.

ABD medyası Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Boltonile İsrail’li mevkidaşı Meir Ben Shabbat’ın 15 Nisan’da Beyaz Saray’da yaptığı gizli bir toplantıya dikkat çekiyor. Haberlerde ABD ve İsrail ulusal güvenlik kuruluşları arasında İran’a karşı bir ortak eylem programı için gizli anlaşma yaptıkları belirtiliyor. Bolton ve Shabbat buluşması bu anlaşma kapsamında gerçekleşmiş. Bolton görüşmeyi doğrulamış, ancak neler konuştuklarına dair herhangi bir bilgi vermemişti. Bu görüşmeden sonra Ortadoğu’da neler olduğu gün gibi ortada.

Elinden gelse İran’ı hemen bombalayacak bir adam olan Bolton, Trump’ın İran tiyatrosunda duvarda asılı bir tüfeği andırıyor adetâ. Eninde sonunda bu tüfek patlayacak. Ya kendi içine patlayacak, ya dışına. Bolton, ABD’yi İranla savaşa götürebilecek her fırsatı köpürtmeye hazır İsrail yanlısı bir Neocon. İsrail ve “Neoconlar”ın İran ile savaşı tetiklemeye çalıştıklarıysa öteden beri biliniyor.

Trump Ortadoğu’daki ABD askerlerini ülkelerine getireceğini vaat etmişti. Tek bir askeri bile evine getiremeyen Trump tam aksine asker sayısını giderek artırıyor. Trump, İran ile savaş istemediğini de söylemişti ama Körfez’e sevkiyatlar bir savaş hazırlığını hissettiriyor. Herhalde Basra Körfezi’ne yapılan askerî yığınağın diplomatik bir gövde gösterisi olduğu söylenemez.

İran’ın ABD saldırısına karşı yaptığı savunma amaçlı bazı hazırlıkların “İran bölgedeki ABD güçlerine saldırı planlıyor” şeklinde çarpıtıldığıysa tabii gözlerden kaçmıyor. İsrail kaynaklı bu çarpıtmanın sözde istihbarat bilgisi olarak Trump’ın Ulusal Güvenlik ekibine aktarıldığı bir sır falan değil. Bu çarpıtmalar Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesinden önce de yapılmıştı.

Amerikan haftalık haber dergisi “Newsweek”in 16 Mayıs tarihli sayısına konuşan Pentagon yetkilileri Bolton’ın yönettiği “Ulusal GüvenlikKonseyi”nden İran tehdidiyle ilgili sızan bilgilerin kurgu olduğuna dikkat çekiyorlar. İsmi verilmeyen bu yetkililer, “Ulusal Güvenlik Konseyi”nin İran verileriyle Pentagon’un İran verilerinin aynı hizada olmadığını vurguluyorlar.

Newsweek’e konuşan Pentagoncular İran ile savaşın bahanesini oluşturmak için bir senaryo kurgulandığına bilhassa dikkat çekiyorlar. Pentagoncular bu kurguyu “Irak 2.0“ olarak niteliyorlar. Sözkonusu yetkililerin sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla, Irak’ın 2003’te işgal edilmesinden önceki gerekçelerle şimdi İran aleyhindeki gerekçeler benzeşiyorlar ise savaş eşikte demektir. Bu Pentagoncular’a göre son derece tedirgin olmayı gerektirecek düzeyde gelişmeler cereyan ediyor.

Daha önce ABD’nin Körfez’e 120 bin asker göndereceğine ilişkin bir plan hazırladığı ortaya atılmıştı. Trump yönetimi iddiayı yalanlamıştı. Birkaç gündür ise “CENTCOM”un talebi üzerine Körfeze 5 bin veya 10 bin civarında ek asker gönderileceği tartışılıyordu. Sonunda Pentagon, Trump’ın onayıyla Körfez’e bin beş yüz Amerikan askerinin sevkedileceğini açıkladı. Pentagon, duruma göre sevkiyatın devam edebileceği mesajı da verdi. Yani sevkiyatın ucu açık bırakıldı. Galiba bu gidişle Trump yönetiminin inkâr ettiği “Körfeze 120 bin asker” haberinin doğru olduğunu da göreceğiz. Durumu şu Arap deyişi güzel özetliyor: “Deve çadırın kapısından burnunu sokarsa, gerisi de gelecektir”.

 

 

 

Abdullah Muradoğlu/Yeni Şafak

Google+ WhatsApp