İslâm’ın hâkimiyeti için çalışan kendini kurtarır

İslâm’ın hâkimiyeti için çalışan kendini kurtarır


İslâm’da cihad, can kurtarma ibadetidir. Canilerin cinayetlerine son verme gayretidir. Cihad, kişinin başkasını kurtarmadan önce kendisini nefsin, şeytanın, şeytan zürriyetinin, şehvetin, şöhretin, ideolojilerin kuruntularından kurtarmasıdır. Rabbimiz buyuruyor:

“Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir.” ( Ankebut Sûresi/ 6)

Bir Müslümanı Allah yolunda Allah için cihad etmekten menetmek, onu Allah’ın dininden menetmek gibidir. Cihad düşmanlığı, İslâm ve Müslüman düşmanlığıdır. Dünyayı İslâm’sız bırakma çabasıdır. Dinde cihadsızlığı savunanlar, İslâm’sız bir dünyada şehvet ve şöhret atlarını yarıştırmak peşinde koşanlardır. Beşeriyetin kurtuluşu, cihad ederek kendilerini İslâm’la kurtarmış Müslümanların eliyle gerçekleşecektir.

İslâm’sızlık enkaz altında kalmaktır. İslâm ile idare olunmamak, beşeri rejimlerin pençesi altında can çekişmektir. İslâm’ı hayata hâkim kılma hususunda hasbi değil, hesabi olanların esaret günleri bitmez. Müslümanlar İslâm’ın hâkimiyeti uğrunda feda-i can eylemedikçe müstevli düşman bu topraklardan gitmez.

İslâm; gözyaşından, kandan ve intikamdan insan kurtarmaktır. İslâm’ı hayata hâkim kılmak ise insanlığın boynuna kurtuluş beraatını takmaktır. İslâm’ı tek başına hayata hâkim kılmak; akla, kalbe, harekete ve bütün şahsiyete Hakkın damgasını vurmaktır.  

İslâm’ın hayata hâkim kılınması; istisnasız bütün ideolojilerin inkârı, ferdin, ailenin, cemiyet ve devletin imanla imarı demektir. İslâm’ın hâkimiyetine hayır diyenlerin kökünün dayandığı hainlik damarıdır. Hain insanın öz be öz sermayesi, vara yok, olmayana vardır demesidir. İşte bu, samimiyetsizliğin en bariz belgesidir.

İslâm’ı hayata hâkim kılma derdi olmayanların dertleri bitmez. Topyekûn olarak ümmet ayağa kalkmadıkça küffar Müslümanları katletmekten, coğrafyalarını bölmekten el çekmez.

Eğer İslâm’ı hayata hâkim kılmaktan vazgeçer de ideolojiyle bakar, ideolojiyle kalkar, ideolojiyle yürür, her yerde ideolojiyle görürsen, hiç şüphen olmasın ki bu minval üzere devam ettikçe sen küfürde çürürsün. 

Müslümanların coğrafyasında İslâm’ın yürürlükten kaldırılması; genelde insanlığın, özelde ise İslâm ümmetinin kalbine saplanan bir hançer. Sanma ki İslâm hayata hâkim olmadan bu karanlık günler geçer. Allah yolunda İslâm’ı hayata hâkim kılmak için cihad şuurunu kuşanırsak; zalimleri, zorbaları hayattan temizleyen yel oluruz. Bunun da ötesinde Lâ dini düzenleri yerle bir eden kükremiş sel oluruz.

İslâm topraklarında hüküm süren yönetimlerde İslâm’sızlık vardır. Halkı Müslüman olan ülkelerde cari olan sistemlerde İslâm yok. Yöneticilerde İslâm yaralı. Yöneticileri bağlayan ilkeler İslâm değil. Dolayısıyla aşağıdan yukarıya İslâmî bir akış yok, yukarıdan aşağıya bir İslâmî yönlendirme mevcut değil. Eğer yönetimler İslâmî değilse, ülkeler arası ilişkilerin de İslâmî olması mümkün değildir. Ve bugün, İslâm ülkeleri arasındaki ilişkilerin seyrini İslâm belirlemiyor. O yüzden Müslümanlar, bir ümmet bütünlüğünden yoksun. Sınırlar ve milli yönetimler Müslümanları yalnız bölmekle kalmamış birbirlerine karşı kıyıcı politikaların içine de düşürmüş zaman zaman. Böylece İslâm coğrafyasında Müslümanlar İslâm’sızlığın bedelini ödüyorlar. Esir olanlar o yüzden esaret altında, açlıktan ölenler onun için ölüyor, geri kalanlar onun için geri, birbirleriyle boğuşanlar onun için boğaz boğaza... Düşmanları dost edinenler, bu yüzden saflarını kaybetmişler... Batılılaşmak isteyenlerin kimlik krizi bu yüzden... Bu yüzden yönetimlerle halkların arası kopuk. Bu yüzden Afrika’da açlıktan ölen Müslümanlar varken, Kuveyt Emiri altından klozetlerde ihtiyaç gideriyor... Bu İslâm’sız görüntü, İslâm’ın ayağa kalkmasını istemeyen güçlerce besleniyor, geliştiriliyor. İslâm›ı bulursak, saadetten, huzurdan her şeyi yeniden bulacağız. Aksi takdirde birbirimizi boğazlamaya devam edeceğiz.

Vakit yeniden İslâm’sız alanlarımızı anlamlı kılmak için İslâm’la donatmaktan işe başlama vaktidir. Asrımızda Müslümanların en önemli uğraşıları, vazgeçilemez işleri, bir tek İslâm’ı hayata hâkim kılmak olmalıdır. Aksi takdirde Müslümanların kendilerini cehennem azabından korumaları mümkün olmayacaktır.

Allah’ın arzında Allah’ın indirdiği hükümlerle değil, Emperyalist Batının kokuşmuş ve çürümüş kanunlarıyla idare olunmak isteyenlerin yaşadıkları sendrom, namusunu kirleten zorbaya âşık olma sendromudur. Kurtların kuzulara âşık olmaları tabiidir, tabiî, fıtrî olmayan kuzuların kurtlara âşık olmasıdır. Asrımızda İslâm ümmeti, annesine tecavüz edenlere baba diyenlere yenik düşmüştür. Bu zilletten kurtulmanın tek çaresi, İslâm’ın hâkimiyeti için gece gündüz çalışmaktır!

İslâm’la idare edilmeyen memlekette dost ile düşmanı birlikte gösteriyor vitrinler. Kalplerde kin ve adavet bırakıyor tahrif edilmiş kelimeler. Hayata amir olmuş menfaate endeksli sevgiler, taksitli nefretler. Bu durum karşısında Müslüman olup da İslâm’ın hayata hâkimiyeti için, hayatın yegâne amiri olması için çalışmayanlar, kendilerini din ve namus düşmanlarına çaldırmış olanlardır. Bu, böyle biline!.. 

Google+ WhatsApp