İslâm’ın aydınlığındaki âdil sultanlar

İslâm’ın aydınlığındaki âdil sultanlar


İslâm’ın aydınlığındaki âdil sultanlar

 

 

Kişilerle değil İslâm’ın özüyle bir karşılaştırma yapılırsa kişilerin âdil ve hakkaniyetli olup olmadıkları anlaşılır. Karmaşık bir zihin dünyasında kişilerin İslâm ile özdeş kılınması, İslâm’ın eleştiri konusu yapılması sağlıklı değil.

Bugünün zalim sultanları, kralları, demokratik seçilmişleri, Müslüman da olsalar İslâm ile özdeş kılınamazlar. Zalimlik İslâm’ın ruhuna aykırı.

Küresel emperyalizmin oyuncağı ve kuklası olanlar ise asla temsil edemezler.

İnsana güven vermeyen sadece saltanatlarını korumak için türlü ve en ağır yöntemlere zulüm işleyenler, insanların İslâm’dan uzaklaşmalarına, soğumalarına neden olanlar özünü yitirmiş, yabancılaşmış, ihanet içinde olan kimselerdirler.

Âdil sultanlara tarihin tanıklığı yeter. Bunlar güzel örneklerdirler. Onlar hem kendileri kazanmışlardır hem de İslâm’a hizmetlerinden ötürü ödüllenmişlerdir. Âdil olma sıfatı onların onur belgesi olmuştur. Hiçbir güç onları kayıt dışı bırakamaz. Sicilya’nın âdil Müslüman Sultanlarından İbn Zafer, tarih boyunca Âdil Sultan olarak anılır. Onun etkileri sadece Müslümanlar için değil bölgedeki diğer kültür mensuplarını da etkilemiştir.

İslâm’ın yayılması, kitleler hâlinde Müslüman olmaları âdil sultanlar, önderler ve güzel insanlar ile olmuştur. Tarih bu örneklerle dolu. Mekke’den Medine’ye, Şam’a, Kuzey Afrika’dan Endülüs’e, Anadolu’dan Balkanlar’a, Avrupa’ya, doğudan Malezya’ya kadar geniş dünya coğrafyasına adalet ile varılmıştır. Bu, insanlığa güven vermiştir. Zulme dayalı hiçbir istila kalıcı olmamıştır. Komünizm istilası insanların dengesini bozsa da kalıcı olamamıştır. Çünkü komünizmin kendine hayrı olmamıştır. Tarihten silinmese de etkisini yitirmiş bulunuyor.

İslâm insanlık tarihinin bir gerçeği. İslâm’ın en önemli biricik temsilcileri peygamberlerdir. Her peygamberin görevi ve görünümü adalet üzeredir. İnsanoğlu çıkara dönük bir yapıya sahip.

Âdil olan sultanlar kendilerine bağlı toplumları hakkaniyet ile yönettikleri gibi, yönetiminde bulunan kim varsa onlara da aynı gözle bakar. Bu tutum diğer toplumların da âdil olmasını sağlar. Kültürler arası bir rekabet oluşturur.

Müslümanlar zalim sultanlar yüzünden mağdurdular. Güçlü olan onlar olduğundan, güç yetirmek de zor oluyor. Bunun örnekleri sayısız. Müslümanların güç yetiremeyişinin nedenleri de çok. Müslüman entelektüellerin sorumluluktan kaçması, davasını sahiplenmemesi. Çıkara teslim olmaları. Toplumları yönlendiren, ufuk olabilecek de onlardır. Müslüman toplumlar arasındaki iletişimsizliğin nedeni de bu. Muhammed Mursi’nin, Bangladeş’teki liderlerin idamları, ırkî nedenlerle zulüm altındaki insanların oluşunun nedeni de onlar. Yüksek sesle sorunları gündeme getirmekten, tartışmaktan ve konuşmaktan kaçıyorlar. Sorunlar katmerlenerek büyüyor önüne geçilemiyor. Halk kitleleri zaten bir güce sahip değildirler. Emperyalizmin kuklaları güçleri kendilerinden değil, efendilerinden kaynaklanıyor.

Emperyalizme kızmak, slogan atmak, bağırmak, öfkelenmek, enerjilerini boşa harcamak sorunları çözmüyor. Geçicidir. Saman alevi gibi bir süre sonra etkisini yitirir.

Bilinçli bir gençlik, toplumun enerjisi olur. Bu büyük bir hamleye dönüşebilir.

Sloganlar gençliğin enerjisini boşaltır, etkisini ve gücünün etkisini azaltır, sonra da umutsuz olarak gündelik sıradan hayatına koyulur. Bunun gibi her hamle yeni bir başarısızlık ve umutsuzluk getirir.

Gençliğe örnek olunamayınca gençlik de benzer bir yol üzerinde aynı yanlışları sürdürür.

Zalim sultanları etkisiz kılacak düşünce adalet ve hakkaniyet duygusunun ağırlık kazanması. Müslümanlar kendilerini bu duygu ile beslerlerse güzellikler hayatın özü olur.

Aşk ve vecd ile hayatın güzelliklerinde yer alan bir gençlik.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp