İslâm’ın Aydınlığında Gençlik III

İslâm’ın Aydınlığında Gençlik III

Her insan kendinden ve döneminden sorumludur. Salt kendini değil, düşünce dünyasını temsil eden bir Müslüman olarak. İnsanlara baktıklarında genelde düşünce dünyalarıyla özdeş olarak görürler. Kim hangi dünyaya ve ruha sahip? Hangi inanca

İslâm’ın Aydınlığında Gençlik III

 

Manevi sorumluluklar…

Her insan kendinden ve döneminden sorumludur. Salt kendini değil, düşünce dünyasını temsil eden bir Müslüman olarak. İnsanlara baktıklarında genelde düşünce dünyalarıyla özdeş olarak görürler. Kim hangi dünyaya ve ruha sahip? Hangi inanca mensup, nasıl bir karaktere sahip, bunlar mutlaka gözetilir. Bir baba çocuğuna bir gelin ya da bir damat adayı tercihinde bulunur? Bir anne ya da baba çocuklarının kimlerle arkadaşlık etmesini diler. Genelde çocukların arkadaş grupları, çevreleri mutlak surette gözetilir.

Manevi dayanaklar güven verici. Bu, kişilik oluşumunda en etkili olanı. Ülküsü, amacı kendi bireysel sınırlarını aşanlar hayatta hemen her alanda verimli olurlar.

Günümüz insanın dağıtan birçok neden bulunuyor. Nedensizlik ve niçinsizlik başat. Biraz da olacaklara kendini terk eden savruluşlar söz konusu. İnsanlar için ülkü olabilecek büyük düşünüşler bir yerde ilgi dışında kalıyorsa, artık bir boşluk var demek. O zaman da o insanlardan bir şeyler beklemek sağlıklı olmaz.

İnsanlara öncülük edenler, hakiki ve sahih olanların sayısı çok değil. Bir tek kişi toplumun önünde bir ışık, yol gösterici ve aydınlatıcı olur, insanlar da onun peşinden yol alırlar.

Düşünce insanlarının yetişmesi çok zordur. Büyük bir çabanın ve emeğin oluşumu zaman ister. Bir yüzyılda bunlar birkaç kişi olur, fazlası olmaz.

İnsan, her yönüyle insandır. Kusursuz insan yoktur diyebiliriz. Peygamberlerin zaman zaman insanî duyguları olmuştur. Onlar da bu gibi durumlarda bir sınanma hâlindedirler. Kendileri manevi olarak uyarılırlar. Bu gibi durumlarda Allah’a sığınır, bağışlanmayı dilerler.

Her genç, insan ve bir yetenektir. Yetenekler faklı alanlarda belirir. Herkes aynı yerde olmak durumunda değildir. Hayatta insanlara verilmiş manevi sorumluluklar var. Hemen her bilinçli insan sorumluluklarının hakkını yerine getirirse başarılar kendiliğinden gelir.

Müslüman insanın sorumlulukları ağır ve zordur. Fedakârlık gerektirir.

Büyük hedefe yönelinilmedikçe insan bir yerde sınırlı kalır. Büyük hedef büyük ülküdür. Müslümanların ülküsü İslâm. Ondan başka bir şey düşünülemez. Müslümanların genel olarak dağılışları, parçalanmışlıkları en büyük sorunu oluşturuyor. Onları bir arada tutacak olan da bu büyük ülkü. Bir Müslüman olarak bilinçle hayatı şekillendirme bir yükümlülüğü. Hayat bu dünyadan ibaret olsa, bu hayat bir başka biçimde yaşanır ve geçilirdi. Müslüman olmayanların hayat amaçsızlıkları onları sınırsızlıklara sürükler. Hayat disiplini olmaz.

İnsan dünyaya geldikten ve belli bir bilinince erdikten sonra sorumlulukları başlıyor.

Manevi beslenme insana yol gösterir, hayatı şekillendirir.

İnsan kendinden kaçamaz. Kendi değerlerini yok sayanlar yabancı kültür değerlerinin bulanıklığına kapılırlar ve orada yiterler. Kendileri olmaktan çıkarlar.

Küresel kuşatma belli bir ruh taşıyor. Çıkara dayalı Hıristiyan ve ırkçı ruhlu anlayışlar insanı çürütüyor.

Bir Müslüman muhatap olacağı hemen her insandan sorumludur. İnsanî sorumluluk.  İnsanın haklarını gözetme sorumluluğu. İlâhî olandan besleniyoruz o ruhu ve inancın mensubu olarak yaşama güzelliğine sahip olma bilinciyle olmak bir gereklilik. Asıl sorumluluk da budur.

Bir insana bakarken veya ilişki içinde iken bunda nasıl bir çıkar ilişkim olabilir düşüncesi değil, bu insanla nasıl bir dostluğum olabilir, nasıl birlikte yaşayabilirim düşüncesi daha anlamlı.

Anlamlar dünyasında insan daha bir özgündür. Özgünlük ise Müslümanlara ait. İlâhî soluklu bir hayat anlayışı. Çıkarsız, ödünsüz, ilkeli, bağlı, sade, samimi, güzel, iyi… Olumlu olan ne varsa, Allah insanı iyi ve güzel olana davet eder. İnsan da buna uymakla yükümlü.

 

ali haydar haksal

milli gazete

Google+ WhatsApp