İslâm’ın Aydınlığında Gençlik I

İslâm’ın Aydınlığında Gençlik I


İslâm’ın Aydınlığında Gençlik I

 

 

İnsan…

İnsan ve insan. Yeryüzünün değerli varlığı. Sorumlusu, yaşayanı, bilen ve anlayanı.

Müslümanlar İlâhî ve evrensel değerleriyle oldukları sürece İslâm’ın yanlış anlama ve yorumlanma diye bir sorunu olmaz. İslâm’ın değerleriyle hiçbir zaman değer yitimi olmaz.

Kitabımız ile ilgili hiçbir güç ne kadar zorlanırsa zorlanılsın, çarpıtılsın istenilen sonucu vermez. Değişmeyen bu evrensel İlâhî oluş insanlık için. İnsanlık da gene, özelde de Müslümanlar, geniş açılımlı iyi ve güzel sonuçlara varabilirler. Her tefsir ve her yorum İlâhî olanı bir başka bakış açısıyla kavrıyor. Öze bağlı kalındıkça güzel sonuçlar doğuruyor. Bu, Allah’ın insana verdiği düşünme alanı.

Tercih veya seçenekler sınırlar ile belirleniyor bir bakıma. Kendi içinde bir özdenetimi bulunuyor. Özdenetimsizlik şeytanî olan. Şeytan ya da şeytanlar bir gerçek. İnsan ile nefsi arasında gelip giden dalgalanmalar. En çok da genç enerji bu tuzaklara kurban oluyor veya tuzaklara düşüyor.

İnsanı, anlama, kavrama, bilme tanıma zor bir durum. Her insan bir ben, her ben apayrı birer dünya. İnsanın insanla uyuşması kolay değil. Ayrı mizaçların, karakterlerin, ruhların bir aradalığı zaten bir sorun. Onlara bir araya getirebilecek tutacak manevi varlık ise İlâhî soluğun, varlığın bilinçle kavranması. Müslüman kardeşliği, irsi ve kan kardeşliğin ötesinde, ruhların ve gönüllerin kaynaşma alanı.

İlahi olmayan insanî oluşlar ilerleyen zaman içinde ideolojiler üretiyor. Büyük ya da küçük fark etmiyor.

Bir örnek: Ezan, manevî bir sesleniş bir çağrı, bir davet. İnsanî olan manevî hazlı bir duygu. Metalik değil. İlâhî bir soluk ile. Kalbe ve ruha olan bir hitap o kısa metinde çok anlamlar bulunuyor. Allah’ın birliği ve yüceliği, bir’liği, bağlanışın yüksek sesle seslenilişi ve hatta çağırısı. Peygamber Efendimize bağlılığın bir çağrısı. O’nun bir insan ve kul olduğunun bilincinin oluşturulması. Bunlar asla tapınma değil, biliş ve anlayış duygusunun güzel hitabı. Allah’a bağlılık için namaza çağırı. Bu iman ve inanın güçlenmesi, bağlılık ve sadakati, safiyet ve güzelliği. Kula değil Allah’a bağlılık.

Allah, kâinatın tamamında yansıyor yarattıklarıyla. Sonsuz varlık ve güzellik. O manevi ruh içinde ezan ile birlikte varlığı hissedişin ikrarı, ifadesi ve hatta zikri.

Allah’ın yarattığı kâinatta insan için her şey. Her şey Tanrı için. İnsandan İlâhî olana eriş.

İslâm özgürlük ve kurtuluş dini, feraha eriş ve huzur buluş dini. Kulda, insanda, ideolojide değil ilâhî olanda kurtuluş.

İdeolojiler birbirinden türeyen ve birbirini yiyen kemirgenler.

Ezanın başlangıcı ve bitişi bağlılığın yinelenmesi ruha işlenmesidir.

Ezanlar mahalleden mahalleye, beldeden beldeye birbirine ulanan manevi ses. Varlık bilinci ve ikrarı. Sonsuz bağlılık. İnsanlığa çağırı ve duyuru. Kâinata, eşyaya, varlığa, doğaya ve yaratılanlara hem sesleniş hem biliş hem de bağlanış.

İnsanın sesiyle insana eriş. Gönüllere, kalplere ve akıllara eriş, dokunuş ve kanıtlanış.Coğrafyaların kendilerini tanımlayışı.

Müslümanlar doğan çocuklarına insandan ezan sesiyle kulağa ilk fısıldayış. İlahî oluşu adıyla birlikte ruha siniş soluğu.

Ezanlı beldelerin çocuklarının ruhu güzeldir, hâlleri güzeldir, varlıkları güzeldir.

Minareler kentlerin uç noktalarıdır. İdi, ama artık betonarme devasa yapılar kenti de insanlığı da sesi ve soluğu da gölgeliyor. Kara bir gölge ve perde. İnsanın kendi elleriyle ördüğü, diktiği, kendi kendine düşman ve hasım ettiği putları. Ezana ve ilâhî soluğa kara perde geriş. İnsanlığın doymazlık putu. İlâhî soluktan kaçış. İnsanın kendi kendinin zindanı, topraksızlığı ve ruhsuzluğu. Ezan gene ezan ve gene insan. Tek kurtuluş ve özgürlük soluğu.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp