‘İslamofobia’, ‘İslam karşıtlığı’ndan da öte, klinik bir vak’a

‘İslamofobia’, ‘İslam karşıtlığı’ndan da öte, klinik bir vak’a


‘İslamofobia’, ‘İslam karşıtlığı’ndan da öte, klinik bir vak’a

 

 

Macaristan başbakanı Viktor Orban ilginç bir siyasetçi.. 4-5 yıl önce Budapeşte’ye gittiğimde, onun hakkında dinlediklerim, girdiği her seçimi kazandığını, halkı tarafından beğenildiğini gösteriyordu. İnanç hassasiyeti açısından da Tayyip Erdoğan’ın Hristiyan versiyonu gibi bir intiba uyandırmıştı. Çünkü, kendi kültür ve dünya görüşüne göre şekillenen‘doğru’larını açıkça dile getiriyor ve AB çevrelerinde Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilere farklı bir açıdan yaklaşıyor ve‘AB ülkelerinin liderleri, karşılarında eğilen muhataplar görmeye alışmışlardır, ülkelerini kalkındıran Tayyip Erdoğan gibilerden elbette hoşlanmazlar’ bile diyebiliyordu.Orban’ın son konuşması ise daha da ilginç.. 

Viktor Orban, 19 Şubat günü yaptığı konuşmada, ‘Batı Avrupa ülkelerindeki göçmenlerin çoğunun İslam dünyasından geldiği ve sürecin böyle devam etmesi durumunda Avrupa'nın birçok büyük kentinde Müslümanların çoğunlukta olacağı’nı işaret edip "Böyle devam ederse bugünkü şekliyle tanıdığımız kültürümüz, kimliğimiz ve uluslarımız kaybolacak. En kötü rüyalarımız gerçeğe dönüşecek.. Batı düşüyor, Avrupa bu işgalin farkında bile değil.." diyor; ‘Avusturya ziyareti sırasında bu yıl okula başlayanlar arasında İslâm dinine mensup çocukların sayısında büyük artış olduğunu öğrendiğini’ de derin kaygıyla aktarıyordu. 

Dahası, ‘İslâm medeniyetinin, Avrupa'ya İslâm'ı yaymayı her zaman ödev olarak gördüğünü ve İslâm'ın gelecekte, sadece Güney'den değil, aynı zamanda Batı'dan da Orta Avrupa'nın kapılarını çalacağını’ dile getiren Orban "Tel örgüler inşa ederek, hukukî ve fizik sınır korumalarıyla, İslâm dünyasının bizi Güney'den istilâ etmesini engelledik. Bu bölgede, Latin /Batı Hristiyanlığının son ülkesiyiz. Doğu’daki Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan gibi Ortodoks ülkeler de cesur bir şekilde savaşıyor" değerlendirmesinde bulunuyor ve "Ama, kültürel değerlerin değişmesi, Hristiyan kültürüne sahip nüfusun azalmasıyla, büyük şehirlerin İslâmlaşması günden güne ilerliyor. Şahsen, Avrupa’da bu gidişatı durdurmaya istekli ve yetenekli siyasî oluşumların olmadığını görüyorum" diye karamsarlığını da dile getiriyordu. Üstelik de, Macaristan’da büyük yabancı işçi ve göçmen kitleleri olmadığı halde..   

***   

Bu sözlerin kenarından dudak büküp geçilemez. 

Bizler Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerindeki özellikle de işçi olarak çalışan 5 milyonu aşkın insanlarımızın yeni nesillerinin oralarda büyük çapta eriyip gittiğinden kaygılanırken Avrupalı liderler de başka kaygıların pençesindeler. 

Hatırlayalım, Avusturya’da kurulan bir koalisyon Hükûmeti’nde 3 yıl öncelerde Dışişleri Bakanlığı’na getirilen ve bizimkilerin, '28-30 yaşında bir çocuk’ gözüyle baktığı Sebastian Kurz isimli siyasetçi, partisinin son seçimde birinci çıkmasıyla başbakan da oldu ve onun İslâm ve Müslümanlar hakkındaki kaygı ve korkuları çok daha derin.. 

İslâm, Avusturya Devleti tarafından da resmen tanındığı halde, Kurz, "Ülkemde İslâm'a yer yok" diyordu 27 Aralık 2017 günü.. Kurz’un bu sözleri, Ortadoğu uzmanı olarak tanınan ve ‘Bugün artık ılımlı İslamdiye bir şey kalmadı.. İnsanlar bugün artık ya İslam'a dayalı bir toplumu kabul etmek ya da devlet ve din işlerinin ayrılmasına 'evet'demek zorundalar. Orta yol yok!’ diyen Dışişleri Bakanı Karin Kneissl'in görüşleriyle de tamamen örtüşüyordu. 

Almanya’da son seçimlerde yüzde 13 gibi bir oyla şaşırtıcı bir çıkış yapan ‘AfD’ (Alternativ für Deutschland/ Almanya için Alternatif’ isimli partinin liderlerinin dile getirdikleri de, gerçekte Merkel, Schulz, Gabriel gibilerin siyaseten dile getiremedikleri.. 

***   

Bu vesileyle belirtilmeli ki, anti-İslamizm ile İslamofobia ayrı şeyler.. ‘Anti-İslamizm /İslâm karşıtlığı’ daha çok, sosyo-politik bir konudur, savaş veya barışla şekillenir. 

Ama, ‘İslamofobia’, korkuya dayanıyor ve sosyo-politik bir konu değil, psikiyatriyle ilgili, klinik bir vak’a.. Sadece kültür değil, genetik (ırsî) olarak da gelecek nesilleri ‘hasta insanlar’ olarak koyuyor sosyal fideliğe.. 

Bu bir paranoya halidir ki, Batı dünyasını sarmış.. 

 

star

Google+ WhatsApp