İslamın Güncellenmesi -1

İslamın Güncellenmesi -1

‘’Yerde olanın kutsallaşması daha bir üst aşama olarak tanrılaşmasıdır. Kutsallık erişilmez olana aittir.’’ M.B. Dinlerin ilahi olanları zamanla insanlar siyasi otoritelerini pekiştirmek, çıkar ,makam, saltanatlarının bekası için din mütemadiyen istismar edilmiştir. Yahudilik tahrif edilerek dinde kendilerini

İslamın Güncellenmesi -1

 

 

‘’Yerde olanın kutsallaşması daha bir üst aşama olarak tanrılaşmasıdır. Kutsallık erişilmez olana aittir.’’ M.B.

Dinlerin ilahi olanları zamanla insanlar siyasi otoritelerini pekiştirmek, çıkar ,makam, saltanatlarının bekası için din mütemadiyen istismar edilmiştir. Yahudilik tahrif edilerek dinde kendilerini seçkin bir millet olarak konumlandırmaları, öteki kapsamında olanları köle olarak adlandırmaktalar. Hıristiyanlık rahip ve ruhbanların tahrifatıyla meydana getirdikleri dini yapıyı skolastik dönemde kilisenin zorbalıkları altında halk inim inim inletilmiştir. Kilise krallıkların arka bahçesi olarak siyası yapının emniyet sibobu olmuştur.

İlahi olana seçkin addedilenlerin, melelerin, belamların, din tacirlerinin müdahalesi ile saf olan din yapay eklemelere maruz kaldı; kutsallaştırılan insanlar, ilahlaştırılan peygamberler dine dahil edildi. Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz tevhidi anlayış hayatı topyekün kuşatırken, ifsat eden anlayışla  ibadete indirgenip tapınakla sınırlandırılan dine dönüştürüldü. Hayat her yönüyle sınırlarının ilahi olanın belirlediği meşru daire içerisinde insanca yaşamaktır. Elçiyi kutsallaştırıp hayatın dışına itmeden Allah’ın onu tanımladığı şekilde anlayıp getirdiği risalete inanıp yaşadığı şekilde yaşamak dini hakkıyla anlamaktır. Dinde kimse ilahlaştırılmaz, kutsallaştırılmaz, seçkin soy, seçkin ırk, ayrıcalıklı rahip ve ruhban sınıfı, meleler ,otorite…vb yoktur.

‘’ Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.’’49/13

Yahudilik ve Hristiyanlığın başına gelen kutsallaştırma hastalığı İsam dininde peygamberin irtihalinden sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Halife seçiminde kureyşin üstünlüğünün iddia edilmesi, şia’da hilafetin  alinin hakkının olduğunu ispatlamak için ayetleri yorumlayarak haklı olmaya çalışma, masum imam meselesinin itikadi konuya dönüşmesi, mehti ve mesih konuları…vb iddiaları kutsallaştırma, kutsal üzerinden nemalanmadır.

Siyasi otorite varlığını kutsallaştırmak için dini otoritenin mezhepsel oluşumlardan maslahatına uygun olanı kurumsallaştırarak ötekilerini ötelemiş, tekfir etmiş, pasifize etmiştir. Kutsallaştırılan hızla kurumsallaştırılırken farklı söylem, farklı yaşayış ,eleştirel tutum ve davranışlara yaşam hakkı tanınmamıştır. Tarihte bir çok çatışmanın merkezinde siyasi mücadelerde din, mezhep, alimlerin fetvaları bonkörce kullanılarak istismar edilmiştir.

‘’Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.’’3/103

Allah’ın ölçüsünün etrafında toplanılmayıp siyasi otoritenin kurumsallaştırdığı mezhep, hizip ve oluşumların etrafında yer alan farklı yüzlerce oluşum fanatikleşerek siyasi, sosyal, iktisadi alanda çatışmalara ve ölümlere neden olmuştur. Mezhepler yoğun olarak siyasi otoritenin  direktiflerinden şekillenerek ana omurgası oluşmuştur. Dinin saf, kucaklayıcı, eşitlikçi, adalet, ehliyet ve liyakat vasıfları hayatın dışına itilmiştir. Siyası otorite kendini kutsallaştırmış, etnik yapı, soy sop kutsallaşmış, seçkin ırk anlayışı hortlatılmış cahiliye anlayışları dinin önüne geçirilmiş. Ehli sünnette emirel müminin, şia’da imamet anlayışı dine eklemlenerek kutsallaştırılmıştır. Bu ve benzeri olgular üzerinden siyasi otoritenin eli güçlendirilmiştir. Dini argümanlar kullanılarak ameli veya itikadi zemine yerleştirilmiştir. Şehzadelerin katledilmesi olayı dinde hiçbir dayanağı olmadığı halde fetvalar baz alınarak masum canlara kıyılmıştır.

‘’Kim bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberimiz onlara apaçık deliller getirdiler, ama bundan sonra da onların çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler.’’5/32

Kutsal olanın yanına, meleler ,belamlar tarafından kurgulanan yapay anlayışlar zamanla kutsallaştırılarak siyasi otoritenin oluşturduğu zeminde zamanla doğallaşmıştır. Dinin doğal sistematiği, siyasi otoriteler, meleler ,mütrefler, kültürel farklılıklar, örf ve adetler bünyesinde taşıdıkları yapay kutsalları dine eklemlemişler.

‘’Dinde reform, yenilenme, tecdit olmalı ‘’M.B.

Dinin halis hali, dinin yapısı  insan tabiatına uygun iken siyasal çekişmeler tarihte çok yoğun olarak yaşanmış, kaossal ortamdan çabucak sıyrılmak, hedefe en kısa yoldan ulaşmak için dinden olan  ve olmayan unsurlar çok hoyratça , ölçüsüzce kullanılmıştır. Müstekbirler varlıklarının daim olması, otoritesini kutsallaştırmak ve daimi kılmak için kullanılan melelerin oluşturduğu sağlam sistematik hep korunup kollanmıştır. Siyasi otoriteler dinin yorum farklığından doğan mezhepleri makyavelistce kullanılabilir özeliğine göre ya tard etmiş yada baştacı etmiştir. Siyasi otorite kendisi için en ehven olanı koruyup kollamış, mezhebin sistematiği üzerinden kabahatlerini örtüp kendisini kutsallaştırmıştır. Baskılar, zulümler, katliamlar yapılmış, soyunu sopunu kutsallaştırma, veliaht belirleme, hadsiz israflar, adam kayırmalar…vb can simidine sarılarak setredilmiştir. Gelenek ve görenekten gelen ,kültürel etkileşimlerden sirayet eden yabancı unsurlar zamanla halis dinin yanına yerleştirmeler mahir bir şekilde monte edilmiştir. Eleştirel, muhalif anlayış için bütün yollar kullanılarak yerle yeksan edilmiştir. Din hayattan koparılarak tapınak dinine çevrilmiş. Dirilten din, uyutan, pasifleştiren dine dönüştürülmüş. İlahi din, uydurulan ,yapay dinin otokontrolü altında pasifleştirilmiştir. Dine karşı din olayıyla, uydurulan din, kültür dini, ritüeller, semboller dinin belkemiği olan adalet, eşitlik, ehliyet ve liyakat, meşveretin önüne geçmiş.

Bireyi ve toplumu dirilten din anlayışı siyasi otorite ve din baronlarının eliyle tersyüz edilerek her daim daha çok pasifleşen bir toplum yapısına bürünerek devam etmekte. Tecdit kaçınılmaz bir hal almıştır; Ümmetin üzerine serpilen ölü toprağı silkelenmeli, pasifleştiren ve dinin önüne geçirilen yapay unsurlar kaldırılmalıdır.

‘’İslam ve akıl, akıllarını kullanmayan müslümanlar’’ M.B.

İslam aklı yok saymaz, din akıl sahiplerine inmiştir. Aklı olmayanlar, akletmeyenler hakikati anlayamaz, hakikate erişemezler. İslam dininde akıl çok önemsenmekte, akıl hakikati bulmada en önemli enstrümanlardan biridir. Kuran, afak ve enfus ayetleri akıl, sağduyunun, sorgulayan bir muhakemenin hakikatin ne olduğunu görmesi, anlaması açısından ilahi nişanelerdir. Akleden vicdanlı insanlar hakikate bu unsurlar vasıtasıyla ulaşabilir. Din ve gelenek, dine gelen ek, dışarıdan müdahaleler dinin ilahi sistematiğinin beşeri paradigmalarla yapay bir çok ibadet ve ritüeller sokulmasına, dinin sistematiğinin altüst olmasına neden oldu. Aklı önemseyen ve akla bir çok ayette direk vurgu yapan dinde; akıl ve din çelişir, akıl dine aykırıdır tarzı bir çok uyduruk söylemler üretildi.

Kuranda akla vurgu yapan yüzlerce ayet var, birkaç tanesine bakalım.

‘’Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır.’’2/242

‘’Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar’’2/269

‘’Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.’’8/22

Dinde olmayıpta gelenekle, kültür etkileşimi ile dine sokulan tasavvuf , rabıta, virtler ,sema, devir…vb  taatler, ritüeller dinin tabiatına aykırı eklerdir. Mevlidin dini bir ritüele bürünmesi olayı dine dışarıdan yapılan eklerin dinin doğal yapısını, sistematiğini yapay anlayışlar ve bilgi kirliliği ile nasıl istila edildiğini görmekteyiz.

Kaynak:ruşencakır.com da İslamın güncellenmesi  Mücahit BİLİCİ

 

 

Şaban Tekin/Elazığ

Google+ WhatsApp