İslam’ı Hayatlarından Kovan Ancak Sembolleri İle Övünen Zavallı Milletler

İslam’ı Hayatlarından Kovan Ancak Sembolleri İle Övünen Zavallı Milletler

İslam hayatın, yaşamın bütün alanları için kanun ve kurallar koyan ve bu kuralların kendisini kabul edenler tarafından uygulanmasını isteyen Allah merkezli bir sistemin adıdır. Zira : “Bu kitap indirip hükümlerini uygulamayı farz kıldığımız

İslam’ı Hayatlarından Kovan Ancak Sembolleri İle Övünen Zavallı Milletler

 

 

İslam hayatın, yaşamın bütün alanları için kanun ve kurallar koyan ve bu kuralların kendisini kabul edenler tarafından uygulanmasını isteyen Allah merkezli bir sistemin adıdır. Zira : “Bu kitap indirip hükümlerini uygulamayı farz kıldığımız bir suredir. Öğüt almanız için onda apaçık ayetler (hükümler) indirdik.” (Nur 1-2) Hükümleri uygulansın diye indirilen Allah’ın kitabı Kuran ı Kerim in daha önceki kitapların başına gelenler bu kitabında başına getirilmeye çalışılmıştır. Lafzen veya metin olarak bir benzerinin yapılması mümkün olmayan son kitabın ayetleri üzerin de batini veya başka usullerle yapılan art niyetli çalışmalar ile doğru anlaşılması gerekenler üzerinde itilaflar çıkarılmış ve kısmen de bunda başarılı olmuşlardır. Hükümleri uygulansın diye gönderilen bu kitap hükümleri okunsun ve sevap kazanılsın konumuna düşürülünce İslam’ın düşmanları kısmen amaçlarına ulaşmışlardır.

Söyleyeceklerimin tamamı İslam’a mensup olduklarını her defasın da ifade eden ve halkı Müslüman coğrafyası için geçerlidir. Gün itibarı ile hiçbir milleti veya hiçbir ulusu bu yazının kapsamı dışında görmemekteyim. Emeviler ile başlayıp günümüze kadar gelen Müslüman alemi özellikle varlığını bugünde devam ettirenler son iki yüz yılda İslam’a ait ne kadar hüküm ve kurallar var ise bunlardan en kısa yoldan kurtulmanın yollarını aradılar ve düşmanlarının kendilerine önerdiği caydırıcı usullerle de epey bir mesafe kat ettiler. Bunun adı batı ile bütünleşme diğer bir ifade ile batılı gibi yaşayıp ancak Müslüman olarak kalabilme çabaları olarak değerlendirilebilir. Bu coğrafyanın insanları öncelikle ve ilk elden İslam’a ait ne var ise kurumsal ve kamusal alandan çıkarıp attılar. Peşinden tevhit İslam’ını ve nebevi metodu andıran veya çağrıştıran ne var ise kökünden kazıyıp attılar ve bu konuda en küçük bir uygulamaya bile müsaade etmediler.

Siyasetlerinden, ticaretlerinden, hukuklarından ve benzeri alanlardan bir bir söküp attıkları İslam’ın bir takım sembollerine ise kasıtlı olarak ve çıkarlarına uygun olan ayrıca da varlıklarına zarar vermeyen bir takım sembollerine ise dokunmadılar. Allah ve iman edenlerin düşmanları ile işbirliğinden çekinmeyen bu milletler bayraklarında  “Allahu Ekber” lafzı ve kelimeyi tevhidin yazılı olmasını ise çıkarları doğrultusun da kullanmaya devam ettiler. Diğer bir kısmı ise tarihte eşi ve benzerine az rastlanabilecek özellikte camiler yaptırarak oralar da Allah tan başkasına dua edilmesinin her hangi bir sakıncası olmadığı hususunda da zorbalıklarını meşru hale getirecek fetvalar bulmanın yollarını da kendileri için açmış oldular. Yine bunlar ezan ve salalar ile tepkilerini ortaya koyup egolarını tatmin yolunu da ihmal etmediler.

İslam birileri tarafından yaşanılmış ve fonksiyonunu tamamlamış bir din değildir. Tarihte yaşanmıştır ancak tarihsel değildir. İslam geçmişten, günümüzden ve gelecekten bahseden ve geleceğin kendi kanun ve kuralları ile inşa edilmesini şiddetle isteyen bir özelliğe sahiptir. Onun bu özelliğini bilen İslam düşmanları İslam’ın bu günü ve yarını inşası için ortaya koymuş olduğu emir ve yasaklarına şiddetle karşı çıkıp uygulanmasını engellemektedirler.

Günümüzün modern firavun ve Ebu cehilleri son örnek olması açısından sizlerle paylaşıyorum Fransa da bir grubun bir araya gelerek Kuran ı kerimden birkaç ayetin çıkarılması konusun da ortak bir bildiriye imza atmaları İslam’a ve Müslümanlara yapılan en iğrenç saldırıdır. Belli ki bu kâfirler kuran ın bahsettiği konuları bilmekteler. Yoksa niçin kuran dan rahatsız olsunlar? Zira kuran kendisini inkar eden, hükümlerini uygulamaktan kaçınan, kendisinin bir benzerini yapmak isteyen ve onu tahrif etmek isteyen Allah’ın ve inananların düşmanı olan 21.yy kafir ve müşriklerine her gün meydan okumakta, hakaret etmekte , aşağılamakta hatta kafir ve müşrikler için “ Onlar pisliktir.” İfadelerini kendi bünyesinde bulundurup her gün hatırlatmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak birkaç ayetin mealini sizlerle paylaşmak istiyorum: “Ey inananlar! Yahudi ve Hristiyanları dost olarak benimsemeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” (maide-51)

“Eğer kulumuz Muhammed e indirdiğimiz kuran hakkında şüphede iseniz haydi onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz Allah tan başka şahitlerinizi de çağırın ve bunu ispat edin. Eğer yapamazsanız ki hiçbir zaman yapamayacaksınız o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.” (Bakara 23-24) Kuran ı okuyan herkes bilir ki ondaki her ayetin ister kendisine iman eden kimseler olsun isterse inkar eden kimseler olsun hiç fark etmez mutlaka muhatabına bir şeyler söyler bu olumlu olabileceği gibi olumsuz ve meydan okuma şeklinde ortaya çıkar. Bir öz eleştiri olarak şunu da net olarak söylemek istiyorum ki bu kitaba iman ettiklerini söyleyen bu kitabın mensupları ne yazık ki bu kitabı okuyup durdukları halde kitaplarının kendilerinden ne tür bir davranış ortaya koymalarını istediği mesajı anlamaya çalışmadıklarından asla rahatsız olmamaktadırlar. Zira onlar kuran ı dilsel olarak musiki şeklinde seslendirerek nihavent makamın da okuyup yarışmalar düzenlemektedirler. Bundan dolayı da Müslüman olduklarını söyledikleri halde Allah a eş koşarak şirk içersin de iman edebilmektedirler. Zira İslam onlardan durmayı değil koşmayı , susmayı değil  hakikatleri haykırmalarını ve yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya kadar durup dinlenmemelerini bir gayret içerisinde olmalarını onlardan istemektedir. Bugün Kuran’ ın bu mesajını yerin üstündekilere değil yerin altındakilere duyurmaya çalışan çarpık ve yanlış anlayış dolayısı ile kitabın mensupları rahat tavırlar sergileyebilmektedirler ve Islama ait bir takım bireysel ibadetleri yapıp tatmin olup İslam’ı bu yaptıkları zannetmektedirler.

Ancak aynı rahatlığı İslam’ın düşmanları için söylemek mümkün değildir. Zira Mekke müşrikleri kuran a inanmadıkları halde onun mesajlarının kendilerini ve ailelerini rahatsız ettiklerini çok net olarak ifade ederek bu konuda açısından Nicolas Sarkozy 2007 deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Libya dan usülsüz olarak 6,5 milyon dolar mali kaynak aldığına dair soruşturma kapsamında göz altına alınıp ifadesine başvurulması gerekirken ki bundan sonra bu şahıs bir daha seçimlere katılıp seçilme özelliğini kaybedince kaybettiği itibarını “ cami duvarına işeyen it misali” kendisini gündem de tutmanın yollarını aramaktadır. Aynı benzer çıkışı bundan önce ABD başkanı Trump ın durup dururken Kudüs ü İsrail’in başkenti ilan ederek binler ce masum insanın şehit edilmesine sebep olan olayı da gösterebiliriz. Ancak bu tür çıkışların nafile olduğunu daha önce bu yolla gündem de kalmak isteyen ve sayısını bilemediğimiz müşrikler tarihin çöplüğüne atılıp unutulmaktan kendilerini kurtaramamışlardır.

Bu tür saldırılara hazırlıksız yakalanan ve hiçbir ciddi argümanı ve karşı duruşu olmayan İslam coğrafyası ise bir an bir şaşkınlık yaşayıp sonra da peşinden kaldığı yerden hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam edebilmektedirler.

Peki !

Bu tür saldırılara karşı koymanın ve belirli sonuçlar almanın çaresi ne? İşte size çare kuran ve tevhid merkezli bir duruşun ortaya konması. Böyle bir karşı çıkış olmadığı zaman İslam’ın düşmanları İslam’a saldırı noktasında hem kendilerinde  hem de kendisinden sonra yapılacak olan saldırı ve iğrençliklere cesaret bulabilmektedirler. Bizler bütün bir hayatımızı Allah’ ın hayat nizamı olarak gönderdiği kitabı siyasetimizde, ticaretimizde, evlenmemizde boşanmamız da ve benzeri konular da birinci dereceden söz sahibi yapmamızdan geçmektedir. Yoksa sadece ezan ve salalar okuyup peşinden gıyabi olarak cenaze namazı kılarak verilecek tepkilerin hem İslami olmadığını hem de karşı tarafa ciddi hiçbir yaptırım gücü olmadığını bilmemiz gerekmektedir. Aklımıza şöyle bir soru takıla bilir. Sizler halkı Müslüman olan insanlar tarafından Filistin ve Kudüs için yapılan bunca tepkileri ve karşı açıklamaları nasıl anlıyorsunuz? Asla boşu boşuna yapılmış sıradan tepkiler olarak görmediğimizi ancak sonuç alıcı ve neticeye götürücü ve bir daha bu tür saldırıların olmayacağı garantisini veren tepkiler değildir. Sonuç odaklı tepkilerin kaynağı ise kısa sürede davetten devlete götüren yüce Kuran ve onu hayatına uygulayan Alllah’ın elçisidir. Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

 

 

osman coşkun

iktibas çizgisi

Google+ WhatsApp