İskandil...

İskandil...


İskandil...

 

 

Dünya savaşları öncesindeki şartlara benzer iklimden geçtiğimize ilişkin gözlemlerini paylaşan dış politika, ulusal güvenlik uzmanları ve gazetecilerin sayısı artıyor...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Savaşa yürüyecek “ekonomi-politiğin” ayaklarının eksik kaldığını söyleyenlere de “son damla” olarak Arjantin gösteriliyor. ABD-Çin ticaret savaşları ana dosya ama kuşatıcı bir ekonomik durgunluk tehlikeli eşik sayılıyor.

Avusturya-Macaristan veliahtına yönelik suikast gibi...

***

Çok işaret var...

Hacimli bir bölgesel savaş ya da küresel bir kaosu tarif için, çatlakların stratejik obruklarla bağlantısının izahı gerekiyor...

Yani, yakın tarihin en yoğun B-52 stratejik bombardıman uçağı konuşlanmasının neden İngiltere’ye yapıldığını, Kraliçe’nin ve “tatil askısı”ndaki Parlamento’nun ABD ile ayrı ilişkilerini, bunun Avrupa’da yaşanan kriz ve örneğin Hong Kong eylemleriyle ilintisini sabitleyemezsek, Rum Savunma Bakanı’nın, “Avrupa Birliği ülkelerinin savaş gemileri etrafımızda toplansın” davetini de, CHP liderinin araştırma/sondaj gemilerimiz ile koca Türk donanmasına körleşerek, “herkes Akdeniz’de, bir biz yokuz” çıkışını da birbirine yapıştıramayız.

Keza, Rusya’nın İngiltere büyükelçisinin göreve vedasını, Mısır büyükelçisinin ölümünü, bir yıllık Gürcistan Başbakanı’nın istifasını, Papa’nın “İslami hassasiyetli” 13 Kardinal’i seçtikten sonra asansörde 30 dakika mahsur kalmasını, S. Arabistan’ın yüzlerce doktoru Pakistan yönünde sınır dışı etmesini ve dahi nicesini anlamlandıramayız...

***

Öncü depremlerin en hissedildiği kırılma noktası, Hindistan-Afganistan-Pakistan üçgeni ile Hint Okyanusu. Daha bu satırlar yazılırken ajanslar Rusya ve İran’ın bölgede yeni bir askeri tatbikata başlayacaklarını duyuruyordu. Ki okyanusta damladır...

ABD, Hindistan’ı ‘üzerlerine’ itiyor. Bölgesinde ve ülkesinde o kadar sorun varken Yeni Delhi’nin Keşmir’in statüsünü değiştirme kararını anlamak zor. Ama anahtar olarak ABD’yi kullandığınızda “klik” sesini duyabiliyorsunuz.

Hindistan, ABD-Çin rekabetinin önemli bir ayağı ve Afganistan-Pakistan-İran hattının Doğu’da Kıbrıs’a kadar, Kuzey’de Rusya’ya doğru sürükleyicisi.

Elbette İpek Yolu’nun hem karadan hem denizden ‘nöbetçisi’!

***

Pakistan-Hindistan arasındaki gerilim, nükleer silahlara sahip iki ülkenin savaşmayacağı kabulünü aşmış görünüyor. Bu yüzden her iki taraf da mümkün olduğunca güçlü ve çok sayıda müttefiki yanına çekmeye çalışıyor.

Tabii ‘bedava’ olmaz...

Son G-7 zirvesinde, ki Rusyasızdır, Hindistan’a bu konuda ilgi gösteren Fransa’nın Rafale savaş uçaklarını masaya sürdüğünü çıtlatanlar var. Tabii denizaltılar, 18 Caracal helikopter ve donanması için 80’den fazla Panter helikopteri de alış-verişe dahil...

ABD’nin aslan payını alacağına şüphe yok ama ağırlık savunma sanayinde olmayabilir; ABD enerji sektörü ‘devasa’ yatırım fırsatları bekliyor Hindistan’dan. Nükleer enerji dahil. Bu da İran ve Rusya bağlantılarına kesik atma aklı demek. BM’de veto hakkına sahip Rusya da S-400’ler için Hindistan’dan 6 milyar dolar ‘indirmeyi’ bekliyor. İki süper güç arasındaki ‘sakal’ın rengi Başbakan Modi’nin yarın başlayacağı Moskova ziyaretinde görülecek. Böylece bir yandan Başbakan Modi Vladivostok’ta (Doğu Ekonomi Forumu) Putin’le kucaklaşırken, yukarıda duyurduğumuz tatbikatın anlamını da düşünüyor olacak!

Yani nükleer silaha sahip bir süper gücün, paraları ‘sisteme’ nasıl toka ettiğini canlı izleyeceğiz...

***

Ancak Keşmir bu şekilde yatıştırılamayacak! Çünkü mesele Keşmir değil.

BM Güvenlik Konseyi’nin 5 ülkesinden 3’ü ile ilişkileri bu şekilde kurmak yetmez. Geride İngiltere ve hele Çin kalıyor ki, ikisi de Konsey’de veto hakkına sahip.

Öte yandan İngiltere’de Brexit kaynaklı iç siyasi dalgalanma gibi görünen, ABD-Çin arasında hangi kutbun Londra’yı çekeceği yolundaki derin hesaplaşma ile Hong Kong krizi arasına Hindistan da-tarihi boyutu dahil-eklenmiş olacak!

***

Büyük haritadaki küçük coğrafya için bu kadar oyuncunun sahaya inmesi garip mi? Üstelik Pakistan cephesinden hiç bahsetmedik ve içinde Türkiye’nin, BAE ve Suudi Arabistan’ın da bulunduğu bir başka sahne de orada perdesini açıyor!

Gündem izin verdikçe bölüm bölüm tamamlamaya gayret edeceğiz ama birlikte gelişen bölge ve Türkiye gündemini yan yana yürütmek gerekiyor...

16 Eylül’de Türkiye’de gerçekleşecek Astana Zirvesi’nin önemi artıyor. ABD’nin İdlib’i Erdoğan-Putin görüşmesinden sonra vurması işaret. ‘Kimin işine yarıyor’u anlamak lazım. Rusya’nın Fırat’ın Doğusu’na destek vermesini de doğru çözmek lazım. Temel kavrayış, Moskova’nın Türkiye ve ABD’nin güvenli bölgeye yürümesine itiraz etmemesine şaşkınlık biçiminde. Oysa Kremlin bu rızayı gösterirken, ‘ABD’nin adını bir kere zikretmiş değil”! Onun meşru gördüğü Türkiye’nin kaygıları. ‘Birlikte yürüyemezler’ demek istiyor...

Hep ve önce söyledik, Astana’nın fişi bütün yara-bereye rağmen çekilmedi ve beşli hale gelme olasılığı da yükseliyor. Almanya ve Fransa’nın bu masaya oturması, masada oturmasa da arka koltuklarda Irak’ın bulunması hep final alameti.

Şişman kadının sahnesi yaklaşıyor...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp