“İşittik ve İtaat Ettik”

“İşittik ve İtaat Ettik”


Müslüman, Allah inancı ve O’na itaat bilincini Kur’ân ve Sünnetten beslenerek hep diri tutan insandır. 

Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: “İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder...” (Bakara, 2/284) âyeti nazil olunca bu, ashaba çok ağır geldi. Rasûlullah’a (s.a) gelerek diz çöküp oturdular ve dediler ki: 

“Ey Allah’ın elçisi, bize yapabileceğimiz işler emredildi: Namaz, oruç, cihad ve sadaka. Bunları yapıyoruz. Ama Allah sana bu âyeti inzal buyurdu. Onu yerine getirmemiz mümkün değil.”

Rasûlullah (s.a) dedi ki: “Yani sizler de sizden önceki Yahudi ve Hıristiyanlar gibi ‘işittik ve isyan ettik’ demek mi istiyorsunuz? Hayır, öyle değil şöyle deyin: ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, affını dileriz; dönüş Sana’dır’.” Cemaat bunu okuyup dilleri ona alışınca, bir süre sonra Allah (c.c) şu vahyi inzal buyurdu:

“Rasûl ve iman edenler Rabbinden O’na indirilene inandı. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, rasullerine inandı. ‘Rasullerinin arasından hiçbirini ayırt etmeyiz’ dediler; ‘İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz, Rabbimiz! Dönüş de sanadır’.” (Bakara 2/285) Ashab bunu yapınca Allah şu âyeti inzal buyurdu: “Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutur veya yanılırsak bizi sorgulama. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlâmızsın; kâfirlere karşı bize yardım et.” (Bakara 2/286) (Müslim, İman 199)

 

Bu rivayet, Rasulüllah’ın (s.a) “Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki bir gecede okuyana onlar yeter”hadisini (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10,27,34) daha anlaşılır kılıyor. Ashab-ı kiram bu iki ayeti okumadan yatmazdı. Ayrıca Rasulüllah (s.a) ve ashabı Muavvizeteyn (Felak ve Nâs) surelerini de sık okurlardı (Tirmizi, Tıbb 16; İbnu Mace, Tıbb 33). Öyleyse biz de gün içinde ve günün sonunda Bakara/285-286. ayetler (Âmene’r-Rasûlü) ile Felak ve Nâs surelerini sıkça okuyup anlayarak, her türlü kötülükten ve kötülük odakları ile ins ve cinnin şerlerinden Allah’a sığınmalıyız.

Übey İbnu Ka’b (r.a) anlatıyor: “Müşrikler, Rasulüllah’a (s.a): “Rabbini bize tavsif et (tanıt)!” dediler. Bunun üzerine İhlâs sûresi indi: “De ki: O Allah bir tekdir. Allah sameddir (hiçbir şeye muhtaç olmayan; her şey O’na muhtaç olandır). Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi (ve benzeri) değildir”. Übey (r.a) bu sûredeki bazı tabirleri şöyle açıkladı: ‘Samed, doğurmayan ve doğurulmayan demektir; çünkü doğan her şey mutlaka ölecektir. Ölen her şeye varis olunacaktır. Allah ise ne ölür ne de O’na varis olunur. “Hiçbir şey O’nun dengi değildir” âyeti de O’na bir benzer, bir denk olmadığını, Allah’a benzeyen hiçbir şey bulunmadığını ifade eder’.” (Tirmizî, Tefsir-İhlâs, 3361,3362). Öyleyse, İhlas (Tevhid) suresini hem kendimiz tekrar tekrar okuyup en iyi ve en doğru şekilde anlamalı ve hem de inançsız asrın idrakine Allah Teâlâ’yı en güzel tarzda anlatmalı ve tanıtmalıyız. 

Bu çerçevede Allah’ı en güzel isimleriyle tanıtan Haşr suresinin son üç ayetini de sabah-akşam namazlardan sonra okuyarak (bk. Tirmizî, Sevâbü’l-Kur’ân 22; Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 22) Allah inancımızı pekiştirmeliyiz: “O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır; duyularla ve akılla idrak edilemeyeni de edileni de bilir. O rahmândır, rahîmdir. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır; egemenliğin mutlak sahibidir, her türlü eksiklikten uzaktır, esenlik verendir, güven sağlayan ve kendisine güvenilendir, görüp gözeten ve yönetendir, üstündür, iradesine sınır yoktur, büyüklükte eşi olmayandır. Allah onların yakıştırdıkları ortaklardan tamamıyla münezzehtir. O, takdir ettiği gibi yaratan, canlıları örneği olmadan var eden, biçim ve özellik veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerdekiler ve yerdekiler hep O’nu tesbih ederler. O üstündür, hikmet sahibidir.” (Haşr 59/22-24)

Rabbim, Kur’ân’ı gereğince okuyup-anlayarak “işittik ve itaat ettik” bilincini sürekli diri tutanlardan eylesin. Amin.

TAZİYE: Kalemini, kelamını ve kalbini İslam davasına adayan Ahmet Kekeç kardeşime Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Mekânı Cennet olsun. 

Google+ WhatsApp