“İşbirlikçi” İslam(!)..

“İşbirlikçi” İslam(!)..


“İşbirlikçi” İslam(!)..

 

 

FETÖ elebaşının gerçek kimliğini anlamak için 19’ncu yüzyıla dönüp Cemaleddin el-Afgani’ye bir göz atmanız gerekir. Lafı uzatmayıp, burada sözü Prof.Dr.Sedat Aybar’a bırakmak istiyorum: 19ncu yüzyılda, Orta Asya’da Rusya’nın yayılmasını engellemek ve Majestelerinin etki alanını genişletmek için ortaya atılan ve merkezine Müslümanların örgütlenmesi (Pan-islamizmi) koyan, “Büyük Oyun” politikası, 1885’de başladı. “Büyük Oyunun” aktörleri arasında FETÖ gibi kullanışlı unsurlar da yer almaktaydı(…)İngilizlere Pan-İslamizm fikrini veren, Doğu Afrika ile Çin arasındaki topraklarda çekişen emperyalist güçlerin arasında bir ortak dava olarak Pan-İslamizmi yerleştiren, İngilizlere Orta Asya’nın kontrolünü verecek olan bu fikrin sahibi, 1870’den 1890’a kadar destekledikleri Cemalledin el Afgani’ydi (1837 – 1897) (…)   Öte yandan bu din adamı istihbarat belgelerine, İngilizlerin yardımıyla Pan-İslamcı teoriyi geliştirip siyasete ve toplumsal hareketlere alet ederken, heterodoks bir düşünür, Mason, bir hurafeci, siyasi ajan ve dinin toplumsal kullanışı olduğuna inanan biri olarak girmişti. Afgani, İngiliz, Fransız ve Hindistan istihbarat belgelerinde, din’i geçici sebepler için kullanan bir siyasi sihirbaz, getir götür işleri yapan bir çırak, dinsiz ve emperyalist güçlerin bir aleti olarak değerlendiriliyordu.(…). Kitleler için Pan İslam, seçilmiş ruhlar için eklektik bir felsefe. İşine geldiğinde anti-emperyalist, işine gelince emperyalistlerin hizmetinde bir teolog…Afgani temel olarak dinleri buluşturma, diyalog kurma gibi fikirleri savunuyordu...” (Çılgın Türkler Bir Oyunu Daha Bitirdi, 3.Ağustos.2016 http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/31903/cilgin_turkler_bir_buyuk_oyunu_daha_bitirdi)

Karakteri anladınız mı? 21’nci yüzyıla yansımasında Türkiye’de Fetullah Gülen, Pakistan’da ise Tahir ül-Kadri vardır. İkisi de ABD’ye hizmet eder. 

19’ncu yüzyılda devreye sokulan “emperyalist işbirlikçisi İslam”(!) anlayışı 15 Temmuzgecesi, Türk milletinin gücü karşısında ağır yenilgi aldı, Batı’dan gelen işaretler, yaşanılan bu büyük telaşın sonucudur. 

 

Erdoğan din değil, siyaset konuştu…

FETÖ kimliğindeki “işbirlikçi İslam’a” (ki, esas olarak İslami bir hareket olmadığı da Diyanet İşleri’nin –nedense- gecikmiş çalışmasıyla din alimleri tarafından ortaya konmuştur) karşı kararlı mücadele sürdüren Erdoğan’ın son çıkışları dini değil, siyasidir. Bu çok doğal bir süreç, çünkü emperyalizmin işbirlikçisi bir takım sözde din adamlarıylamücadele ediyorsanız, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’in yolundan ilerleyecek, halkınıza karşı din kullanılarak geliştirilen tuzaklara da dikkat çekeceksiniz. 

Konuyu hemen dini tartışmaya çekmeye çalışmak emperyalist kumpasından başka bir anlam ifade etmez. Dini değil, İslam’ı “haçlıların” hizmetine vermiş, ürettikleri kışkırtmalarla bilge bir milletin “Aşil topuğunu” oluşturmaya çalışanları konuşuyoruz.

(Osmanlı’nın son Şeyh-ül İslam’ı Mustafa Sabri de Papaz Fru ile birlikte İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurucularındandı, Mustafa Kemal başta Kuvvacılar için idam fermanı çıkartan adamdır, hatırlayın.)

 

Ilımlı İslam”: Emperyalist dayatma…

Zaten, Erdoğan’ın bu akılcı duruşu bugünün konusu değil, bakın, 2015’te ne yazmışız: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti kadrolarının “küresel sistemin patronlarına” attıkları en büyük “siyasi kazık”, Ortadoğu’da şekillenen yeni dönemle birlikte ortaya çıkıyor: Küresel sistem, “ kontrol edilebilir Türkiye” projesi çerçevesinde bu kadrodan, “ılımlı İslam” olarak adlandırılan siyasi yapılanmanın yolunu açmasını, böylece Türkiye’nin “AB ve Avrasya entegrasyonundan dışlanmış, yönetici kadroları kolay baskı altına alınabilir, gerektiğinde dışlanabilir, küresel şantajla her dedik yaptırılabilir” olmasını talep ediyordu... 

Erdoğan ve arkadaşları, “ılımlı laiklik” süreciyle bu beklentiyi büyük bir hayal kırıklığına uğrattılar...“Kökünün dışarıda” olduğu, bir “üst akıl” tarafından yönetildiği artık açık-seçik belli olan “dini referanslı” bir “paralel yapılanma”nın bu partiye karşı gerçekleştirdiği “darbe girişimini” (17-25 Aralık’tan söz ediyorum, AZ)) bir sürpriz olarak mı görüyorsunuz? (Ilımlı laiklik, STAR, 18 Mayıs 2015, http://www.star.com.tr/yazar/ilimli-laiklik-yazi-1029592/?utm_source=partners&utm_medium=gazeteoku.com&utm_campaign=feed)

Şimdi o, “ılımlı İslam” denilen neo-con/Siyonist yapımı kavramı Suudi Arabistan veliaht prensi hayata geçirmeye çalışıyor, Erdoğan da, aynı lobinin yayın organlarında “İslamcı diktatör” olarak niteleniyor, geçiniz… 

Konuya devam edeceğim, bilin… 

 

star

Google+ WhatsApp