İsar ve empati

İsar ve empati


ermük Savaşı’nda çatışma sona ermiş, ağır yara alan Müslümanlar toprağa uzanmış vuslat anını beklemekteydiler. HuzeyfetülAdeviyye elindeki matara ile yaralılar arasında bulunan amcasının oğlunu arıyordu. Nihayet buldu kuzenini ve elindeki matarayı uzattı ona fakat savaşın bitap düşürdüğü o mücahit işaret parmağını kaldırdı ve yanındaki yaralı arkadaşını işaret etti. HuzeyfetulAdeviyye matarayı aldı ve işaret edilen kişiye ulaştırdı. Fakat tam da o sırada HışamİbnülAs’ın “ah” sesi duyuldu… Yaralı mücahit başını güçlükle çevirdi ve suyu kardeşime götür dedi. HuzeyfetulAdeviyye suyu HışamİbnülAs’ın işaret ettiği kişiye götürdüğünde vuslat anı gerçekleşmişti. Kalpleri hak için çarpan mücahitlerin hepsi ebedi yolculuklarına çıkmış ve şehadete ulaşmışlardı. Bu olay salihlerin insani ilişkilere hangi noktadan baktıklarını, yani isarı özetliyor aslında. Yaşadıkları ağır şartlarda dahi kuşandıkları değerlerden vazgeçmeyen nadide şahsiyetlerdi onlar. İyiler atlarına binip gittiler geride kalan ise erdemlerin yaşandığı hayattaydı ve biz o hayatlardan çok şey öğrendik.

 

İsar kişinin kendi taleplerinden vazgeçip kardeşine uzanabilmesi, onu kendisine tercih edebilmesi ve yaşamını bu doğrultuda sürdürebilmesidir. Bu yönüyle empatiden çok daha şümullü ve kuşatıcı bir kavramdır isar. Birey ve toplumların isar ve diğerkâmlıktan uzaklaşmaları bencilleşmeyi ve bundan kaynaklanan ruhsal sorunları tetiklemiştir. Zira yardımlaşma sadece insani ilişkileri geliştirmez aynı zamanda kişiyi ruhsal olarak güçlü ve dirençli kılar.

 

İsar kişinin kendi ihtiyaçlarından vazgeçip kardeşine el uzatmasıdır. Bugün fertlerin büyük çoğunluğunun beslendiği hodkâmlık ise kişinin sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanması ve bencilleşmesidir. Ve ne acıdır ki, isar ahmaklık olarak görülürken, bencillik bulaşıcı bir hastalık gibi nesilden nesle aktarılıyor.

 

İsar insanı diğer canlılardan ayıran özel bir değerdir. Zira acıma hissi ve yardımlaşma duygusu canlılar arasında sadece insana bahşedilmiştir.

 

Günümüzde diğerkâmlık, fedakârlık, isar ve cömertlik gibi kavramlara pek yer yerilmezken empati kavramı kurtarıcı bir el gibi aktarılıyor. Empati hakkında hemen herkesin söyleyecek bir sözü vardır ancak kalpleri yakınlaştıran ve kardeşlik duygularını geliştiren isarı anlayabilecek kişi bir elin parmakları kadar azdır.

 

İhtiyaç sahibi bir kişi ile karşılaştığınızda yüreğinizde bir sızı hissedersiniz merhamet duygunuz sizi harekete geçirir ve neler yapabilirim diye sorarsınız. Ve ihtiyacın tespitini yapıp el uzatırsınız. Empati bu sürecin ilk basamağında kalırken isar yardım adına atılan her adımda yer alıyor ve çözümü kolaylaştırıyor.

 

İsar kişinin sofrasındaki ekmeğini, yüreğindeki sevgiyi kardeşine severek ikram edebilmesi kendi rahatından, kendi konforundan vazgeçip ihtiyaç sahibine kucak açabilmektir. Hüznüne yoldaş olmaktır yalnızlaşan kalplerin, açlığına, sevgisizliğine derman bulmaktır… İsar bir yaşam biçimidir, gönülden gönle akarak hayat bulan bir değerdir.

 

Küresel kültürün gölgesinde yaşayan fertler yaşamlarını tek kişilik adalarda sürdürüyor ve adanın dışındakilerle kucaklaşmanın ve bu kucaklaşmanın getirdiği manevi kazanımların ne olduğunu bilmiyorlar. Yalnız adanın sakinleri hayatlarını bu sessiz, ıssız, insansız, sevgisiz, neşesiz ve soğuk ortamda sürdürüyorlar… Kardeşlik duygusunun ne olduğunu bilmeyen bu kişiler bencilliğin sokaklarında yol almaya devam ediyorlar.

 

Tek kişilik adaya hapsolan kişi adanın dışındakileri nasıl anlayabilecek ki? Adanın dışında hayat nasıl devam eder bunu nasıl idrak edebilecek bu kişi? Ötelerden yükselen seslerin neye işaret ettiğini, gecenin karanlığına karışan çocuk çığlıklarının nelere gebe olduğunu nereden bilecek o? Ve şu bir gerçek ki, ısız adada kaldığı sürece hayatın zenginliklerini görme, bilme ve hissetme şansına sahip olamayacak.

 

İslam, fertleri bencilliğe karşı uyarır ve içtimai hayatın önemine vurgu yapar. Bunun için fertlerin hayata katılmalarını ve insanlarla maddi manevi paylaşımlarını artırarak, evrendeki bu döngüye dâhil olmalarını ister. Bu da elbette isar ve diğerkâmlık gibi değerlerin hayat bulmasıyla mümkün olabilir.

Google+ WhatsApp