Irak’ta Protesto Gösterileri Ne Anlatıyor?

Irak’ta Protesto Gösterileri Ne Anlatıyor?

Irak’ta 12 Mayıs 2018 tarihinde yapılan parlamento seçimlerinin ardından seçime hile karıştırıldığı iddiaları nedeniyle seçim sonuçlarına yönelik yapılan itirazlar sonrası yaşanan siyasi krizin ardından özellikle Irak’ın güneyinde başlayan protesto gösterileri ülkede yeni bir krizin kapılarını

Irak’ta Protesto Gösterileri Ne Anlatıyor?

 

 

Irak’ta 12 Mayıs 2018 tarihinde yapılan parlamento seçimlerinin ardından seçime hile karıştırıldığı iddiaları nedeniyle seçim sonuçlarına yönelik yapılan itirazlar sonrası yaşanan siyasi krizin ardından özellikle Irak’ın güneyinde başlayan protesto gösterileri ülkede yeni bir krizin kapılarını aralamış görünmektedir. 15 Mayıs tarihinde açıklanan ön seçim sonuçlarına rağmen, Irak Federal Yüksek Mahkemesi kararı sonrasında oyların yeniden sayılması işlemine başlanmış ve halen kesin seçim sonuçları açıklanmamıştır. Bunun üzerine 1 Temmuz itibariyle Irak Parlamentosu’nun görev süresi biterken, Irak hükümeti de hukuki olarak yetkisiz kalmıştır. Ancak hükümet görevini fiili olarak devam ettirmektedir. Bununla birlikte hükümet kurmak için de siyasi pazarlıklar sürerken, Irak’ın en güneyindeki vilayet olan Basra’da başlayan ve Bağdat’a kadar yayılan gösteriler başlamış ve halk kamu hizmetlerinin sağlanamaması, yolsuzluk, yaşam standartlarındaki düşük düzey, işsizlik gibi sorunlarla ilgili olarak hem hükümet hem de yerel yönetimleri protesto etmektedir. Hükümet ve güvenlik güçleri protesto gösterilerini bastırmak için uğraş verse de şimdilik önü kesilebilmiş değildir. Gösterilerde şimdiye kadar 5 kişi hayatını kaybederken, 200’e yakın kişi de yaralanmıştır.

Protesto gösterilerine ilişkin ilk kıvılcımı çıkaran olay İran’ın Basra, Meysan ve Zikar’a sağladığı elektriği kesmesi olmuş, bunun üzerine Basra’da gösteriler başlamıştır. Sıcaklıkların 50 dereceyi aştığı Basra ve Irak’ın güney vilayetlerinde elektrik kesintisi zaten düşük olan yaşam standartlarını olumsuz yönde etkilerken, ülkedeki işsizlik, yolsuzluk, kamu hizmetlerinin sağlanamaması gibi diğer sorunlar da böylece tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Irak Başbakanı Haydar El-Abadi, olaylar üzerine Basra’ya giderek kısa vadeli çözüm önerileri konusunda halkı telkin etmeye çalışırken, Irak’taki en büyük Şii dini merci Ayetullah Ali El-Sistani’nin gösterilere destek veren açıklamaları halkı cesaretlendirmiş görünmektedir. Sistani, son Cuma fetvasında halkın gösterilerini haklı bulurken, hükümeti de sorunların çözümü konusunda acil adımlar atmaya davet etmiştir. Ancak söz konusu sorunlar Irak için yeni değildir. Bu nedenle çözümler konusunda ne mevcut hükümetin ne geçmiş hükümetlerin ne de gelecekte kurulacak hükümetlerin acil adımlarla söz konusu sorunları çözmesini beklemek olası görünmemektedir. Söz konusu sorunların çözümü için uzun vadeli programlara ihtiyaç duyduğu açıktır. Bu noktada Irak’ta yaşanan protesto gösterilerini sadece sınırlı kamu hizmetleri, yolsuzluk ya da işsizlik gibi nedenlerden kaynaklandığını söylemek yanlış olacaktır. Söz konusu gösterilerle ilgili olarak yerel, bölgesel ve hatta küresel dinamiklerin de etkili olduğu söylenebilir.

İşgalin getirdiği şartlar nedeniyle 2003’ten sonra hemen her yaz döneminde Irak’ın güneyinde bu tarz protesto eylemlerinin yapıldığını görmek mümkündür. Özellikle yaz aylarında Irak’ın alt yapı eksikliklerinden kaynaklanan nedenlerden dolayı, elektrik ve su sıkıntısı çekilmesi sebebiyle protesto gösterileri düzenlenmektedir. Bu anlamıyla gösterilerin planlı olmadığı görülmektedir. Gösteriler yayılan bir seyir izlese de katılım sayısı açısından standardını korumakta, bu anlamıyla genişleyen/büyüyen bir hal almamaktadır. Ancak iç siyasetin baskısı protestoların boyutunu büyütmektedir. Zira Irak’ın güneyindeki vilayetlerde halkın mevcut siyasi durumdan hoşnut olmadığını söylemek mümkündür. 12 Mayıs tarihinde yapılan seçimlere katılım oranlarına bakıldığında Irak’ın güneyindeki vilayetlerde yüzde 20-25 aralığında olduğu görülmektedir. Bu durumun halkın siyasilere verdiği bir tepki olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim gösteriler sırasında pek çok siyasi partinin ofis ve büroları hedef alınmıştır. Bu anlamıyla Irak halkının ülkedeki mevcut yetersizliklerden siyasi partileri sorumlu tuttuğu görülmektedir. Siyasi partilerle birlikte Bedir Örgütü, Asaib Ehlul Hak gibi siyasete dahil olan milis yapıların da gösterilere destek vermelerine rağmen hedef alınması, IŞİD’le mücadele önemli ölçüde halktan destek olan bu gruplara olan güvenin sarsıldığını da göstermektedir. Diğer taraftan söz konusu gösteriler de siyaset üzerinde baskı oluşturmakta, bir an önce yeni hükümetin kurulması konusunda siyasi partileri zorlamaktadır. Bu noktada yapılan yorumlarda yeniden sayım işleminin bir an önce bitirilmesi ve seçim sonuçlarının onaylanması için bazı grupların gösterileri provoke ettiği söylenmektedir. Irak medyasında gösteriler sayesinde acil kararların alınmasının planlandığı ve böylece seçim sürecindeki manipülasyonun ortaya çıkarılmasının engellenmeye çalışıldığına yönelik yorumlar yapılmaktadır.

Öte yandan gösteriler sırasında İran karşıtı atılan sloganlar da dikkat çekmektedir. Nitekim bir süredir Irak halkında İran’a karşı bir tepki oluştuğu bilinmektedir. Özellikle son dönemde İran’ın bölgesel ve küresel düzeydeki diğer aktörlerle hesaplaşmasında Irak’ı mücadele alanı haline getirdiğine yönelik Irak halkında genel bir kanı oluşmuş, hatta seçimlerden sadece iki gün sonra İran Devrim Muhafızları Kudüs Ordusu Komutanı Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta hükümet konusunda görüşmeler yapmış olması Irak genelinde tepkiye yol açmıştır. Olayların hemen öncesinde Irak’ın elektrik borçlarını ödememesini gerekçe göstererek İran’ın ülkeye elektrik teminini sonlandırması da bu bağlamda büyük önem arz etmektedir. Seçim sonuçları itibariyle oluşan siyasi iklimde İran’ın arzu ettiği düzeyde kendisine sempati besleyen aktörlerin öne çıkamamasına cevaben elektrik gibi oldukça hayati bir enerji kaynağı üzerinden ülkeyi ve yeni siyasi iklimi kurgulama ve etkisini gösterme çabası olarak algılanabilecek bu hamle İran’ın beklediği şekilde karşılık bulmamış ve hatta İran’a karşı bir tepkiye dönüşmüştür. Bu anlamıyla özellikle IŞİD sonrası süreçte mezhepçilikten uzak ve Iraklılık kimliğini söylemlerin de halkta karşılık bulduğunu söylemek mümkündür.

Diğer taraftan bölgesel ve küresel denklem üzerinden üretilen siyasetin de Irak’taki gösterilerde etkili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.  Bölgesel ve küresel siyasetteki mücadelenin doğrudan gösterilere neden olduğunu söylemek zor olsa da ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İran gibi aktörlerin gösterileri manipüle ederek avantaj sağlamaya çalıştığı görülmektedir. Özellikle ABD-İran çekişmesinde ABD’nin İran üzerindeki baskıyı doğrudan yaptırımlarla arttırması ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirliklerinin eş güdümünde ABD siyasetini güçlendirecek ve hatta uygulayacak bir kutup oluşturması, Irak siyasetinde de etkisini göstermektedir. Nitekim İran üzerindeki ekonomik, siyasi ve askeri baskıyı kırmak için Irak’ı bir yaşam sahası ve manevra alanı olarak görmektedir. Bu nedenle ABD ve İran’ın bölgesel rakibi olan Suudi Arabistan, İran’ın Irak’taki hamle gücünü sınırlamaya çalışmaktadır. Bu noktada ABD’nin Suudi Arabistan-Irak ilişkilerinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesini teşvik etmekte, iki ülke ilişkilerinin normalleştirilmesini desteklemektedir. Suudi Arabistan’ın da son dönemde Irak’taki yatırımlarını arttırmaya çalıştığı, özellikle başta Basra olmak üzere Irak’ın güneyinde yatırım fuarları ve konferansları düzenlediği bilinmektedir. Nitekim İran’ın Irak’a verdiği elektriği kesmesinin ardından, Irak Elektrik Bakanı Kasım El-Fehdavi ve Planlama Bakanı Salman El-Cumeyli’nin Suudi Arabistan’dan elektrik almak için anlaşma yapmak üzere Suudi Arabistan’a gideceği yönünde çıkan haberler dikkat çekmiştir.

Bu noktada Irak’ta yeni kurulacak hükümetin nasıl bir kompozisyona sahip olacağı önemli olacaktır. Seçim kazananı olarak görünen Mukteda El-Sadr’ın, kurulacak olan hükümetin tüm komşu ülkelerle eşit ve dengeli bir politika yürüteceğine yönelik açıklamalar, İran’a verilen bir mesaj olarak nitelendirilirken, seçim öncesinde Mukteda El-Sadr’ın Suudi Arabistan’ı ziyaret ettiği düşünüldüğünde yeni Irak hükümetinin önümüzdeki süreçte bölgede dengenin sağlanmasına yönelik bir politika izleyebileceğinin işaretleri olarak değerlendirilebilir. Bu noktada 2014’ten bu yana başbakanlık görevini yürüten, IŞİD’le mücadeleye rağmen Irak’ın iç ve dış politikasında dengeli bir çizgi çizmeye çalışan ve yeni dönem için de başbakan adayları arasında adı geçen Haydar El-Abadi’nin son protesto gösterilerinin bastırılması ve halkın taleplerini karşılama konusunda nasıl cevap vereceği, Irak hükümeti ve siyasetinin geleceğini ve yönünü belirleyecektir.

 

 

Bilgay Duman/ORSAM

Google+ WhatsApp