İP’liler, sakin olun, psikolog yardımı alın!

İP’liler, sakin olun, psikolog yardımı alın!


2018 milletvekili seçimlerinde CHP ile ittifak yapan..

CHP Genel Başkanı’nın, “HDP’nin barajı geçmesi lazım” açıklamalarına rağmen, bu ittifakı bozmayan..

CHP’lilerin HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden çıkması gerektiğine dair açıklamalarına seyirci kalan..

Milletvekili seçiminde ittifak yaptıkları CHP’den, aynı günkü oylaması yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Muharrem İnce’nin, Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etmesini görmezden gelen..

Hatta genel başkanları Meral Akşener’in de, aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı olduğu için, “Belki HDP tabanından üç tane oy gelir” ümidi ile, Demirtaş’ın tahliyesi yönünde görüş açıkladığı İP..

Bir de 2019 mahalli seçimlerinde..

Uyarılara rağmen..

“Yapmayın, etmeyin.. Tüm hayatınız boyunca savunduğunuz değerlere zıt bir terör örgütünün uzantısı HDP ile aynı safta durmayın” ikazlarına rağmen..

İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere, CHP ile açıktan ittifak, HDP ile de üstü örtülü ittifak yapan İP..

Şimdi geldiğimiz noktada, bu gerçeklerin altında eziliyor olmalı ki..

Sözcülerinin gaf üstüne gafları ile muhatap oluyoruz..

Birinin absürt açıklaması daha gündemden düşmeden..

Diğer İP’linin açıklaması gündeme oturuyor..

 Çok uzun bir dönemi irdelemeye gerek yok..

İki günlük süreç içinde, bakın ardı ardına gelen açıklamalarda, İyi Partililerin nasıl bir bunalımda olduklarını görün..

Bayan milletvekilinden başlayacağım..

Bir şehit cenazesinde, kürklü mantosu ile sonradan gelip, namaza erkeklerin arasına, birinci safa girerek katılan.. Hem de bunu, namaz kılınmaya başlandıktan sonra ve danışmanına da çekim yaptırarak sosyal medyada paylaşan İyi Parti milletvekili Aylin Cesur..

Salda gölü kumu ile ilgili yeni açıklaması ile, rezalete tüy dikti..

Saygısız mı saygısız..

Bir kadına yakışmayan..

Küfür içerikli bir konuşma..

Buraya alıntılayıp, sizlere saygısızlık etmiş olmayayım..

Psikolojik sorunu olmayan bir insanın, mümkün değil durup dururken söylemesi ihtimal dışı bir cümle..

 Ama söylendi..

Aylin Cesur’dan geçtik, Müsavat Dervişoğlu’na..

Milliyetçilerin oyları ile TBMM’ye giren Müsavat Dervişoğlu..

Bir de babasının da hukukçu olduğunu söyleyen Müsavat Dervişoğlu..

PKK’lılara destek çıkan..

Eşcinsellere destek çıkan baroları savunayım derken..

“Ben nasıl bir duruma düştüm? Bu PKK’ya destek çıkanları savunmak benim işim mi? Ben yarın seçmenimin yüzüne nasıl bakacağım? Ben milliyetçilerin yüzüne nasıl bakacağım” endişesi ile olsa..

“Çoklu baro” tartışması yapılırken..

AK Parti eski milletvekili Resul Tosun ile sinirli bir tartışmaya giriyor..

“Baro başkanlarının ‘çoklu baro’ teklifine karşı yürümesi ‘Anayasal bir hak’tır” diyor..

O baro başkanlarının, binlerce milliyetçi avukatı da temsilen yaptıkları açıklamalarda, PKK’lıları savunmalarını görmezden gelerek..

O baro başkanlarının, Kur’an-ı Kerim’deki ayetler için “Nefret söylemi” şeklinde hakaretlerini; milliyetçi, dindar avukatları da bağlayacak şekilde yapmalarını görmezden gelerek..

PKK’ya yandaş olan baro başkanlarına destek veriyor..

Eşcinsellerin avukatlığna soyunan baro başkanlarına destek veriyor..

“Anayasal hak” imiş..

Kur’an’a dil uzatmak da anayasal hak mı?

PKK’lı teröristlere sahip çıkmak da, anayasal hak mı?

Asker ve polis katillerinin cenazelerine katılmak da anayasal hak mı?

Uzatmayalım..

İşlerine gelince, “Anayasal hak” kavramı arkasına saklanan milliyetçi kimlikli Müsavat Dervişoğlu, Resul Tosun’un, “Valilik izin vermedi. Hâlâ savunuyorsun” sözleri sonrasında, kendini kaybediyor..

 “Sana yazıklar olsun” ile başlıyor. Demediğini bırakmıyor..

“Biraz terbiyeli ol. İnsanın sinirini bozma. Neyin cevabını verdin? Senin söylediğin muteber bir tane cümle yok ki cevap vereyim” ifadeleri ile, aslında İP’lilerin komple bir sinir harabiyetine uğradığını itiraf ediyor..

Bir sonraki örnek de, ağırbaşlılığı ile kendisini kamuoyuna takdim eden İP’li Yavuz Ağıralioğlu..

Daha önce, “Eşcinsellere baro başkanlarının destek açıklamalarına laf söylemeden, dakikalarca Diyanet İşleri Başkanı aleyhine konuştu” diye eleştirdiğim Yavuz Bey..

O konuşmasında Ankara Baro Başkanı hakkında “Haddi değildir” açıklaması yaptığını hatırlatmış, ben de kendisinden özür dilemiştim..

Ama geldiğimiz noktada..

Barolar hakkındaki düzenlemenin arkasında, başkanların hukuk tanımaz, dini hassasiyetleri gözetmez açıklamalarının bulunduğu gerçeğini adları kadar iyi bildikleri halde..

Şimdi “çoklu baro” tartışmasında, İP’li Yavuz Bey de, düzenlemeye karşı çıkıyor.

Ne diyor, onu da aktarayım.

Sözü, şu mealde: “Oldu olacak, baro başkanlarını da Cumhurbaşkanı atasın!”

Çok esprilisin Yavuz Bey..

Allah’ın ayetlerine “Nefret söylemi” diyen baro başkanlarına dolaylı destek vereceğine, “Hayır bu iş böyle gitmez.. Cumhurbaşkanı’nın baro başkanlarını atması ne kadar yanlış ise, baro başkanlarının nefret söylemi de o kadar yanlıştır” diyeceğine..

Belki de uç yanlışlar örneklendirmesi ile, tartışmanın bel kemiğine de dikkat çekeceğine..

Sinirinden midir.

Çaresizliğinden midir?

Tüm İP’lilerdeki psikolojik buhrandan mıdır?

Eşcinselleri savunan baro başkanları ile saf tutup..

PKK’lılara övgüler düzen baro başkanları ile saf tutup..

AK Parti’ye laf yetiştirmeye çalışıyor..

Bu dakikadan sonra..

İP’liler sinirlerine hakim olmak için, topluca bir psikologa gitsinler..

İsmail Ok ismi üzerinden gündeme gelmişti zaten, böyle bir psikolog ziyareti.

O istifa etti, kendisini kurtardı..

Darısı, İP içinde kalan, diğer isimlere..

Google+ WhatsApp