İnsanın şiddete eğilimi

İnsanın şiddete eğilimi


Kutsal kitabımız Kur’an’da yeryüzünde kötülüğü ilk başlatan, ilk cana kıyan kişinin Kabil olduğu haber verilir. Hatırlayacağınız üzere Kabil erdem ve takva yönünden kendisinden daha üstün olan kardeşini kıskanmış ve onu acımasızca katletmişti. İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinde vuku bulan bu olay insanın fıtratında mevcut olan şiddet ve nefret eğiliminin bir göstergesidir. Ancak İslam şiddete eğilim gösteren insanın terbiye edilerek insanlaşacağını ve bu duyguların şefkat ve merhamete dönüşeceğini belirtir. İnancımıza göre birincil vazifemiz insanlaşmak, yani yürüyen Kur’an olabilmektir.

 

İnsanoğlu fıtratında, şiddetin de şefkatin de çekirdeğini taşıyor. Ancak insanlık tarihi şefkatten çok şiddet ve nefrete tanıklık etmiştir. Neden? İslam’dan uzaklaşan fertler adalet ve şefkat gibi ulvi değerlerden koparak şiddete meylediyorlar. İnsanın zaafını bilen Resulullah hayatının sonuna kadar fertleri insanlaşmaya davet etmiştir. İnsanlaşmayı reddeden muhterisler ise nefislerine tabi olup şiddet ve nefrete yönelmiş ve masumları katledebilmek için türlü türlü aletler icat etmişlerdir. Eğer öyle olmasaydı geçmişte olduğu gibi bugün de silah üretimine harcanan para ve emek üst noktalarda seyretmezdi. İnsanoğlu zayıfları katlederek yeryüzünde hükümranlık sürme hevesine düşmezdi. Görmekteyiz ki, Allah’ın dininden uzaklaşan insan kendi hukukunu, kendi yaşam tarzını kendi yönünü tayin etmeye kalkıyor ve şiddeti bir güç, bir üstünlük olarak görmeye başlıyor.

 

Allah’ın dinine savaş açan muhterisler tavırlarını haktan yana çeviren kişileri hedef almış ve onları katledebilmek için ağır silahlar üretmişlerdir. İlk dönem, taştan, kemikten icat edilen daha sonra ise bıçak ve ok olarak tasarlanan savaş araçları bu gün gelinebilecek son noktaya ulaşmış durumda. Dev surların ardından atılan taşlar artık yerini füzelere, roketatarlara ve öldürücü virüslere ve en gelişmiş silah teçhizatlarına bıraktı.

 

Savaş ve şiddeti yaşam tarzı haline getiren küresel kapitalist zihniyet artık ölüm kusan, bombalarla, silahlarla yetinmiyor. Uzun yıllardır üzerinde çalıştığı biyolojik silahlar üzerinde de çalışıyor. Son günlerde bütün dünyayı etki altına alan virüsün biyolojik bir silah olma ihtimalleri üzerinde duruluyor. Analistler Atlanta, Galveston, Hamilton ve San Antonio olmak üzere ABD’nin çeşitli bölgelerinde virüsler üzerine çalışma yapan 6 BSL-4 tesisinin olduğu söylüyor ve tehlikeye ima ediyorlar. Zira bu tesislerde yürütülen çalışmalar hangi amaca hizmet edecek ve hangi tehlikelere yol açacak bilemiyoruz. Bizler küresel medya kimi işaret etmiş, neyin iyi neyin kötü olduğunu aktarmışsa buna tabi oluyor ve söylemlerimizi buna göre şekillendiriyoruz.

 

Dünyanın efendiliğine soyunan ABD zihniyeti, son yıllarda isimleri sıklıkla zikredilen ailelerin başı çektiği bir birliktelik ağından oluşuyor. Bu ağın içinde yer alan zihniyetler 19. yüzyıldan beri yoğun şekilde çalışmakta ve küresel ağın alt yapısını yani siyasi ekonomik ve kültürel anlamda gücü tekelinde tutan tek bir dünya devleti oluşturma hevesini gütmektedirler. Sözde efendilerin hâkim olduğu bu dünya devletinde geri kalanlar bu zevatların hizmetkârı olacaklar(!) Küresel efendiler tasavvur edilen dünya devleti için bir milyar insanın kâfi olacağını söylüyor geri kalanları ise atıl bir eşya gibi görüp hayattan silmek istiyorlar. Zira yeni dünya düzeni tasavvuru planında dünya nüfusunun bir milyara indirgenmesi ve yeryüzünde mevcut olan kaynakların bu seçkin kesimin hizmetine sunulması hedefleniyor. Analistler son yıllarda gündemden düşmeyen ithal tohumların, aşıların ve doğum kontrolü konusunda yapılan çalışmaların nüfusun azaltılmasına yönelik olarak yapıldığını söylüyorlar. Bizim mahallenin insanı ise sorunların kaynağına inmek yerine küresel medya üzerinden aktarılan bilgi ve değerlendirmelere tabi olmuş, -bu bela başımıza hangi günahımızdan geldi- deyip kıyıya çekiliyor. Keşke bu soruya makul bir cevap bulabilseler ve nelerin bizi gaflete, tefrikaya ve acziyete düşürdüğünü doğru şekilde anlayıp analiz edebilselerdi. Ama fotoğrafın görünen yüzüne bakılırsa şimdilik bu mümkün görünmüyor.

Google+ WhatsApp