İnsanı yıkan gamdır

İnsanı yıkan gamdır


İnsanı yıkan gamdır

 

 

Çelik bilekli bir pehlivanın yıkamadığı insanı, hayatın içinden süzülüp gelen küçük acılar yıkabiliyor. O nedenle büyüklerimiz, “Duvarı nem insanı gam yıkar” demiş, acının dua ve tevekkül ile savılmasını tavsiye etmişlerdir. Fakat büyük sözüne pek itibar etmeyen günümüz insanı kendini o kadar merkezi bir noktada değerlendirdi ki, sınırlı gücünü yücelterek her şeyin üstesinden gelebileceğini zannetti. Bunun sonucunda ise bütün direncini kaybetti ve ruhsal sorunlara duçar oldu. Oysa acıyla başa çıkabilmek için sabır, tevekkül ve teslimiyet gibi değerlere yapışmak gerekirdi.

Amerikalı psikolog James Pennebaker biriktirilen, savılamayan acıların sadece ruhsal rahatsızlıklara değil zamanla fiziki rahatsızlıklara da neden olabileceğini, o nedenle sıkıntılarını ifade edemeyen kişilerin duygularını kâğıda aktararak deşarj olmaları gerektiğini söylüyor.

Ruh hekimleri derdini bir yakını ya da dostu ile paylaşan kişilerin bağışıklık sistemlerinin daha yüksek olduğu ve bu kişilerin acıya karşı daha dirençli olduklarını söylüyorlar. Peki derdimizi kime itimat edip anlatacağız? Kimin dostluğuna güveneceğiz? Ayrı odalarda ayrı dünyalara çekilen aile fertleri ile nerede buluşup hemhal olabileceğiz? Bugün geleneksel aile yapısının etkin olduğu dönemlerde görülmeyen bazı sorunlara müptelayız. Fakat aileyi yeniden güçlendirmek için çaba sarf etmek yerine geçici çözüm önerilerine kulak veriyoruz.

Geleneksel aile yapısında fertler duygusal anlamda birbirlerine daha yakın mesafedeydiler. Aile bireyleri en az günde bir kere bir araya gelir ve uzun uzun sohbet ederlerdi. Aile çatısı altında en karmaşık sorunlar dahi çözüme ulaşır ve fertler ruhen kendilerini daha güçlü hissederlerdi. Günümüzde aile fertleri aynı çatı altında yaşasalar da duygusal anlamda birbirlerinden gittikçe uzaklaşıyorlar. Peki, bu durumda sırtımızdaki yükü tek başına nasıl taşıyacağız? Bu soruyu henüz kendimize sormuş değiliz bizler şimdilik sadece sorunların tespitini yapmakla yetiniyoruz.

Aile fertlerini bir araya getirip kültürümüzün bir parçası olan dayanışma ve paylaşımı yaymak zorundayız. Ayrıca şartlar ne kadar değişirse değişsin kendimize yakın hissedebileceğimiz bir dostumuz var olmalıdır. Günlük tutmak ve kalemle sırdaş olmak bir seçenek ancak bu hiçbir zaman bir yakınımızla yaptığımız sohbetin yerini tutmayacaktır. Fakat hemhal olacak bir insana ulaşamıyorsak duygularımızı kâğıda aktarmak da bir çözüm olabilir.

Ruh hekimleri özellikle kronik rahatsızlığı olan kişilere sıkıntılarını paylaşacak kişilere ulaşamadıkları takdirde günlük tutmalarını ve duygularını aktararak deşarj olmalarını tavsiye ediyorlar. Zira kişi öfke ya da hüznünü karşı tarafa ifade edemediğinde negatif enerji ruhunda ve bedeninde birikiyor ve zamanla rahatsızlıklara sebebiyet veriyor.

İletişimin en önemli öğelerinden biri konuşmak ve insanlarla hemhal olabilmektir. O nedenle yakınlarınızla bağlarınızı güçlendirip paylaşıma ağırlık vermeye çalışın. Acınızı paylaşacak kimse olmadığında ise negatif birikime fırsat vermeyin, dua ile halinizi Allah’a arz edin.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp