“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”


İsveç’te yaşayan Türk kızı Leyla’nın sesi Ankara’dan duyuldu.

Covid-19 teşhisi konulan ancak hastanede tedavi edilmeden evine gönderilen Emrah Gülüşken’in kızı Leyla, babasının iyileşmesi için çırpınmalarına İsveç’te karşılık bulamayınca, sosyal medya üzerinden Türkiye’ye seslendi. Her Türk vatandaşını, istemesi durumunda, bulunduğu ülkeden vatan topraklarına getiren Ankara, müthiş şekilde yurt içi ve yurt dışında hızlandırılmış operasyonlar sonrası, Leyla’nın ailesi için ambulans uçak kaldırdı ve babası ile kardeşlerini ülkeye getirerek tedavi kapısını açtı.

Leyla’nın babası için sarf ettiği efor, çalmadık kapı bırakmaması ve sonunda doğru yere ulaşması müthiş bir çabadır. Ankara’nın da, “bir kişi için bu zahmete, bu masrafa değer mi,” demeden yardım isteyen ele ışık hızıyla ulaşması ayakta alkışlanması gereken bir gayrettir.

Bu duruşa “şov” diyenler utanmıyor, çamur atmak için uzattıkları dilin insan hayatına uzandığını fark etmiyor. Bırakalım, onlar insafsızlıklarında boğulsun.

Vatandaşını gurbette yalnız bırakmayan ülke

Türkiye, yurda dönmek isteyen hiçbir vatandaşını, bulunduğu ülkede yalnız ve çaresiz bırakmadı.

Bugüne kadar en az 70 ülkeden 25 binden fazla Türk vatandaşı Türkiye’ye getirildi. Cezayir’den Karabağ’a, Suudi Arabistan’a, İngiltere’den Fransa’ya dönmek için başvuruda bulunan herkesin çağrısına cevap verildi. Bunu, bu denli titizlikle yapan başka bir ülke yok.

Zaten bu nedenle, İsveç medyasında Leyla’nın ailesinin İsveç’te tedavi edilmeyip Türkiye’ye getirilmesi yankı buldu.

“Ümitsizliğin ardında nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var”

Türkiye, yeni tip koronavirüs salgını boyunca uzattığı yardım eliyle de dünyada diğer ülkelerden farklı noktada konumlandı. Her ülke, aynı fırtına karşısında, kendi gemisinde tek başına mücadele veriyorken, hatta maske savaşlarına tutulup birbirinin tıbbi malzemesine el koyuyorken, Ankara, dünyanın pek çok yerine tıbbi yardım ulaştırdı.

Bu ay İngiltere’ye giden iki uçakta tıbbi malzemeler, kişisel koruyucu ekipmanlar, salgının ön cephesinde savaşan doktorların ihtiyaç duyduğu araç gereçler bulunuyordu.

Gönderilen kolilerin üzerinde yazan, Batılıların “Rumi” olarak tanıdığı Mevlana Celalettin-i Rumi’nin “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var,” sözü İngiliz medyasında konuşuldu.

Türkiye, salgının ağır vurduğu İspanya ve İtalya’ya, iki ülkenin NATO’ya yardım için başvurması sonrasında yardım eli uzatan ilk müttefik oldu.

Türkiye’nin ABD’ye de gelen talep üzerine 500 bin test kiti yolladığını daha önce Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklamıştı.

Bize zor günümüzde dost olmayan dostlarımız salgın sonrası herkesten önce uzattığımız yardım elini unutur mu hatırlar mı bilinmez ama Türkiye bu yardımları insanlık için yaptığını ortaya koyduğu duruş ile göstermiş oldu.

Bosna Hersek, Sırbistan, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya Türkiye’nin yardım ettiği Balkan ülkeleri arasındaydı.

Daha Mart ayıydı, salgının dünyaya yayılmasının başlangıç döneminde, Tahran’ın yanlış uygulamaları sonucu Kovid-19’un İran’ı vurması sonrası, komşuya yardım elini uzatan yine Türkiye’ydi.

Filistin, Libya, Tunus ve dahası…

Sağlık Bakanlığı sitesinden öğrendik ki, bakanlık bu yıl, Türkiye tarafından 86 ülkeye çeşitli ilaç, aşı, tıbbi cihaz ve malzemelerin ayni hibe olarak verilmesine Cumhurbaşkanlığı tarafından yetkili kılınmıştı.

Dünyanın en cömert ülkesi

Demem o ki, dünyada hiçbir vatandaşını salgın sürecinde yalnız bırakmayan Türkiye, nasıl ki bundan önce de, küresel yardım konusunda Gayri Safi Milli Hasılası’na göre ABD devinden sonra gelen ikinci ülke olarak dünyanın “en cömert ülkesi” olduysa bu dönemde de yerkürede insani yardımın bayrak taşıyıcısı oldu.

Fakat gel gör ki, bundan en çok rahatsız olan sesler de yine içimizden yükseldi. Bu yardımlara da “şov” dendi, türlü şeyler söylendi.

Ne insanını ne de insanı düşünen bu seslerin sahipleri, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye söylediği “Ey Oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın,” sözünden nasibini alamamış olanlar…

Türkiye, salgından önceki zor yıllarda olduğu gibi salgın zamanında da, tarihinde olduğu gibi bugün de insana verdiği değerle devlet olarak yüceliyor; tam da bu şekilde devlet anlayışını insan ve insanlıkla ilişkisi üzerinden inşa etmeye devam ediyor.

Hem koronavirüs salgını ile mücadelede kendi adına eşine az rastlanan nitelikte bir başarı karnesi ortaya koyuyor hem de zor durumunda olanların yardımına koşmayı ihmal etmiyor. Hakkını vermek gerekir. 

Google+ WhatsApp