İnsan canlı bir kitaptır

İnsan canlı bir kitaptır


İnsan canlı bir kitaptır

 

 

Malezyalı astronot Dr. Shaikh Muszaphar Shukor Ramazan ayında yaptığı uzay seyahatinde ilginç bir olay yaşadı. İfadelerine göre Shukor uzay istasyonunun içinde ezan sesini işitti ve kendini Allah’a hiç olmadığı kadar yakın hissetti. Shukor bu olayın ardından Müslüman oldu. Geçtiğimiz yıl Norveçli bir kişi de Alanya’da ezan sesini duyup Müslüman olduğunu açıklamıştı. Ezanın yüreklerimize tesir eden sesi birçok insanın hidayetine vesile oluyor.

Rabbimiz ayetlerinde sık sık akletmiyor musunuz, düşünmüyor musunuz, görmüyor musunuz der ve sayısız mucizelerine dikkat çeker. Nitekim insan sadece kendi bedeninin işleyişine ibret nazarıyla bakmış olsa dahi vahyin ışığını bütünüyle görebilir ve istikametini tayin edebilir. İnsan başlı başına Allah’ın bir mucizesi…

Menşei bir damla su olan insan Allah’ın bahşettiği bedende hayat bulur ve görür, işitir, nefes alıp verir, inanır, sever, sevilir. Allah onu mükemmel bir şekilde yaratmış ve özel istidatlarla donanımlı hale getirmiştir. “Şüphesiz biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz, bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık” (İnsan Suresi, 2). İnsan sadece hücreler topluluğundan müteşekkil bir varlık değildir kuşkusuz. Onun mükemmel bir ruh örüntüsü ve bu örüntüye uygun şekilde düzenlenmiş bir yaşam alanı mevcuttur. Ana rahminde hayat bulan insan burada birbirinden ayrı hücrelere sahip olur ve bu hücreler bölünerek çoğalırlar. Bu olağanüstü faaliyetin sonucunda ise insanın kemik yapısı, derisi ve bazı kas hücreleri oluşur. Hücrelerin görev dağılımı ve hangi hücrenin nerede hayat bulacağı Allah tarafından ilham edilmiştir. İnsanoğlu ana rahminde bütün ihtiyaçlarının sağlandığı içi su dolu bir kesede dokuz ay geçirir.

Bebek dünyaya geldiğinde Allah tarafından ona hizmetkâr kılınan biri vardır. Anne, bebeğin yanında hazır bulunur. Allah, annenin yüreğinde bebeğe yetecek miktarda şefkat ve sevgi yaratır. Annenin göğsünde ise bebeğin besin ihtiyacını karşılayacak bir süt kaynağı vardır. Allah, bebek için anneyi donanımlı hale getirir ve insan yavrusu ayaklarının üzerinde duracak hale gelinceye kadar annenin desteğine tutunur. İnsan her şeyi kendinden bilir ve üzerinde mevcut olan onlarca mucizeyi görmezden gelir. Allah’ın bahşettiği fiziki özelliklerini, sağlığını, gençliğini, servetini ileri sürerek kibre kapılır. Oysa o bir emanetçidir. Allah’ın kendisine sunduğu imkânları kullanarak yaşamını sürdürmektedir.

İnsan bedeni başlı başına bir mucizedir, kişi sarsılmaz bir düzenle işleyen bedenine ve zengin donanımlara sahip olan ruhuna ibretle bakmış olsa burada Allah’ın ayetlerini bariz şekilde görebilir. Fakat bunun için kişinin görmenin ötesine geçip bakması ve idrak etmesi gerekir.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp