‘İngiltere ile imza aşamasına geldik’

‘İngiltere ile imza aşamasına geldik’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması, Gümrük Birliği Anlaşması’ndan sonraki en önemli ticari anlaşmamız olacaktır. 2021 yılından itibaren hem Türkiye’nin hem İngiltere’nin kazanacağı yeni bir dönem başlıyor.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere ile ticaret anlaşması konusunda şunları söyledi:

“Bilindiği gibi en önemli ticaret ortaklarımızdan biri olan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı çerçevesinde başlayan takvim perşembe günü tamamlanıyor. Ticari ilişkilerimizin bu ayrılıktan zarar görmemesi için en başından itibaren iş dünyamızın da katılımıyla süreci yakından takip ettik. Yapılan uzun müzakereler sonunda İngiltere ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalama aşamasına geldik. Yarın inşallah bu anlaşmanın imzaları atılıyor. Bu, Gümrük Birliği Anlaşması’ndan sonraki en önemli ticari anlaşmamız olacaktır. İnşallah 2021’den itibaren hem Türkiye’nin hem İngiltere’nin kazanacağı yeni bir dönem başlıyor. Serbest Ticaret Anlaşması’nın bu safhaya gelmesinde emeği geçen Ticaret Bakanlığımızı ve iş dünyamızı tebrik ediyorum. Bir kez daha Türkiye’nin üretimle, istihdamla, ihracatla kurduğu ekonomik sistemi sayesinde hedeflerine ulaşacağının altını çizmek istiyorum.”

Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi

Toplantda Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nı da görüştüklerini aktaran Erdoğan, dijitalleşmenin ayrılmaz bir parçası haline gelen siber güvenliğin, tüm dünyada üzerinde hassasiyetle durulan konuların başında geldiğini söyledi. Güvenlikten sağlığa, eğitimden evde kullanılan aletlere kadar her alanda hayatın ayrılmaz parçası haline dönüşen dijitalleşmeyle birlikte siber tehditlerde de büyük artış yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, “Öyle ki ülkelerin fiziki sınırlarının korunmasıyla dijital altyapılarının ve verilerinin korunması, neredeyse aynı derecede önem kazanmıştır. Esasen savunma sanayi projelerimizin temel bileşenleri arasında dijital sistemler ilk sıralarda yer alıyor. Aynı şekilde günlük hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerin hemen tamamı da dijital altyapılar üzerinde çalışıyor.” diye konuştu. Devletlerin, vatandaşlarının can ve mal güvenliği yanında, dijital bilgilerini ve aldıkları hizmetleri de korumak mecburiyetinde olduğunun altını çizen Erdoğan, yaklaşık 7 yıl önce kurulan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi ile bu doğrultuda ilk adımın atıldığını söyledi.

Gelinen noktada, güncel ihtiyaçları ve tehditleri dikkate alarak, ülkenin siber güvenlik politikalarını, kapsamlı ve bütüncül bir anlayışla özellikle yeni bir stratejiyi oluşturma konusunda adımı attıklarını anlatan Erdoğan, son dönemde, diğer alanlarla birlikte dijital altyapılar ve siber güvenlik konularında da kimi zaman gizli kimi zaman açık engellemelere maruz kaldıkları için, stratejilerini yerli ve milli bir anlayışla şekillendirdiklerini bildirdi. Erdoğan şöyle devam etti:

“Her şeyiyle kendimizin üretimi olan ilk haberleşme uydumuzu, inşallah 2022’de uzaya gönderiyoruz. Alternatif maliyetleri onlarca milyon dolar olan pek çok projeyi bir süredir ülkemizde yürütebilecek kapasiteye zaten ulaşmıştık. ‘Bir milyon yazılımcı’ böyle bir projeye gençlerimizin ilgisi, geleceğimiz için bize umut vermiştir. Şimdi bu çalışmaları daha da ileri taşıyoruz. Kendi milli siber güvenlik teknolojilerimizi geliştirmek suretiyle, güçlü ve caydırıcı bir altyapı oluşturuyoruz. Teknolojiye yön veren bir ülke konumuna gelme hedefimiz doğrultusunda, Mavi Vatan’dan siber uzaya kadar her sahada egemenlik haklarımıza sahip çıkacağız. Bu amaçla, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın öncülüğünde, ilgili tüm tarafların katılımıyla uzunca bir süredir yürüttüğümüz çalışmalarda sona gelinmiştir. İlk aşaması 2020-2023 dönemini kapsayan bu planda belirlenen faaliyetleri hayata geçirerek, ülkemizin dijital altyapılarını siber saldırılara karşı, inşallah güvenli hale getireceğiz. Bununla kalmayacak, Türkiye’nin bu alanda, kendi ürünleri ve firmalarıyla uluslararası düzeyde söz sahibi olmasını da sağlayacağız. Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planımızın, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Yurt dışında toprak kiralama

Toprak kiralamada amacın bugünün ihtiyaçlarını karşılamak olmadığına, yarım asır, 1 asır sonrasının taleplerine hazırlık yapmak olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye olarak biz de bu amaçla çeşitli yerlerde toprak kiralamaya başladık. Tabii böyle bir vizyonu, daha doğrusu böyle bir derdi olmayanlar ülkemizin niçin Sudan’da, Nijer’de toprak kiraladığını, başka yerlerde benzer arayışlar içinde olduğunu anlayamıyor. Sadece anlamamakla kalmıyor bir de çıkıp bize ithamlar yöneltiyorlar. Dünyanın başka hiçbir yerinde hiçbir ülkede hükümetlerin böyle ithamlara maruz kaldığını göremezsiniz. Çünkü oralarda ülkenin ve milletin felaketi üzerine ikbal hesabı yapan bir siyasi muhalefet anlayışı yoktur. Maalesef bu yıkıcı ve çapsız zihniyet, yaptığımız barajlardan yollara, hastanelerden enerji santrallerine kadar her konuda karşımıza çıkıyor. Çiftçilerimizi, üreticilerimizi, insanımızı bize karşı kışkırtmak için tamamı yalan, tamamı yanlış, tamamı çarpıtma olan söylemlerle gündem oluşturmaya çalışan bu zihniyeti biz çok iyi tanıyoruz. Bu zihniyete cevap vermek bizim için zul olmakla birlikte milletimize olan sorumluluğumuz gereği hakikatleri tekrar tekrar anlatmak mecburiyetindeyiz.”

AİHM’nin Demirtaş kararı

Muhalefetin, Türkiye aleyhine alınan her kararın, söylenen her sözün, yapılan her saldırının yılmaz savunuculuğunu üstlenme görevini ifa ettiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ülkemizle ilgili bir davada kendi hukuki süreçlerine İspanya ve İtalya gibi ülkelerdeki benzer yargılamalarda verdiği kararlara aykırı bir tavır sergiledi. Biz de bunun üzerine çıktık ‘bu çifte standartlı, hukuki değil siyasi saiklerle verilen kararı uygulamayız’ dedik. ‘Vay efendim sen nasıl böyle bir şey söylersin’. Demek ki kendileri bu işlerde yetki sahibi olsalar elinde onlarca insanın kanı bulunan bu terörist destekçisini hemen serbest bırakacaklar. Arkasında durdukları kişi kim. Hakkındaki iddianameye göre, 37 nitelikli adam öldürme, 29 adam öldürmeye teşebbüs, 3 bin 777 mala zarar verme, 25 alıkoyma, 395 hırsızlık, 15 yağma, 308 iş yeri ve konut dokunulmazlığını ihlal, 13 Türk bayrağını yakma, 7 Atatürk’ü Koruma Kanunu’na muhalefet suçunun işlendiği, ayrıca 326 güvenlik görevlisi ile 435 vatandaşın yaralandığı 6-8 Ekim 2014 olaylarının baş sorumlusu. Üstelik bu kişinin burada sayılmayan teröre destek mahiyetinde daha pek çok sözü ve eylemi var. Lafa gelince her fırsatta ‘Atatürk’ün partisiyiz’ diye övünen bu kişiler, aynı partinin kendilerine ‘Mustafa Kemal’in askerleri değil it sürülerisiniz’ diyen yöneticisine bile ses çıkaramamışlardır. Çukurcu teröristlere ‘arkadaş’, Suriye’den ülkemize saldıran teröristlere ‘vatanlarını savunanlar’, şehirlerimizi yakıp yıkan vandallara ‘aydınlanmacılar’, darbecilere ‘mağdurlar’ diyenler yine bunlardı.”

Aşı konusunda alternatifler değerlendiriliyor

Erdoğan, salgın döneminde dünyanın geri kalanı gibi Türkiye’deki vatandaşların da en büyük umudunun aşı çalışmaları olduğuna işaret ederek Türkiye’nin tüm dünya ile beraber normalleşme sürecini yürütebilmesi için aşı tedarik ve geliştirme çalışmalarının gerisinde kalmasının kesinlikle mümkün olmadığını anlattı.

Bunun için menşeine bakılmaksızın tüm aşı çalışmalarının yakından takip edildiğini, gereken incelemeleri yapıp neticelere göre anlaşmaları imzaladıklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yaşanan aksaklıkları aşmak için tüm alternatifleri değerlendiriyoruz. Çin’den sipariş verdiğimiz aşının ilk partilerinin yılbaşından önce ülkemize teslim edilmelerini bekliyoruz. Almanya’dan gelecek aşının da ocakta ülkemize ulaşacağını ümit ediyoruz. Gelişmeler, salgının daha uzunca bir süre dünya gündeminden düşmeyeceğine işaret ediyor. Bunun için asıl önemi ve önceliği hem gelenekçi hem yenilikçi yöntemlerle geliştirdiğimiz kendi aşılarımıza veriyoruz. Son 18 yılda kurduğumuz yüksek teknolojiye dayalı altyapılar ve bilim insanlarımızın gayreti sayesinde şu an 8 ayrı aşı çalışmasını başarıyla yürütüyoruz. Bunlardan birinde son aşamaya geçildi. Diğerlerinin bir kısmında da aynı safhaya gelinmek üzeredir.”

Okullarda yüz yüze eğitim 15 Şubat’a ertelendi

“İnşallah en kısa sürede kendi üretimimiz olan birden fazla aşıyı milletimizin hizmetine sunmakta kararlıyız. Diğer yandan vaka sayısındaki düzenli düşe uygun olarak kısıtlama tedbirlerini dikkatle gözden geçiriyoruz. Vatandaşlarımdan kısıtlama tedbirlerinin yeniden artırılmasına ihtiyaç duymayacak şekilde ‘TAMAM’ diye ifade ettiğimiz, temizlik, maske ve mesafe kurallarına sıkı bir şekilde riayet etmelerini bekliyorum. Bugünkü toplantımızda salgınla mücadelede geldiğimiz yeri tekrar değerlendirdik. Gelişmelerin ümitvar olduğunu gördük. Bu çerçevede okullarımızdaki yüz yüze eğitime verdiğimiz arayı 15 Şubat 2021’e kadar uzatıyoruz.”

İktibas Dergisi

Google+ WhatsApp