İncir çekirdeği hikâyesi gerçek oldu

İncir çekirdeği hikâyesi gerçek oldu


İncir çekirdeği hikâyesi gerçek oldu

 

 

Büyüklerimiz yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bazı sorunların önlenmesi için söylemler üretmişlerdir. Bu söylemler onların hayatla kurdukları bağ esnasında spontane olarak ortaya çıkmıştır. O nedenle atasözlerimiz ve vecizelerimiz tarihi birer eser gibidir, bizlere yol ve yön gösterirler. Geçtiğimiz ay insanlar Ramazan ayının bereketinden, paylaşım ve dayanışmadan bahsederken aracına isabet eden erik çekirdeğini gerekçe göstererek bir çocuğu ağır şekilde darp eden caninin görüntülerine rastladım ve büyüklerimizin dediği gibi incir çekirdeğini doldurmayacak bir şey için şiddete yönelen ruh hastalarının hepimiz için tehlike olduğunu düşündüm.

Bir erik çekirdeğinin cama isabet etmesi ve bir çocuğun kırılan onuru, acıyan yüreği… Düşündüm ve olduğum yerde dondum kaldım. On iki yaşındaki bir çocuğun oyun esnasında yediği eriğin çekirdeğini fırlatması bir insanı nasıl olur da bu kadar öfkelendirebilirdi? Bilmiyorum…

Peki, vicdani duyarlılığını kaybetmiş bir kişiyi analiz ederken onun ailesini, eğitim aldığı kurumları ve yaşadığı çevreyi dikkate almadan bütüncül bir değerlendirme yapabilir miyiz? Elbette yapamayız…

Nasıl bir aile ikliminde yetişti bu kişi, nasıl bir ortamda eğitim aldı ve nasıl bir çevrede büyüdü? Şu bir gerçek ki, şefkat ve merhamet damarları tıkanmış bir kişinin sergilediği şiddette onu sevgi ve şefkatle tanıştırmayan ebeveynlerinin de vebali vardır.

Hakkaniyet duygusu çocuğa aile ortamında kazandırılır. Anne-baba insanlara ve onların eşyalarına zarar vermenin kul hakkı olduğunu çocuğa anlatmalı ve yaşantısal olarak ona model olmalıdırlar. Doğru… Genç bireyler arkadaşlardan çok fazla etkilendikleri için dışarı çıktılarında anne-babanın telkinleri yeterli gelmeyebiliyor. Bu nedenle anne-babanın verdiği eğitim ve terbiyeye eğitimciler de dâhil olmalıdırlar.

Sevgisiz aile iklimlerinde doğup büyüyen, şefkatin ne olduğunu hiç tatmayan, kaba kuvveti, şiddeti bir güç göstergesi olarak gören bu kişiler ne yazık ki kendilerini koruyacak güçte olmayan çocukları hedef seçiyorlar. O nedenle çocuklarımızı bu kişilerin şerrinden korumak için gerekli tedbirleri almak zorundayız.

 

 NELER YAPILABİLİRDİ?

On iki yaşında bir çocuk yediği eriğin çekirdeğini aracınıza fırlatmış olsaydı ne yapardınız? Ya da böyle bir durumda ne yapmanız gerekir?

Bir erişkin olarak aracınızdan inip çocuğa bu davranışının yanlış olduğunu anlatabilirsiniz.

Çocuğun empati yeteneğinin gelişmesi için sen olsaydın ne yapardın gibi sorular sorabilir ve davranışının farkına varmasını sağlayabilirsiniz.

Çocuğa davranışının doğru olmadığını makul bir şekilde açıklayabilirsiniz.

Unutmayalım hayat biteviye devam eden bir eğitim sürecinden ibaret. Bu süreçte kimi zaman alan kimi zaman veren taraf oluruz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp