İmam Hatip davamız

İmam Hatip davamız


İmam Hatip Okullarının açılış gerekçesini merhum Mahmud Celaleddin Ökten hatıratında şöyle anlatır: 

“1940’lı yıllarda… bazı köylerde imam olmadığından ölenlerin yıkanıp gömülmesi için yakın köylerden imam gelmesinin beklendiği bilinen bir şeydi. Zaman geçtikçe, bu halin daha kötüleşeceği de belli idi...

Asıl tehlike ise bu değildi... Cenazeni bir şekilde yıkarsın... Fakat asıl tehlikeşu idi ki milletin imanını yıkayacak, ruhunu yıkayacak, aklını yıkayacak hoca kalmamıştı; kalmayacaktı... Memleketin imanını yıkayan, koruyan, Mustafa Sabri Efendiler, Hamdi Efendiler, Naim Beyler, Akif Beyler, Ferid Beyler, İzmirli İsmail Hakkı Beyler gitmişti... Memleketin imanı gidiyordu. Memleket, sade cehaletin değil, küfrün istilâsına giriyor; küfrün silindiri altında eziliyoreriyordu...

Ne yapıp edip, küfrün kalesinde bir delik açmak için, bir İmam Hatip Okulu’nun açılmasına arkadaşlarla karar verdik... Elimde baston, rahatsız hâlimle trene bindim; Ankara’ya gittim. O günün Maarif Vekili olan Tevfik İleri merhum, talebelerimdendi. Terbiyeli bir talebeydi. Beni unutmamıştı... Daha önce konuşmuştum; ‘Hocam Ankara’ya gelin. İnşaallah bu İmam Hatip kararını çıkarırız’ demişti…”

Evet, Celal Hoca 1950’de Ankara’ya gelir. Günler geçer ama Tevfik Bey’nin emirleri uygulanmaz. “Masonlar, dönmeler Bakan’ı dahi dinlemezler.” İş bir ay uzar… “Param bitti. Akşamları otel odamda ekmeği çaya batırıp yemek zorunda kaldım…” diye anlatır o zor günleri merhum Ökten. Nihayet Tevfik İleri’nin ve Başbakan Adnan Menderes’in imzaları ile İmam Hatip Okulu’nun açılışına karar verilir.

“O gün, muvafakat emrini alıp da Başvekâletten otele gelirken, nasıl çıldırmadım, nasıl aklımı kaybetmedim diye hâlâ şaşarım... Ne evlendiğim gün ne de icazet aldığım zaman böyle sevindim... Bunu bastıran bir sevinci, ancak Beytullah’ı gördüğüm zaman hissettim... Bunları bilmek lâzım… Tarih bunun için, ibret almak için lâzımdır”diye bu sevincini hatıratında paylaşır Celaleddin Ökten Hocamız…

Bilindiği gibi, 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatılmış ve aynı yasa gereği 29 yerde 4 yıllık imam hatip mektepleri açılmıştı. Ancak daha sonra sayıları azaltılan bu imam hatip mektepleri 1932 yılında tamamen kapatılmıştı… 1947’ye gelindiğinde 7. CHP kurultayında konuşan Seyhan milletvekili Sinan Tekelioğlu, “ölüleri gömecek adam kalmadığı”ndan şikâyet etmişti. Benzer şikayetler artınca, 1949’da “imam hatip kursu” açılmış; 1950’de Demokrat Parti iktidara gelince de Celaleddin Ökten’in projesini hazırlayıp Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’ye sunması ile 1951-1952 eğitim yılında İmam Hatip Okulu açılmıştı. İstanbul, Ankara, Konya, Adana, Isparta, Kayseri ve Kahramanmaraş’ta açılan bu imam hatip okullarında eğitim süresi ilkokuldan sonra 4 yıldı. 1954-1955 ders yılından itibaren de 3 yıllık lise kısmının açılmasıyla bu okullar 7 yıllık eğitime geçmiş oldular.

Vefat ettiği 1961 yılına kadar İmam Hatiplerde yöneticilik ve hocalık yapan Mahmud Celaleddin Ökten, bu okulların Türkiye’nin manevi geleceğini şekillendirmesinde en önemli rolü oynar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan 1973’te İstanbul, bu kardeşiniz de aynı yıl Adana İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduk. Üzerimizde emeği ve hakkı olan Celal Hocamıza yürekten dualar ediyoruz. Rabbim gani gani rahmet eylesin. Mekânı Firdevs Cenneti olsun.

1969’da kız bölümleri de açılan imam hatipler din ve fen ilimlerini bir arada vermesi sebebiyle halkımızın büyük ilgisine mazhar oldu. Her askeri darbe döneminde darbeler yiyen imam hatip okulları mahut 28 Şubat 1997 kararları ile getirilen üniversite giriş sınavındaki alan sınırlaması sonucu kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yaklaşık 450 bin olan öğrenci mevcudu 2002’de 50-60 bine kadar düştü. Aynı yıl Ak Parti’nin iktidara gelmesi ve 2009’da söz konusu alan sınırlamasının kaldırılması ile diğer okullarla eşit yarışma hakkını elde eden ve 2012’de de ortaokul bölümleri tekrar açılan İmam Hatip okulları, son YKS sınavında ilk binde 214 derece alarak ve üniversitelere yerleşmede 2019’daki başarısını 2020’de yüzde 25 artırarak adeta destan yazdı…

Bunları neden mi yazdım? 

Geçen haftaki İmam Hatiplere yönelik iftira kampanyasının asıl nedenini daha iyi anlayalım diye.

Google+ WhatsApp