Ilımlı Müslüman kime hizmet eder?

Ilımlı Müslüman kime hizmet eder?


Ilımlı Müslüman kime hizmet eder?

 

 

Üzerinde çok fazla konuşulan ve tartışılan “ılımlı İslam” söylemi hiçbir tehlikesi olmayan sıradan bir söylem olarak algılandı. Oysa bir şeyi özünden uzaklaştırmak, başkalaştırmak onu yok etmekten daha büyük tehlikedir. Zira görmekteyiz ki, daha evvel hakkaniyetten, sosyal adaletten, tevazu ve paylaşımdan söz eden mücahit ve mücahideler imkânlar ellerine geçince bütün hayallerini para ve mevkii üzerine kurmaya başladılar. Genetiği bozulmuş ürünlerin getirdiği tehlikeye hemen her fırsatta dikkat çeken insanlarımız fıtratı bozulmuş fertlerin nereye doğru sürüklendiklerini göremediler.

Ilımlı Müslüman, sekülerleşmiş kişi küresel güçlerin tehlikeli olarak görmediği hatta desteklediği, teşvik ettiği Müslüman prototipidir. Zira bu kişi kültürel bilincini, imani duruşunu, varoluşsal hedefini kaybetmiş ve sıradan bir nesneye dönüşmüştür. Artık hakikate karşı sağırlaşmakta, körleşmekte ve hislerini kaybetmektedir. Mankurtlaşan bu kişiyi siz istediğiniz kalıba sokabilirsiniz, ona istediğiniz telkinleri verebilirsiniz ve onu maşa olarak kullanabilirsiniz. O yüzden ılımlı Müslüman küresel güçlerin ve yandaşlarının tercih ettiği bir Müslüman prototipi olmuştur.

Ilımlı Müslüman cihat ruhunu kaybetmiş, siyasi bilincini yitirmişmiş ve zorba zihniyetin emellerine hizmet edecek kıvama gelmiştir. Köklerine karşı yabancılaşan bu kişi artık küresel güçlerin programlarına harfiyen uyabilen, etnik ve mezhepsel çatışmaları kaşıyarak kardeşlik akdini bozan ve varlığını küçük hayaller peşinde tüketen bir kişidir. Bu kişi istiyorsa namaz kılabilir, ibadetlerini yerine getirebilir hatta hamasi açıklamalar yapabilir kürsüden halka ilmihal bilgileri verebilir, şiirsel bir anlatımla nasihatler yapabilir fakat küresel tehlikeye dikkat çekemez, İslam birliğinin sağlanmasından, İslam coğrafyasında yaşanan işgallere karşı bir barış gücünün oluşturulmasından söz edemez. İslami dirilişten, cihat ve dirençten asla bahsedemez.

Amerikalı strateji uzmanlarından Dinesh D’souza 1995’te kaleme aldığı kitabında, “Biz İslam köktendinciliğini dönüştürmeli ve onları liberalleştirmeliyiz” der. Görünen manzaraya bakılırsa D’souza söz ettiği proje çoktan aktive edilmiş durumda.  1990’lı yıllarda ılımlı İslam üzerine çalışan Graham Fuller, Ortadoğu’da anti Amerikan İslamcı grupları önlemenin yolunun laik sistemi desteklemekle değil İslamcı partileri küresel kapitalist sisteme dâhil edip dönüştürerek mümkün olacağını ileri sürer. Zira onların bizim namazımızla başörtümüzle bir dertleri yok onların asıl korkuları hak ve adalet diyebilen ve direnç gösteren bir kitlenin ortaya çıkmasıdır.

Mekkeli müşrikler Resulullaha gelip biraz biz senin inandığına inanalım biraz da sen bizim inandığımıza inan demişlerdi. Bu şekilde Müslümanların duruşunu bozmak, İslam’ın temel ilkesini yerinden oynatmak yani Müslümanları ılımlı hale getirmek istiyorlardı. Fakat Resulullah muhataplarına döndü ve gür bir sesle hakikati haykırdı ve insanları İslam’ın ışığına davet etti. Bugün onun izinden yürüdüklerini iddia eden Müslümanlar ise dünyanın büyüsüne kapılıp edilgen varlıklara dönüştüler. Müslümanlar ne değerlerini koruyabildiler ne de bir araya gelip güç birliği oluşturabildiler. Rüzgârın önünde savrulan yapraklar gibi savrulmaya devam ediyorlar.

 

MİLLİ GAZETE

Google+ WhatsApp