İlâhî Makama…

İlâhî Makama…


İlâhî Makama…

 

 

Dün gece yıldızları seyrederken, çocukluk günlerimdeki parlaklığı ve sıklığı özlediğimi fark ettim... 

Yıldızlar üzerimize yağacakmış gibi dururdu gökyüzünde. Kendimize o denli yakın hissederdik ki, en parıltılı olanları arkadaşlarla aramızda paylaşır, isim bile verirdik: 

“Bu Pıtırık...”

“Şu Sırmalı...”

“Şu da Ayparçası...”

Yoğun ışıklandırma sebebiyle yıldızların bile tadı kaçtı, parıltısı söndü, alımlılıklarını yitirdiler.

Zaten gökdelenlerin heyüla gibi dikildiği şu “Şehr-i Sitanbul”da, gökyüzünü bile yeterince görmek mümkün değil… 

Bu durumda kimi kime şikâyet etmeli?..

Belediyeye şikâyet etseniz, hükümete havale ediyor; hükümete gitseniz, belediyeyi adres gösteriyor…

Bilmem kaç ölçekli plân varmış da yapılaşma buna göre yapılıyormuş…

“Ormanların yapılaşmaya açılması kaç ölçeğe göre?” diye soramıyorsunuz…

Koşturmalar arasında çaresiz kalıp tükenmeye başlıyor “meded” diyor, işi Allah’a havale etmek babında bir dilekçe yazıp, denize atıyorsunuz. 

***

İlâhî Makama arz!..

Çocukluğumun dünyasında sular billûr, denizler pırıl pırıl, çevre tertemiz, ormanlar bâkir, beyinler berraktı... 

Bu denli çevre kirliliği, deniz kirliliği, ses kirliliği ve fikir kirliliği yoktu…

Ama şimdi yoğun çevre kirlenmesi, ses kirlenmesi, fikir kirlenmesi var…

İnsanlar daha çok üretim yapıp satarak daha fazla para kazanmak ihtirasıyla hesapsız kitapsız fabrikalar kurup, atıkları dereler vasıtasıyla denizlere akıttıkları için denizlerimiz, masraftan kaçınma düşüncesiyle fabrika bacalarına filtre takmadıkları için havamız kirlendi… 

Egzoz gazlarının yanı sıra, tüm öldürücü küller, moleküller ve partiküller dünyanın dört bucağına yayıldı…

Kutuplardaki buzullar, savaş teknolojisinden beslenen küresel ısınma nedeniyle artık erimekte, deodorant, temizlik maddeleri, parlatıcılar ve sprey gibi kimyasal maddelerin kontrolsüz tüketimi ozon tabakasını delip deliği her gün biraz daha genişletmektedir. 

Sera etkisi dünyayı bütün içindekilerle birlikte tehdit eder boyutlardadır.

Öte yandan, son dönemlerde hız kazanan terör ve terörü bastırmak için kullanılan yöntemler nedeniyle, milyonlarca çocuk öldü… 

Daha çok para kazanma ihtirası sebzeleri, meyveleri bozdu…

DNA’sıyla oynanmış tohumlarla yapılan üretim, insan DNA’sını alt üst etti…

Muhteris insanoğlu peynirde süt, kavurmada et, sebze ve meyvede tat bırakmadı…  

Sun’i yöntemler kullanıla kullanıla toprak kendini yenileyemez oldu, verimsizleşti, nihayet ölmeye yattı…

Kısacası, milyonlarca yıl önce yaratıp insanlara armağan ettiğin evreni, insanlar yaşanabilir olmaktan çıkardılar…

İnsanlık kendi kıyametini elleriyle hazırladı…

Artık gerçek kıyametin kopmasını dualarım eşliğinde arz ederim. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp