İktidarı eleştirmek

İktidarı eleştirmek


İktidarı eleştirmek

 

 

Muhalefet zaten iktidarı eleştiriyor ve eleştirir. Onlardan beklenecek şey hakaret ve iftira etmemek, yalan söylememek, doğruya doğru, yanlışa yanlış demektir; ama unutmayalım ki, eski CHP muhalefete düştüğünde muhtemelen ilk meclis toplantısında bir muhalif üye konuşurken “İktidar, sizi sıkı bir şekilde takip edeceğiz, iyi ve doğru yaptığınıza iyi, yanlış yaptığınıza da yanlış diyeceğiz” mealinde bir söz söylemiş, ön sırada oturan İnönü oturduğu yerden itiraz ederek şöyle seslenmiş: “Muhalefet iktidara iyi ve doğru yaptın demez.”

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Muhalefet bugün de İnönü’yü takip ediyor, tabii bununla da yetinmiyor.

Benim konum muhalefetin eleştirisi değil, eskiden veya hâlâ iktidarı destekleyenlerin eleştirisi.

Peki, bu eleştiri olmamalı mı?

Elbette olmalı, olması iktidara iyilik; olmaması, şahsi menfaat için eleştiriden vazgeçmek ise kötülüktür.

Eleştirinin bazı sınırları olmamalı mıdır?

Eğer eleştirene göre iktidar liyâkatını kaybetmişse, yerini bir başka siyasi kadroya terk etmesi gerekiyorsa, doğrusunu ve daha iyisini yapabilecek böyle bir kadro da varsa iktidarı yıpratacak ve muhalefetin eline koz verecek ölçüde de olsa eleştiri yapılmalıdır. Eğer bu şartlar mevcut değilse, mevcut eksiklere ve kusurlara rağmen iktidarın devamı gerekiyorsa bu takdirde eleştiri, iktidarı zayıflatıp düşürecek, daha beterine fırsat verecek ölçüde olmamak gerekir. Eleştiri ve tavsiyelerin ağyâra fırsat vermeden yapılabilecek bir şekli de STK temsilcilerinin ilgili iktidar biriminden görüşme talep ederek yüzyüze konuşması, eleştirmesi ve tavsiyelerde bulunmasıdır.

Peki, bu yapılabilir mi?

Eğer STK’lar iktidara yanaşarak kendilerine mahsus bir takım menfaatleri elde etmeyi ön planda tutarlarsa bunu yapamazlar. Adlarına uygun olarak olumlu ve yapıcı muhalefeti (duruşu) ilke edinirlerse bu tür eleştiri en çok onların işi olur.

Şimdi bir başka konuya geçiyorum.

İktidarı alet ederek veya bazı uçları ile işbirliği yaparak yahut da iktidarın herkese sunması gereken imkan ve menfaatleri bir şekilde kendilerine yönlendirerek dine, ahlaka, milli menfaate aykırı bir takım işleri yapan, davranışlarda bulunan, daha iyi olmaları umulurken daha kötü olan kimselerin ve genel manada bozulmanın bütün günahını iktidara yükleyerek eleştiride bulunanlar, “Keşke iktidar olmasaydık” diyenler var. Bunlara ek olarak mevcut rejim çerçevesinde iktidar olmuş bir partiden ve onun liderinden “şeriat devletinde olabilecek değişimleri” bekleyenler ve isteyenler var.

Kimseyi böyle düşünüyor, eleştiriyor ve istiyor diye ayıplamak gibi bir düşüncem yoktur. Ben de kendi görüşümü yazacağım:

Bütün gayr-i meşru işler ve genel bozulmanın baş sorumlusu ahlakımızın bozulmuş olmasıdır. Ahlakımızı iktidar bozmadı; başka iktidarlarda başka ahlaksızların fırsat bulduğu kötülüklere bu iktidarda da farklı kesimden ahlaksızlar fırsat bulmuş oldular ve bu kaçınılmazdır. Kaçınmak istiyorsak tenkit oklarını daha çok kendimize yöneltmemiz, resmi olanlar yetmiyorsa sivil faaliyetlerle ahlak eğitimine ağırlık vermemiz, toplum içinde kötülüğü, yanlışı, ahlaksızlığı azaltmak üzere en uygun yoldan faal olmamız (emir bi’l-ma’ruf nehiy ani’l-münker) gerekiyor. İktidardan beklentimiz ise bizim ahlak ve değer eğitimimize azami fırsat vermesi olmalıdır. Unutmayalım ki, bu ülkede başka inanç, ahlak, dünya görüşü sahipleri de vardır, onların da hak ve özgürlükleri mevcuttur.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp