İktidar evreleri

İktidar evreleri


İktidar evreleri

 

 

Kanuni Sultan Süleyman, Şeyh Yahya Efendi’ye sormuş: “Mamur devletler neden yıkılır?”

Şeyh Efendi tek kelimelik bir cevap vermiş: “Nemelâzım!”

Padişah anlamış ki, devleti yönetenler, halkın sorunlarına “nemelâzım” diyerek ilgisiz kalırsa, devlet yıkılır! 

İbni Haldun bu konudadaha fazla ayrıntıya girerek “iktidar” evrelerini inceliyor…

1. Kuruluş Devresi: 

Bir siyasi hareketin en canlı, heyecanlı ve etkin dönemi kuruluş dönemidir. Bu dönemde tevazu, fazilet, paylaşım, kanaatkârlık, tasarruf gibi özellikler vardır. 

Yöneticiler kendilerini yönettikleri insanlardan üstün, ayrı ve farklı görmezler. Yönettikleri insanların yediğinden yer, giydiğinden giyer, benzer evlerde otururlar. Bu sayede hareket hızla kökleşir, yerleşir, temelleşir (Osmanlı’nın ilk yılları gibi).

2. Otorite Devresi: 

Siyasi iktidarı ellerinde tutanlar, yönettikleri toplum üzerinde tesirlerini gittikçe artırırlar. Lider, otoritesini tümüyle tesis eder. Ondan sonra da gücü kendinde toplamak ister. Gücün nimetlerinden etkilenir. Yöneten kadro içinde kendisine rakip olabilecekleri bir bir etkisizleştirir, temizler. Kendine körü körüne bağlı itaatkâr kişileri yönetime getirir. 

3. Rehavet Devresi: 

Siyasi iktidarı ellerinde tutanlar iktidarının nimetlerini toplar, servete, şöhretekavuşurlar. Bu devrede gösteriş tutkusu ön plâna çıkar. Karşılama ve uğurlama törenlerine büyük paralar harcanır. Siyasi lider kendi adını ebediyete taşıyacak büyük âbideler dikmeye başlar. 

Bu devre, önderin hem kendi grubunu, hem de diğer grupları tam egemenliği altına aldığı dönemdir. Artık iktidarını koruyan güçlü bir ordusu, kendine işleyen bir bürokrasisi vardır. Vergiler düzenli olarak toplanmakta, ekonomisi büyüdükçe büyümektedir. 

Fakat her ekonomik gelişmenin bir üst sınırı vardır. O sınırda devlet limite olur. Ondan sonrası duraklama ve gerilemedir. Tahrik edilen insani ihtiyaçların artma hızı, bunları karşılayacak kazanç ve gelirlerin artış hızından fazla olduğu için, bir noktada yetersizlik başlar. 

4.Taklit Devresi: 

Bu devrede siyasi iktidar (ya da lider) geçmişten kalma mirası yeterli görmeye başlar. En doğru yolun, geçmişi takip etmek olduğuna inanır. Buna göre strateji belirler. Yani bir bakıma geçmişi takip ve taklit eder. Tabiatıyla bu gelenekçi yaklaşım, her türlü yenileşmenin önünü kapatır. Böylece eskime, hatta çürümebaşlar.

5.İsraf Devresi: 

Bu devrede siyasi iktidar sahibi yahut sahipleri geçmişten gelen mirası heva ve heveslerine göre israf etmeye yönelirler… 

Ekonomi git gide bozulur, devlet zaruri giderlerini bile karşılayamaz duruma gelir. Bu duruma gelen iktidarın iki seçeneği kalmıştır: Ya giderleri kısacak ya da gelirleri artıracaktır. Ne yazık ki, bu bir sarmaldır; rahatlığa alışıp rehavete düşmüş kitleler kemer sıkamazlar. O zaman devlet, gelirlerini artırmak için ya mevcut vergileri yükseltir yahut da yeni vergiler koyar. Böylece vergi ile kazanç arasındaki sınır aşılır. Teşebbüs gücü kırılır. Sermaye göç etmeye yönelir.

Yönetici bunun da fayda etmediğini görünce, vergi borçlarını, borçluların fabrikalarına filan el koyarak tahsile yeltenir. Bu da vatandaşların yönetimden yüz çevirmesine, dış güçlerle ittifak yapmasına, ekonomik hayatın durmasına ve devletin iyice zayıflamasına yol açar. 

Çöküşü nihayet fark eden “devletlü”, üzerine sorumluluk alacağına ya içerideki“hainler”i ya da “dış güçler”i suçlamaya başlar… 

İbni Haldun, siyasi iktidarları dış faktörlerden ziyade iç etkenlerin yıktığına inanıyor. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp