İdam yasası gerçekten çözüm vadediyor mu?

İdam yasası gerçekten çözüm vadediyor mu?

Çocuk istismarı haberlerinin üst üste gelmesiyle idam cezası tekrar konuşulmaya başlandı. Halk idam cezasının gelmesini istiyor fakat hukukçular bu konuda ne düşünüyor? Mevcut adalet sistemimiz içinde idam yasası ne kadar gerçekçi bir çözüm vadediyor? Bu, istismar meselesinin çözümü olabilir mi yoksa

İdam yasası gerçekten çözüm vadediyor mu?

 

 

Elif Kübra Ongun | Dunyabulteni.net

 

Çocuk istismarı haberlerinin üst üste gelmesiyle idam cezası tekrar konuşulmaya başlandı. Halk idam cezasının gelmesini istiyor fakat hukukçular bu konuda ne düşünüyor? Mevcut adalet sistemimiz içinde idam yasası ne kadar gerçekçi bir çözüm vadediyor? Bu, istismar meselesinin çözümü olabilir mi yoksa suistimale açık mı?

 


- Prof.Dr. Bahadır Erdem

 

Sorun var olan cezaların uygulanmaması

İdam cezasının daha vahim sonuçlar doğuracağını belirten Aile Hukuku Derneği’nin başkanı Prof. Dr. Bahadır Erdem;

‘’Bir hukukçu olarak idama kesinlikle karşıyım. İdam, Türk Ceza Hukuku’ndan çıksın diye bu ülkenin hukukçuları, insan hakları savunucuları yıllarca çok büyük emek verdi ve o mücadelelerin sonunda kalktı. İdam kararı özellikle çocuk istismarı ve tecavüz gibi konularda halkın çoğunluğuna iyi bir kararmış gibi gelebilir fakat bu sadece bir aldatmacadır. Çünkü halkın öfkesi çocuklarımızın bir türlü korunamamasından kaynaklanan bir ümitsizliktendir ve haklılardır da fakat idam bu meseleyi hiçbir zaman çözümlemez. Özellikle pratik bakımdan baktığımızda hasta ruhlu kişi çocuğu sadece istismar edip bırakacağına işin sonunda idam var diye çocuğun kendisini tanıma ve şikâyet etme korkusundan öldürecek de. Yani ne yazık ki sadece istismar edip bırakacağına cinayetle de sonlandıracak. İdam yasası fiiliyatta o suçu engellemez tam tersi o suçu daha da vahim sonuçlara götürür. TCK’da çocuk istismarı ve tecavüzlerine karşı cezalarımız var. Ağırlaştırılabilir mi evet, mesela müebbet hapis cezası getirilebilir fakat önemli olan bunun uygulanmasıdır. Buradaki sorun var olan cezaların uygulanmaması. Sebebi de hepimizin bildiği kanundaki indirim halleri. Böyle davalarda genelde indirim hallerini uyguluyorlar çünkü kanun onlara bu hakkı vermiş. Ben de diyorum ki hayır, çocuğa karşı işlenen suçlarda kesinlikle indirim uygulanmamalı. İdam yasası suistimale açık bir yasa. O kalksın diye uzun mücadeleler verilen idam yasası geri gelirse halk herhangi bir meselede çok kolay manipüle edilebilir. Çocuklara karşı yapılan istismarlar en ağır şekilde cezalandırılmalı kesinlikle en ufak bir iyi hal indirim yapılmamalı. En önemlisi de eğitim verilmeli. Uzman öğretmenler çocuklarımıza daha ilkokulda cinsel istismarın ne olduğunu onların yaşıyla paralel olarak anlatsınlar, çocuklarımızı da anne babaları da bilinçlendirsinler. Çocuklara yaşadıkları en ufak kötü bir olayı hemen en güvendikleri kişiye bu anne olur baba olur öğretmeni olur hiç fark etmez hemen korkmadan anlatmaları gerektiği öğretilsin. Bunlar basit gibi görünen ama çok çok etkili ve önemli detaylar. Bununla ilgili kamu spotları hazırlanmalı, çizgi filmler yapılmalı vs. ama idam hiçbir şekilde çözüm değildir. Esas bu eğitici önlemler bu suçları 5- 10 sene sonra azaltacaktır toplumda farkındalık yaratacaktır.’’ İfadelerini kullandı.

 

-Avukat Cavit Tatlı

 

Süreç sanık hakları üzerinden ilerliyor mağdur hakları üzerinden değil

İdam yasasının tekrar uygulanmaya konması durumunda Avrupa Birliği sürecimizin olumsuz yönde etkileneceğini belirten Hukukçular Derneği başkanı Avukat Cavit Tatlı;

‘’Çocuk istismarı ve tecavüz meselesini ve hatta diğer, toplumda infiale neden olan meseleleri idamla çözemeyiz. Tek başına bir gücü olmaz. Bunun birçok ayağı olduğunu kabul etmek zorundayız. Her suçla alakalı en ağır cezayı getirelim meseleyi çözelim diyenler böyle bir imkanımız olmadığını bilmeli. Engelleyebilir mi, belki engelleyebilir fakat ne kadar engeller onu bilemiyoruz ihtimaller üzerinden gidemeyiz. İdam, birileri için korkutucu olabilir ama bir kısmı için de çok önem arz etmeyen bir şey. Kaldı ki kabul edelim etmeyelim çocuk istismarından cezaevine giren oradan sağ çıkamıyor. Bunu herkes biliyor. Yani eğer bir çocuk istismarcısı ölüm cezasından korkacak olsa zaten bu korkunç olayı işlemez çünkü cezaevine girdiğinde başına gelecekleri bilir. Buna rağmen devam ediyorlar, herhangi bir caydırıcılığı olmuyor. Dolayısıyla ben bu meselenin sadece ceza yöntemiyle çözülebileceğine inanmıyorum. Bir diğer nokta AB’ye tam üyelik noktasında imzalanan sözleşmelerde bizim ülke statümüz var. Orada da taahhüdümüz var. Bu AB müktesebatı dediğimiz şeyi biz kabul ettik. Bu şu demek: sizin sadece özel hukuk anlamında değil ceza hukuku için de yaptığınız tüm düzenlemeleri kabul ediyoruz. Böyle diyerek bir yola girdik. Şimdi idamı getirirsek AB’de başladığımız yere geri dönmüş oluruz. Her şeyden önce devlet olarak bu meselenin siyasi risklerini kaldırabilecek miyiz, makable şamil olmak yani geriye yürümeme ilkesi var. Şu ana kadar işlenen suçlarla ilgili uygulayamazsınız idam yasasını. Bir diğer yandan hukuk sistemimizdeki yavaşlık da bu meselenin en önemli yönlerinden biri. Soruşturma aşamasındaki ve o aşamada usullere dair yapılan hatalar vs. bunlar yaşandı yaşanmaya da devam ediyor. İddianameler neticesinde yüzde 60 oranında beraat kararı çıkıyor. AB ortalaması yüzde 2 veya 3. Sistemin böyle işlediği bir yerde idam istenmesi makul bir karar olmaz. Suistimale de fazlasıyla açık bir mesele idam. Üzülerek belirtmeliyim ki süreç sanık hakları üzerinden ilerliyor mağdur hakları üzerinden değil. Dolayısıyla mevcut bu sistemi çok kolay değiştiremezsiniz.’’ dedi.

 


-Avukat Muharrem Balcı

 

İdam cezasını kaldırılmasaydı, 28 Şubat mahkumlarını şehitlerimiz olarak anacaktık

Türkiye’deki hukuk sisteminin yargılama noktasında sıkıntıları olduğunu söyleyen Hukuk Vakfı başkanı Muharrem Balcı;

‘’İdam cezası, hukuk ve yargı sistemlerinin dört dörtlük olduğuna inananların uyguladığı bir yaptırımdır.

Nitekim İslam Hukuk sistemi, vahyi (İlahi) bir hukuk sistemi olduğundan, Müslümanlar vahyi kurallara uyarak idam cezasını Şeriat’a koymuşlar. Ancak sadece idamı değil, kısas ve diyet kurumları ile birlikte koymuşlardır.

Türk hukuk sistemi kendi içinde sağlıklı bir yargı sistemi kuramamıştır.

İdam cezası insanın hayatını sonlandıran bir yaptırımdır. Yarattıklarını en iyi bilen Allah, kullarına yaptırımları belirlerken, emniyet süpablarını (kısas ve diyet gibi) da belirlemiş, kullarına alternatiflerini de göstermiştir.

Beşeri hukuk ve yargı sistemlerinde böyle bir kolaylık yoktur.

Türkiye yargı sistemi henüz özel hukuk davalarını ve yargısını bile sağlıklı hale getirememişken, idam gibi hayatı sonlandıran ağır bir cezayı nasıl uygulayabilir? Kaldı ki, müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları idam cezasından daha ağır bir cezadır ve hükümlü ömrü boyunca her saat ölür.

Eğer Türkiye idam cezasını kaldırmasa idi, 28 Şubat’ta yargılanıp müebbet ceza alanlar bugün şehitlerimiz olarak anılacaktı.

Bir başka konu, Türk yargısının diğer benzer birçok yargı gibi (özellikle Amerikan yargısı) hata yapma, özellikle şahısta ve maddi delillerde hata yapma ihtimallerinin çokluğudur. Son olarak, hukukta yasaların makable şamil (geçmişe yürürlük) olmaması kuralı vardır. Bugün çıkarılacak bir idam cezası kanunu, ancak bu günden sonra işlenecek suçlar için geçerli olabilecektir. Bu bir evrensel kuraldır ve artık Şehit İskilipli Atıf Hoca örneği (Kanundan 2 yıl önce yayınladığı kitabı yüzünden) yaşanamaz. Buna kimse cesaret edemez ve etmemelidir.’’ açıklamasını yaptı.

 

 

 
Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 22:31

Google+ WhatsApp