İçsel yolculuk güçlendirir

İçsel yolculuk güçlendirir


50 yıl önce insanların ruhsal sorunları ile başa çıkmaları bu kadar meşakkatli değildi. Zira o zamanlar insanın, doğanın ve tüketilen ürünlerin fıtratı safiyetini korumaktaydı ve bu durum fertlerin hayatla uyumunu kolaylaştırıyordu. O zamanlar insanlar toprağa bu kadar mesafeli değillerdi, evlerin bahçesinde günlük alabileceğiniz ürünler yetişirdi ve meyveyi ağaçtan koparma şansı bulurdunuz. Hayat deyince zihninizde dev binalar, AVM’ler, akıp giden insan seli, ödenmesi gereken faturalar, ağır iş koşulları canlanmazdı, hayat doğanın ve bütün canlıların katıldığı müşterek bir mecra idi. O yüzden insanlar ruhsal sorunları ile daha rahat başa çıkabilir ve sırtlarında biriken yükü atıp hayatlarına devam ederlerdi.

Aile içi ilişkiler daha güçlüydü, akraba ve dost ziyaretleri ilişkileri güçlendirir ve insanları birbirlerine yakınlaştırırdı. Bugün insanlar bu imkânlara sahip değiller o yüzden ruhsal sorunlar içinden çıkılmaz bir hâl alıyor ve Batı kökenli kestirme yöntemlere, Uzakdoğu’ya ait alternatif çözüm yollarına rağbet artıyor. Denize düşen yılana sarılır misali insanlar kendilerini iyi hissedebilmek için her yolu deniyorlar.

İnsanlar çağın getirdiği sorunlarla başa çıkabilmek için gözlerine ilişen her yola koşuyorlar. İnançlı insanlar ise bu süreci dua, zikir, teslimiyet ve tevekkül ederek atlatmaya ve zinde kalmaya çalışıyorlar. Londra’da birbirlerinden güç alan bir grup Müslüman kadının kurduğu Hawaa Empowerment bu anlamda önemli bir model oluyor. Büyük çoğunluğu göçmen öğrencilerden oluşan genç kadınlar, stresle baş etmek için başvurdukları mecralarda dertlerine derman bulamayınca maneviyat eksenli bir model oluşturdular ve bu model ekseninde birbirlerinden güç alarak iyileşmeye çalışıyorlar. Periyodik olarak bir araya gelip, çemberler kurarak birbirlerine iç döküp kendilerini bulan ve öz-şefkat-kardeşlik değerini merkeze alan bir çeşit grup terapisi bu aslında. Kız kardeşlerimiz bunu Resulullahtan devraldıkları bir yöntem olarak görüyor ve uzun yürüyüşlere çıkarak nefis muhasebesi yapıyor, tefekkür ediyor ve kardeşlik bağlarını güçlendirerek ruhen güçlenmeye çalışıyorlar.

Müslüman kadınların oluşturdukları bu tefekkür yürüyüşünde iki şey dikkatimi çekti. Birincisi öz-şefkat-kız kardeşlik bağlarının güçlenmesi, ikincisi ise içsel yolculuk ve tefekkür… İnsanları ruhen güçlendiren iki yöntem de kadim kültürümüzün dinamikleri arasında yer alıyor. Zihninizi yokladığınızda örnekleri ile mutlaka karşılaşırsınız, mahallenin teyzeleri amcaları vardır. Bu kişiler yaşadıkları muhitin terapistleri gibidir, insanları dinler ve çözüm noktasında kendilerini sorumlu hissederler. Yaptıkları yardımın karşılığında maddi bir beklenti içine girmezler ve bu işi Allah’ın rızasını kazanmak için yaparlar. İçsel yolculuk ve tefekkür ise Hz. Peygamberin ve onun izinde yürüyenlerin zaman zaman başvurdukları bir yöntem. Hatırlarsınız Resulullah insanlardan, olaylardan ve gündelik meşgalelerden uzaklaşarak inzivaya çekilir ve tefekkür ederdi. İçsel yolculuk insanın kendini tanımasına, hayatını muhasebe ederek, güçlenmesine yardımcı olan bir yöntemdir ve hepimize lazımdır.

Çağın getirdiği sorunlar ruh ve beden dengemizi ister istemez etkiliyor. Bu dengeyi korumak ve ruhen güçlenmek için çaldığımız kapılar, aradığımız ve yöneldiğimiz yöntemler mutlaka olacaktır ancak bu yöntemler kendi kültürel dinamiklerimize aykırı olmamalıdır. Aksi takdirde çözüm yerine çözümsüzlüğe saplanabiliriz.

Google+ WhatsApp