İbn Haldun’a yakından bakmak

İbn Haldun’a yakından bakmak


İbn Haldun’a yakından bakmak

 

 

Tarihimizde bazı şahsiyetler vardır: Herkes onlardan söz eder, önemli olaylarda kendilerinden alıntılar yapılır, kitaplarının ismi neredeyse her konuşmada geçer, yazarlar onlara düşünce atfetmeye bayılır… Ama gelin görün ki, çok az insan onların eserlerini gerçekten okumuştur. Çok az insan, sözünü ettiği şahsiyeti bütün yönleriyle ve derinlemesine tanıyordur. Sosyal medyanın ve popüler kültürün de etkisiyle, onları yakından ve derinden tanımaya gerek duymayız. Birkaç dakika içinde google’dan bilgi toplama imkânımız var nasıl olsa, günler boyunca oturup eserlerini bitirmek adeta vakit israfı gibi gelir.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


İşte bu “tanınmayan meşhurlar” listesinin belki de birinci sırasında İbn Haldun yer alıyor. Ünlü eseri Mukaddime, herkesin dilinde. Kendisine atfedilen özlü sözler, her yerde. “Sosyolojinin babası” unvanını, kompozisyon yazan liseliler bile kullanıyor. Lâkin gelin görün ki, Mukaddime’yi baştan sona okuyacak ne vaktimiz var, ne de anlayacak irfanımız ve tarih bilgimiz. Temel eserini dahi okumayınca, haliyle İbn Haldun’u yakından tanıma imkânını da ıskalamış oluyoruz. İnternet ortamına saçılmış kırıntılarla idare etme kolaycılığına düşüyoruz.

Ketebe Yayınları etiketiyle geçtiğimiz ay okura sunulan bir kitap, İbn Haldun’la ilgili işte bu bilgi açığını kapatmaya namzet. Georgia State Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak görev yapan Allen James Fromherz’in “İbn Haldun - Hayatı ve Dönemi” adlı eseri, Yusuf Selman İnanç’ın yetkin çevirisiyle, artık elimizin altında.

Yedi bölüme ayırdığı kitabında, Prof. Dr. Fromherz, ilk önce İbn Haldun’u tarih ve coğrafya açısından bir bağlam içerisine oturtuyor. “Tarihçi tarihle karşılaşıyor” başlıklı bu ilk bölümde, İbn Haldun’un döneminde İslâm dünyasının siyasi haritasını ayrıntılı bir şekilde görme fırsatını elde ediyoruz. 1332-1406 yılları arasında yaşayan İbn Haldun’un, özellikle gençlik ve yetişkinlik çağlarında nasıl bir siyasi ve sosyal tabloyla karşı karşıya kaldığını bilmek, onun zihnî birikiminin teşekkülünü anlamak bakımından oldukça hayati.

İbn Haldun’u “kendi çağının ve döneminin ürünü” olarak tanımlayan yazar, ünlü tarihçinin çeşitli siyasal iktidarlarla ilişkilerini de bütün boyutlarıyla gözler önüne sermiş. Bu bağlamda, İbn Haldun’un, 10 Haziran 1401 günü Şam’da yüz yüze görüşüp sohbet ettiği Emir Timur’a övgüler yağdırması ve ona “Âdem’in yaratılışından bu yana sizinle mukayese edilebilecek bir sultan dünyaya gelmemiştir” şeklinde iltifat etmesi, muhtemelen sıradan okuyucuyu epey şaşırtacaktır.

İlk bölümün okura kazandıracağı belki de en önemli formasyon, Osmanlı öncesi dönemde Kuzey Afrika’daki siyasal bölünme ve rekabetin kavranması olacaktır. Muvahhidler, Merinîler, Hafsîler, Ziyânîler gibi muhtemelen ilk kez işitilecek Müslüman hanedanlarla ilgili bilgiler arka arkaya sıralanırken, Memlûkların Mısır’da yükselişi de arka plan bilgisi olarak sunuluyor.

Kitabın sonraki üç bölümünde sırasıyla İbn Haldun’un doğumu ve gençliği, devlet adamlığı tecrübesi, Mısır’da kadılık yaparak geçirdiği yıllar anlatılıyor. Mısır dönemine ayrılan bölümün alt başlıklarından biri, “İbn Haldun ve Osmanlılar” ismini taşıyor. Oradan bir paragrafı, kitabın okura sunacağı sayısız sürprizden biri olarak, aktarmak istiyorum:

“… Osmanlı İmparatorluğu, İbn Haldun’un tarih döngüsünü, hızlı yükseliş ve çöküş iddiasını ve asabiyeye bağlılık tezini çürütecek ve Birinci Dünya Savaşı’na kadar ayakta kalacaktı. Gelecekte ne olacağını bilmeyen ve Osmanlı’nın göz kamaştırıcı bir başarı elde edeceğinden bîhaber olan İbn Haldun, en önemli sultanlardan birisinin elçisi ile karşılaşacaktı: Sultan Birinci Bâyezid.

İbn Haldun, aceleyle Şam’dan Kahire’ye dönüyordu. Kervanına eşkıyalar saldırmıştı. Sahile kaçmayı başaran İbn Haldun, bir gemiye binmiş ve Gazze’ye kadar gitmişti. Osmanlı Sultanı Birinci Bâyezid’in elçisiyle işte bu gemide tanışacaktı. Maalesef aralarında geçen sohbete dair hiçbir kayıt bulunmamaktadır.”

Tarihi, karanlık koridorlardaki belli-belirsiz ayak izlerini sürerek okumaktan hoşlananlar için, sadece bu kadarcık bir alıntı bile, keyifli bir tefekküre kapı aralayacaktır.

Prof. Dr. Fromherz, kitabının son üç bölümünü, İbn Haldun ve eserleriyle ilgili teorik meseleleri tartışmaya ayırmış. İbn Haldun’un tarih yöntemi, kullandığı kaynaklar ve ilham aldığı noktalar, etkilendiği hocalar, okuduğu kitaplar vb. ayrıntılı şekilde incelenmiş. Modern dönemde İbn Haldun’a yüklenen anlam, ismi etrafında oluşan abartılı mitler ve şahsiyetine dair yapılan varsayımlar da etraflıca ele alınmış. Yazarın bu bölümlerdeki en dikkat çekici işaret noktaları, İbn Haldun’un isabetli ve isabetsiz görüşlerinin, kanıtlarıyla birlikte sunulması olmuş. Derinlemesine inceleme ve dönem kaynaklarıyla kıyaslama yoluyla elde edilen bu kıymetli bilgiler, İbn Haldun’un şahsiyetini ve düşünce dünyasını tanımaya bizi daha da yaklaştırıyor.

“İbn Haldun - Hayatı ve Dönemi”, yaz tatili bitmeden, sakin ve verimli bir okuma tecrübesi için ideal bir metin olarak, tarih meraklılarının kaçırmaması gereken bir eser.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp