Hz. Peygamber’in Zeyneb’le Evliliği; İddia ve Polemikler

Hz. Peygamber’in Zeyneb’le Evliliği; İddia ve Polemikler

Hz. Peygamber’in Zeyneb bnt. Cahş’la evliliği konusunda ortaya atılan iddialar deyim yerindeyse zihinleri bulandıran yorumlara dönüştürülmüştür. Eleştiriler bilgi temelli olmadığı gibi cevap kabilinden dile getirilenler

Hz. Peygamber’in Zeyneb’le Evliliği; İddia ve Polemikler

 
 

Hz. Peygamber’in Zeyneb bnt. Cahş’la evliliği konusunda ortaya atılan iddialar deyim yerindeyse zihinleri bulandıran yorumlara dönüştürülmüştür. Eleştiriler bilgi temelli olmadığı gibi cevap kabilinden dile getirilenler de sadra şifa çözüm sunmamakta, hatta oldukça sakil kalmaktadır.

Öncelikli olarak belirtelim ki, Resulüllah’ın çağdaşları tarafından eleştiriye konu olan tek evliliği, Zeyneb’le yaptığı izdivaçtır. Diğer evlilikleri veya çok eşliliği ile ilgili tartışmalar ise çok daha sonraki dönemlerde ortaya atılmış iddialardır. Deyim yerindeyse Resulüllah’ın çağdaşları tarafından sorun olarak görülmeyen ve bir tek eleştiri bile getirilmeyen evlilikleri, daha sonraki dönemlerde problem gibi sunulmuştur. Bunun arakasında değişen ve gelişen koşulların payı olduğu gibi farklı kültür, coğrafya veya sosyolojik vasatın da etkisi vardır.

Arap örfüne göre Resulüllah’ın evlatlığı konumunda olan Zeyd, öz evlat gibi telakki edildiği için onun boşadığı eşle Hz. Muhammed’in evlenmesi, haklı olarak eleştirilere konu olmuş ve “Muhammed geliniyle veya evladının karısıyla evlendi” gibi iddialar dillendirilmiştir. Her ne kadar Kur’an bu iddiaya Ahzâb suresinde cevaplamışsa da, aynı iddialar bu gün de dillendirilmektedir. Zira geleneksel rivayetlere ve yorumlara bakılırsa, olayın mahiyeti bambaşka bir mecraya sürüklenmiş ve eleştirilere zemin oluşturacak bir senaryoya dönüştürülmüştür.

Resulüllah’ın muhalifleri veya çağdaşları, Zeyd’i öz oğul gibi görsele de, Kur’an bu telakkiyi doğru bulmamış ve onun öz evlat olmadığını hatırlatmıştır. Nitekim Ahzâb suresinin başlangıcında önce evlat edinilen çocukların öz babalarına nispetle çağırılması ihtarı yapılmış (Ahzâb 33/5), ardından “Muhammed sizden hiç kimsenin babası değil” (Ahzâb 33/40) mealindeki açıklama ile de, sanıldığı gibi Hz. Muhammed’in Zeyd’in babası olmadığına dikkat çekilmiştir.

Dolayısıyla bu gün de iddia edildiği gibi Zeyd Hz. Muhammed’in oğlu değildir ve oğlu olmayan birisinin boşadığı kadınla evlenmesi nedeniyle de “evladının karısıyla evlendi” söylemi yersiz ve temelsizdir. Nitekim Ahzâb suresindeki ayetin (Ahzâb 33/5) inzaline kadar Zeyd, “Zeyd b. Muhammed/Muhammed’in oğlu Zeyd” olarak anılırken, bu ihtarla beraber babasına nispetle Zeyd b. Hârise olarak çağrılmaya başlanmıştır.

Sonuç itibarıyla Zeyd Resulüllah’ın evladı değil, geleneğe göre evlat addedilen kişidir. Kur’an da onun öz evlat olmadığını vurgulamış ve tartışmayı kapatmıştır. Dolayısıyla aynı iddianın bu gün de dillendirilmesinin hiçbir temeli yoktur.

Zeyd’le Zeyneb Evliliği

Zeyneb bnt. Cahş, Resulüllah’ın halasının kızıdır. Babası vefat etmiş olup ailesiyle beraber Medine’ye hicret etmiştir. Zeyneb o sırada takriben 35-36 yaşlarında dul bir kadındır. Resulüllah zaman zaman aileyi ziyaret etmiştir. Hatta bir ziyaret sırasındaki aile sohbetinde Zeyneb’i kendisinin evlendireceğini söylemiş, o da bu açıklamayı kendisiyle evleneceğine yorumlamış ve böyle bir beklenti içine girmiştir. Ancak Resulüllah onu Zeyd’le evlendireceğini söyleyince, deyim yerindeyse şok olmuş ve inanamamıştır. Zira kendisi gibi asil birisinin köle kökenli birisiyle evlenmeye lâyık görülmesini kabullenememiştir.

Neticede Resulüllah’ın ısrarı üzerine evlilik gerçekleşmiş, ancak bir yıl bile dolmadan sorunlar başlamış, hatta giderek şiddetli geçimsizliğe dönüşmüştür. Özellikle Zeyneb’in eşini küçük görmesi ve aşağılamalarına dayanamayan Zeyd, Resulüllah’a dert yanmış ve boşamayı düşündüğünü söylemiştir. Resulüllah hemen her seferinde sabretmesini söylemişse de, Zeyd sonunda dayanamamış ve boşanmıştır. Böylece asilliğiyle övünen ve kocasına üstünlük taslayan Zeyneb, bir anda kölenin boşadığı kadın konumuna düşmüş ve ciddi oranda onuru zedelenmişti.

Geleneksel yorumlara göre (örn. bkn. “Zeyneb” maddesi DİA), Resulüllah bu evlilikte köle ile hürün evlenebileceğini göstermek için gerçekleştirmiş gibi sunulmuştur. Oysa bu savın hiçbir temeli yoktur. Aksine evlilik yürümemiş ve böyle bir evliliğin olmayacağı da bir anlamda tescillenmiştir.

Zeyneb’in boşanmasından sonra Resulüllah kendisini ciddi bir baskı altında hissetmiştir. Zira evliliğin müsebbibi kendisiydi ve Zeyneb’in onurunun zedelenmesine birinci dereceden kendisini sorumlu hissediyordu. Boşama gerçekleştikten sonra bu meseleyi düşüp çözüm bulmaya çalışmış, ancak düşündüğü alternatiflerin hiçbirisi sorunu çözecek nitelikte değildi.

“Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi gizlemiştin…” açıklaması neye işarettir?

Ahzâb suresinin 36-37. ayetlerinde doğrudan bu evliliğe atıf yapılmıştır. Ayette geçen “Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi gizlemiştin” (Ahzâb 33/37) mealindeki ifade, geleneksel yorumlara göre Resulüllah evli olan Zeyneb’e göz koymuş, ilk başta bunu açıklayamamışsa da, sonunda izhar edip Zeyd’in boşamasını sağlamış ve ardından onunla evlenmiştir. Dolayısıyla “içinde sakladığı şey” bu niyetine atıf olarak yorumlanmıştır.

Rivayetlerde de Resulüllah’ın Zeyneb’in evine gittiği, kapıyı açtığı zaman onu ev kıyafetleri ile görünce bir anda duygularının kabarıp gönlünün aktığı, Zeyneb’in de durumu fark ederek kocasına söylediği, bunun üzerine Zeyd’in Resulüllah’a gelerek eşini boşayıp kendisine sunmayı teklif ettiği, ancak Resulüllah’ın boşamamasını önerdiği, sonunda Zeyd’in Zeyneb’i boşadığı ve böylece evliliğin gerçekleştiği gibi son derece iğrenç ve yüz kızartıcı sahneler anlatılır. Böylece Allah Resulü adeta evli kadına göz dikmiş bir peygamber konumuna düşürülmüştür ki, bunu izah edebilmek mümkün değildir. Ne yazık ki, asırlardır ümmeti Muhammed bu hezeyanları dillendirmiş veya boynu bükük bir şekilde kabullenmek zorunda kalmıştır.

İbnu’l-Arabî (ö.340/952) ve Kurtubî (ö.671/1273) müfessirlerin yanı sıra Harkuşî (ö.407/1017) gibi siyerciler de, Resulüllah’ın evli olan Zeyneb’e göz koyduğu ön kabulünden hareketle, “Şayet Resulüllah evli olan bir kadını beğenirse, kocasının onu boşaması vaciptir” şeklinde akla ziyan yorumlar yapmışlardır. Hatta İbnu’l-Arabî bu görüşü savunurken Zeyd’in Zeyneb’i Resulüllah için boşadığı iddiasını dillendirmiş ve bu örneği vermiştir (İbnu'l-Arabî,Kânûnu't-Te’vîl, I, 620).

Rivayetlerde yer alan bu tür hezeyanlar sorgulanmadığı veya izah edilemediği için, doğruymuş gibi kabul edilmiş ve bunlar üzerinden Resulüllah hakkında pervasızca yorumlar yapılmıştır. Manidar olan ise rivayetleri sorgulamasız kabul edenlerle reddedenlerin aynı noktada buluşmaları ve bunları doğru sanmalarıdır. Daha vahim olanı ise boşanma senaryosu ve Resulüllah’ın evlenmesiyle ilgili anlatılanlar doğru kabul edildiği için ayetlerin mesajı bile bu kurguya göre yorumlanmış veya meallendirilmiştir.

Öncelikli olarak belirtelim ki, Ahzâb suresindeki ayetler (Ahzâb 33/36-37) Zeyneb’in boşamasından önce değil sonra nâzil olmuştur. İçeriklerinde de boşanmadan önceki duruma değil, boşandıktan sonraki sürece işaret edilmektedir. Nitekim burada Zeyd’le Zeyneb’in geçimsiz evliliğine ve Resulüllah’ın evliliği kurtarmak için çabasına değinilmektedir. Ancak bütün çabasına rağmen evlilik yürümeyince boşama gerçekleşmiştir. Böylece asilliğiyle Zeyd’e üstünlük taslayan Zeyneb, Resulüllah’ın müsebbip olduğu evlilik nedeniyle zor durumda kalmıştı.

Resulüllah Zeyneb’in düştüğü durumdan kendisini mesul tuttuğu için çözüm aramış, ancak makul bir yol bulamamıştır. Onu tekrar bir evliliğe teşvik etmesi durumunda, aynı sorunun yaşanmayacağının garantisi yoktu. Tek çözüm bu sorunu kendisinin çözmesiydi. Zaten Zeyneb’in de henüz Zeyd’le evlenmeden önce böyle bir beklentisinin olduğunu bildiği için onunla kendisi evlenmeyi düşünmüştü. Ancak toplumsal baskıdan çekindiği için bu tasarıyı açıklayamamıştır. Neticede bu süreçte ayetler inzal edilerek Resulüllah’ın zihninde tasarladığı çözüme atıfla Zeyd’in boşadığı Zeyneb’le evlenmesi gerektiği açıklaması yapılmış ve evlilik yolu açılmıştır. Dolayısıyla ayette sözü edilen “gizlediği şey” zihnindeki bu tasarısıdır.

Yeri gelmişken hatırlatalım ki, tıpkı kıble değişikliği ayetlerinde (Bakara 2/144) olduğu gibi Kur’an zaman zaman Resulüllah’ın zihninden geçen konuya/konulara veya bazen onun rüyasına atıf yapmıştır (Fetih 48/27). Bu ayetlerde de benzer bir durum söz konusudur. Ancak tekrar vurgulayalım ki, bu tasarı boşanmadan önce değil Zeyneb’in boşanmasından sonra Resulüllah’ın zihninde bulduğu çözüm önerisidir. Dolayısıyla burada geleneksel yorumlarda iddia edildiği gibi, Resulüllah’ın henüz evli olan Zeyneb’e göz koyup boşamasını sağlayarak onunla evlenmesinden zinhar bahsedilmemektedir.

Kimi yorumlarda bu evlilik Resulüllah için bir imtihan vesilesi gibi sunulmuş, ancak neyin imtihan olduğu konusu açıklanmamıştır. Keza evlat edinilen çocuğun boşadığı kadınla evlenilebileceğini gösterme ve bu bağlamda cahiliye geleneğini ilga etmek için evliliğin yapıldığından bahsedilmiş, hatta ayette de buna vurgu yapılmıştır, ancak cahiliye döneminde evlat edinilen çocuğun boşadığı kadınla baba konumunda olanının evlenemeyeceğine dair bir gelenek veya örften söz edilmez. Haddizatında bu bağlamda bir tek örnekten de bahsedilmez. Dolayısıyla ayetteki ifade muhatapların Zeyd’i öz çocuk gibi görmeleri ve onun boşadığı kadınla evlenilemeyeceğine dair iddialara cevap olarak zikredilmiştir.

Sonuç itibarıyla Resulüllah ne evli olan Zeyneb’e göz koymuş, ne de Zeyd onun evlenmesi için eşini boşamıştır. Keza Zeyd de sanıldığı gibi Resulüllah’ın evladı değildir. Evliliğin bitmesinin nedeni ise Resulüllah’ın evlenmesini sağlamak değil, şiddetli geçimsizliktir. Resulüllah’ın Zeyneb’ten hoşlanıp Zeyd’in boşamasını sağladığına dair iddia tam bir iftiradır ve hiçbir temeli yoktur. Maalesef ayetin meali ve muhtevası, bu mizansene göre çarpıtılarak yorumlanmıştır. Diğer yandan boşanma gerçekleştikten sonra Resulüllah Zeyneb’in onurunu kurtarmak için böyle bir evlilik yapmak durumunda kalmıştır. Unutmamak gerekir ki Zeyneb’i baştan beri biliyordu. Üstelik kendisinde gönlünün olduğunun da farkındaydı. Şayet onda gözü olsaydı hiçbir sıkıntıya girmeden onunla evlenirdi.

Bütün bunlarla beraber insanlığın bu gün eriştiği değer yargılarıyla bakılınca, böyle bir evliliğin kabul göreceğinden veya kabul görmesi gerektiğinden bahsetmiyoruz. Ancak bu evliliği 1400 sene öncesinin koşullarıyla ve Arap örfünün değer yargılarıyla beraber değerlendirilmesi gerektiğini de hatırlatalım. Keza bu meselenin dinle değil, örfle alakalı bir konu olduğunu da unutmamak gerekir.

 

 

Prof. Dr. İsrafil BALCI

samsun haber

Google+ WhatsApp