Hz. Hüseyin’in izindeyiz (2)

Hz. Hüseyin’in izindeyiz (2)


Hak olan, doğru olan, iyi olan şeyin bedeli ağır olur. İman etmek ağır bir yükü taşımaktır ki, bunun bedeli de elbette ağır olacaktır. Hz. Hüseyin dedesi Resulullahın izinde yürüyen bir şahsiyetti ve peşinden kaç kişinin geldiğinin önemi yoktu o niceliğe değil niteliğe önem vermekteydi.

 

İman etmek ağır bir yükü ve bütün insanlığı kuşatacak bir sorumluluğu üstlenmek demekti. Ve Resulullahın bıraktığı kutlu miras baştan aşağı zillete batmış kişi ya da kişilerin inisiyatifine terk edilemezdi. Yezit’in Müslümanların başına bela edilmiş bir zalim olduğunu o dönem yaşayan Müslümanlar da bilmekteydiler. Ancak onlar ellerine tutuşturulan imkânları kaybetmemek için onun zulmünü görmezden geldiler ve seslerini çıkarmadılar.

 

Hz. Hüseyin makam ve mevkii için koyulmadı yola onun hedefi saraylarda arz-ı endam eden bir kral olmak değildi kuşkusuz, Hz. Hüseyin’in hedefi halk nazarında itibar elde etmek de değildi. O İslam’ın değerlerini yozlaştıran bir zalime karşı duruyor ve “Kanımla yükselecekse ceddim Muhammedin dini / Ey kılıçlar doğrayın beni alın bedenimi” diyor hak dava için her şeyini feda ediyordu.

 

Hz. Hüseyin’in direnişini doğru okuyabilen Müslüman dava erlerinin hangi şartlarda mücadele ettiklerini görebilir. Nitekim bu vahim olay, liyakatsizliğin nelere mal olabileceğini özellikle toplumun yönetimine getirilen kişinin liyakatsizliğinin nasıl zulme dönüşebileceğini gözler önüne sermiştir. Bu vahim olay dünya mülkünün insan için ağır bir imtihan olduğunu ve menfaatlerin ön planda tutulması sonucunda zaaf sahibi kişilerin hemen yön değiştirebildiklerini örnekleri ile ortaya koymuştur. Küçük menfaatler uğruna verilen büyük tavizler onlarca insanın katledilmesine neden olmuştur. Kerbela hadisesi aynı zamanda inandım demekle kurtulamayacağımıza ve gerektiğinde inandığımız dava için büyük bedeller ödeyebileceğimize işaret ediyor.

 

Müslümanlar Kerbela hadisesini doğru okumak zorundadırlar. Zira Kerbela liyakatsizliğin, dünyevileşmenin, menfaatperestliğin, ihanetin, samimiyetsizliğin zulme gidecek bütün kapıları açtığını öğretiyor… Hz. Hüseyin ve onunla birlikte yola revan olan yiğitlerin direnişi ise en zor şartlarda hatta en müşkül durumlarda dahi bu davanın savunucularının olacağını gösteriyor ve bu durum umutlarımızı yeşertiyor.

 

Bugün Müslüman halklara saflarının neresi olduğunu sormuş olsanız hiç düşünmeden, “Biz Hz. Hüseyin’in yolundayız” diyeceklerdir. Ancak Hz. Hüseyin’in yolunda olmak, ilk evvela yalakalığı, menfaatperestliği terk etmek ve dava uğruna gerektiğinde ölümü göze alabilmektir. Acaba bugün kaç Müslüman taraftarlık yaparak elde ettikleri imkânları ellerinin tersiyle itip Hz. Hüseyin’in davasına katılabilir, kaç kişi makam, mevkii ve mülkten vazgeçip hakkın safında yer alabilir? Kralların, yöneticilerin çevresinde her dönem yalakalar, menfaatperestler olmuştur ve bu insanlar kendilerine verilen imkânları kaybetmemek için hep susmuşlardır.    Hz. Hüseyin ise bunu asla yapmadı, yapanlara rıza göstermedi, O inandığı gibi yaşadı ve yol arkadaşları ile birlikte şehadete koştu. Allah bizleri O’nun davasından ayırmasın ve bizleri onun samimiyeti ile tanıştırsın…

Google+ WhatsApp