Huzursuzluğun isyanı

Huzursuzluğun isyanı

Avrupa toplumu uzun süreden beri, tam olarak tarif edemedikleri bir huzursuzluğun mutsuz günlerini yaşıyor. Fransa’daki olaylar bunun sadece bir örneği. HUZURSUZLUĞUN DIŞA VURUMU İçlerinde onları yiyip bitiren huzursuzluğun biriken stresi, çoğu kez seçim sandıklarında,

Huzursuzluğun isyanı

 

 

Huzursuzlar. Bu nedenle de mutsuzlar. Ancak bunun nedenini tam olarak tarif edemiyorlar. Her şey onlar için bir mutsuzluk sebebi olabilir.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Avrupa toplumu uzun süreden beri, tam olarak tarif edemedikleri bir huzursuzluğun mutsuz günlerini yaşıyor. Fransa’daki olaylar bunun sadece bir örneği.

HUZURSUZLUĞUN DIŞA VURUMU

İçlerinde onları yiyip bitiren huzursuzluğun biriken stresi, çoğu kez seçim sandıklarında, herkesi şaşırtan aşırı uçlarda kendini gösteriyor.

Nazi partileri, ırkçı liderler, şiddet yanlısı siyasetçiler, yabancı düşmanı partiler, AB karşıtı akımlar tercih ediliyor. Avrupa toplumunun bu uç tercihleri, içine düştükleri tanımsız huzursuzluğun dışa vurumu aslında.

Avrupa entelijensiyası, içinde yaşadıkları toplumlarının bu tepkilerini anlamaya ve tanımlamaya çalışsa da, tam olarak bunu başardıkları söylenemez.

‘Bir şeyler oluyor’ Avrupa toplumunda ve bu çok derinlerden gelen kuvvetli bir dip dalgası. Lakin dalgayı yaratan sarsıntının sebebi onlar için hala muğlak.

Şimdi daha da vahim şeylerle yüzleşmeye başladılar.

SARI YELEKLİLERİN TANIMSIZ İSYANI

Fransa’da yaşanan “sarı yelekliler isyanı” herkesi şaşırtan biçimde büyüyor. Fransa’nın son yıllarda gördüğü en büyük şiddeti içeren, en geniş kitlesel katılımın olduğu eylemler, şehirleri yakıp yıkmaya aday.

Paris, yakılan arabalar, sökülen kaldırım taşları, yağmalanan dükkanlar, sonunda ateşe verilen resmi devlet binaları görüntüsüyle tüm dünyanın ilgi merkezi oldu.

Bu eyleme katılanları tanımlamak için yapılan tüm analizler kafa karışıklığının bir ürünü. Tıpkı Avrupa toplumunun huzursuzluğunu ve mutsuzluğunu tanımlayamadıkları gibi, sarı yeleklileri de tanımlayamıyorlar.

Kim olduklarından daha çok, ‘kim olmadıkları’ biliniyor. Göçmenler değil. Protest komünist değiller. Öfkeli gençler hiç değiller. Toplumun en fakir kesimi değiller. Liberaller, sosyal demokratlar değiller…

Peki kimler?

“BATSIN BU DÜNYA” İSYANI

“Aşağı Fransa” diyenler var. Alt ve orta sınıf diyenler var. İş güç sahibi, orta yaş Fransızlar diyenler var. Aşırı sağcı diyenler var. Eşcinsel karşıtı diyenler var… anlayacağınız sarı yeleklilerin kim olduğunu tespitte zorlanıyorlar.

Bilinen tek şey, benzine yapılan zamları protesto etmeleri. Lakin bu protestonun her şeyi yakıp yıkan bir öfke patlamasına yol açmasını da anlamıyorlar.

Aslında Fransa’da yaşanan ve muhtemel diğer Avrupa ülkelerinde de görülecek şey, huzursuzluğun isyanıdır. Uzun süreden beri devam eden o tanımsız huzursuzluğun ve mutsuzluğun neden olduğu çaresizlik, “batsın bu dünya” dercesine şiddete dönüşüyor.

Avrupa toplumu kaotik bir yere doğru sürüklenirken, tutunacak bir dal dahi bulamıyor. Zira tüm insani değerleri tükettiler ve çorak bir toprakta yaşamaya başladılar. Buna toplumun erozyonu denir.

İNSANÎ DEĞERLER NEDEN ERİDİ?

Avrupa’nın ürettiği ve savrulmamak için tutundukları değerlere ne oldu peki?

Daha çok kazanmak (kapitalizm), daha çok büyümek (globalizm), daha çok güçlenmek (emperyalizm) uğruna tüm değerlerini kurban etti Batı. Şimdi tutunacak bir insani değer bulamadıkları topraklarda erozyona kapılmış halde sürükleniyorlar.

İnsanı huzurlu kılan şey ahlaki değerlerdir, para değil.

Fransız siyasetçiler sarı yeleklilere, ‘sizin satın alma gücünüz var’ diyerek onları kınıyor. Aslında, ‘paranız var, neden huzurunuz yok?’ diye soruyorlar.

Sarı yelekliler de bilmiyor bunu. Valilik binasını ateşe verecek kadar öfkelenmiş bu topluluğun tek derdi, benzine yapılan zamlar, artan vergiler olmasa gerek. Öyle olmadığını biliyorlar ama asıl nedeni de bulamıyorlar.

HUZURU OLMAYAN TOPLUM ŞİDDETE MEYYALDİR

Şimdi Almanya, İtalya, İspanya ve diğer Avrupa ülkeleri, bu sarı yelekli isyanın yavaş yavaş kendi ülkelerine sıçramasını hayretle izliyor.

Sorunlarının derinlerde olduğunu, modernizmin ürettiği ve aslında tüm insanlığın başına bela ettiği emperyalizm, kapitalizm, globalizmin, toplumun huzur bulmak için tutunduğu tüm değerleri yok ettiğini anlayacaklar yakında.

Huzursuz toplum, mutsuzluğunu giderememenin çaresizliği içindeyse, şiddete ve sertliğe meyyaldir.

 

kemal öztürk

yeni şafak

Google+ WhatsApp