Hürriyetin en büyük düşmanları, hallerinden memnun olan kölelerdir/1

Hürriyetin en büyük düşmanları, hallerinden memnun olan kölelerdir/1


Dünün ve bugünün şehadetiyle hilafetin ilgasından sonrası efendi-köle düzeni… İnsandan saymayın hakkı ve hakikati özeni. Hürriyet, insanların yaratılıştan getirdiği fıtri bir gerçektir. Hiçbir toplum hürriyetsiz yaşamamış ve yaşaması da düşünülemez. Hürriyetten vazgeçmek, insanlıktan vazgeçmektir.  Dünyada hürriyetin en büyük düşmanları, kendi hallerinden memnun olan kölelerdir. Bilerek ve inanarak kendi düşmanını “efendi” kabul ederek kendi halkına ve değerlerine karşı savaşan liderler, hakiki manada birer köledirler!

 

Dün olduğu gibi bugün de kölelik dünyada kol geziyor. Köleler, kendi kölelikleriyle övünüyorlar. İcad ettikleri aletlere alet olanlar, ideolojilere mahkûm bir hayat yaşayanlar, köleliklerinden memnun olanlardır. 

 

“Allah’ı bırakıp taptıklarınız (ideolojileriniz), sizin ve atalarınızın isimlendirdiği isimlerden ibarettir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur...” (Yusuf Sûresi/ 40)

 

Günümüzde Demokrasi ile övünenler, aslında kendi kölelikleriyle övünmektedirler. Çünkü Demokrasi, seni kimin yiyeceğini seçmendir!

 

Köleliğe âşık olanlardan hürriyet savaşçısı olmaz. Esarete, köleliğe isyan etmeyen, fiilen mahpustur. Hürriyetin kavgasını vermek, ehl-i iman için namustur. Hazzın kölesi olan ruh, akla düşman kesildiği gibi, hızın kölesi olan akıl da huzura düşman kesilir. Bir köle için en büyük felaket kulağına hürriyet şarkılarını söylemek ve cehennemlik birine cenneti telkin etmektir. 

 

Hürriyeti Kur’ân’ın dışında arayanlar, karşılarında esareti, köleliği buldular. Şunu bilelim ki; Kur’ân, bir hürriyet hazinesidir. Kur’ân’a düşman kesilenler, kendilerini köleler kervanına katmaktan öteye geçemezler. İnkârı namümkün olan hakikatlerden birisi de şudur; kölelik İslâm’da değil modern dünyada devam ediyor.  Modern dünya, kölelikleriyle iftihar edenlerin dünyasıdır!

 

Kapitalistler, kölelere asla hür olacakları kadar ödeme yapmazlar, aksine sadece hayatta kalmalarına yetecek kadar ödeme yaparlar. Eşek kadar beyinsiz olursan yüklerini taşıtırlar, At kadar hızlı olursan  binerler, İnek olsan sağarlar, Kapitalist kenzolar gölgesinden faydalanmadıkları ağaçları da keserler. 

 

Biz Müslümanız; hürriyetimiz teminat altına alınmış bizim dinde. Üstünlük takvadadır bilin Allah indinde. Zürriyetimiz ve hürriyetimiz bize emanet. Kul kaynaklı beşeri kanunlara teslim olmak bizim için zillet ile meskenet. Şunu bilelim ki; evladlarını inisiyatif alamayan, girişken olamayan, deneyim edinme kaygısı olmayan, aklını kullanmayan, korkak, pısırık, yani “ödlek tavşan yavruları” olarak yetiştiren bir ümmetin esaretinden şüphe edilemez.

 

Köleliğe razı olmak; insanlığını, Müslümanlığını fiilen mezara gömmektir. Köleliklerinden memnun olanlar, insan olma ve insan kalma mücadelesini bırakanlardır. Bil ki; dünya insan olanla ve insan kalabilenlerle güzeldir. Esarete, köleliğe razı olmayan, hürriyetine sahip çıkan her insan özeldir.

 

Sen ve ben Yusuf’uz kör bir kuyuda. Bana ve sana zafer gelmez uykuda. Baharı müjdeleyen çiçektik ama vuslata ermeden sarardık, solduk. Düşmanı bıraktık biz birbirimizi yolduk. Irak idik gözden, şimdi hepten gönülden olduk. Baştan sona gamü keder ile dolduk. Birbirine karışmış varlık ile yokluk. Bizi helake götüren açlık değil tokluk.

 

Kula kullukta karar kılanlar karanlığa o kadar alıştılar ki, bir ışık bir karaltı görseler hemen hücum ederler. Allah’ın indirdiği hükümleri arkaya atmakla belki de aklı sıra karaya çıktık derler...  Öyle bir asra düştük ki; mazlumların feryad sesleri geliyor havadan, asrın firavunları insanları tek tek esir alıyorlar yuvadan!

 

Hürriyet zamanın ve mekânın bağrına doğru akan fıtrattan gelen bir sudur. İnsanoğlu tarafından ortaya atılan her ideoloji ona kurulmuş karanlık pusudur. İnsan hayatını esir almış Demokrasi denilen kafes. Bize lazım olan ya bir muştu, ya da kutlu bir nefes. Demokrasi için kavga eden güruhlar, onlar kölelik statüsünde kalmak için direnen köle ruhlular!

 

“ (Firavun), kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.” (Zuhruf Sûresi/ 54)

 

Bu âyette “kavmini küçük düşürdü” şeklinde çevirdiğimiz cümle, yöneten ve yönetilen ilişkisi bakımından çok önemlidir. Bir yöneticinin halkının aklını çelmesi, köleleştirmek istemesindendir. Kelimenin aslı, Türkçe’de de kullanılan istihfâf kökündendir. Bu kelime Arapça’da “acele ettirdi, aldattı, bilgisizliklerinden yararlandı, onları bilgisizlikleri ve güçsüzlükleri yüzünden hafife aldı, istediği gibi yönlendirdi” manalarını ifade etmektedir. Totaliter yönetimlerde yöneticilerin istemediği şey, halkın bilgilenmesi, doğruyu öğrenmesi, örgütlenerek hakkını talep edecek kadar güçlenmesidir. Firavun da aynı yola başvurmuş, Hz. Mûsâ’nın gerçeğe ve tevhide yönelik davetini sabote etmiş, halkın sağlıklı düşünmesini engellemiştir. 

Google+ WhatsApp