“Hukuk önünde herkes eşittir”

“Hukuk önünde herkes eşittir”


“Hukuk önünde herkes eşittir”

 

 

Osmanlı Devleti, kuruluş aşamasından itibaren adalet ve hukuka sarıldı; bu kavramları baş tacı edip hayata geçirdi…

Bu yüzden de gelişti, zenginleşti, güçlendi…

Adaletle dengelenmeyen güç hızla zulme kayar: Osmanlı, gücünü adaletle dengelediği için hiçbir döneminde sistematik zulme kaymadı. 

Zaman zaman elbette hukuk dışına çıkan yöneticiler de olmuştur, ancak bu çok nadirdir. Genel olarak Osmanlı yönetimi, hukukun üstünlüğü prensibine sadık, adalete içtenlikle bağlı bir yönetimdi. Tüm asırlara hakim olan ruh, bir hadis-i şerifte buyurulan ruhtur: “Bir saat adaletle hükmetmek, altmış sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.”

Hz. Ömer işte buna dayanarak“Adalet mülkün temelidir” demiş, bunlara dayanan Şeyh Edebali (Osman Gazi’nin maneviyat önderi ve kaimpederi) ise “Her şey insan için” idrakini öne çıkaran veciz prensibini devletin temel taşı yapmıştır: “Oğul Osman, insanı yaşat ki, devlet yaşasın!” 

Osmanlı Devleti’nin başarı kaynağı bu temeller üzerine inşa edilmesidir.

Adalet konusunda Osmanlı’nın kuruluş günlerinden bir örnek verelim…

Bir gün Osman Bey’in huzuruna bir adam çıktı. Devrin en iyi iş gören pazarlarından Karacahisar Pazarı’nın vergi gelirlerini büyük para karşılığında kendisine satmasını teklif etti. Osman Bey şaşırmıştı:

“Bu ne demektir?” diye sordu.

“Pazara mal getiren ahâliden bir miktar akçe alınır, bu tahsilatı ben yapayım, size de peşin para vereyim” cevabını alınca, yerinden fırladı.

“Ahâlinin pazara getirdiği mal senin midir ki, ondan ücret alasın? Bu nasıl tekliftir?”

“Ama Beyim, beyliğin akçeye ihtiyacı var.”

Adama kapıyı gösterdi: 

“Zulümle abad olan akıbet berbat olur. Benim beyliğimin böyle uygunsuz gelirlere ihtiyacı yok!”

Her halde Osman Bey’in modern iktisat ilminden haberi olamazdı. Ancak devletlerin halka fazla vergi yükü yüklemekle değil, daha az vergi sayesinde zenginleşeceğini, ileri görüşlülüğü ve ferâseti sayesinde biliyordu. Bir miktar vergi almak mecburiyetinde kaldığı zaman bile, şimdiki gibi, pazara mal getiren herkesten bunu almak yoluna gitmemiş; vergi için pazara getirilen malın satılmasını şart koşmuştu. Malını satan da bunu seve seve ödüyor, bu yüzden Karacahisar Pazarı her ırktan, her dinden tüccarla dolup taşıyordu. 

İşte bu sırada, Karacahisar Pazarı’nda, Germeyan beyliğinden bir Müslüman tüccarla, bir Hıristiyan alıcı arasında ihtilâf çıktı. Devlet müesseseleri henüz oluşmadığı için konu Osman Gazi’ye yansıdı. Osman Gazi tarafları dinledikten sonra, Hıristiyanın lehine karar verdi. Bunu garip karşılayanlara, “Hıristiyan olmanın her konuda haksız olma anlamına gelmediğini” söyledi ve Hz. Ömer’in, “Adalet mülkün temelidir” sözünü hatırlattı.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp