(Hâşâ) Ahiret yok ise?!

(Hâşâ) Ahiret yok ise?!


Dünya bir imtihan alanı değil ise.

Her şey dünyada olan bitenden ibaret ise..

Yaşadığını yaşadın.. Sonrasında hesap falan yok ise.. 

Sefanı sürdün sürdün. “Yok ben sefa peşinde değil, ilahi emir çerçevesinde yaşayacağım” dedi isen.. Fırsatı kaçırmış oluyorsan..

Yaptığın iyilikler için cennet..

İşlediğin kötülükler için cehennem yok ise..

Şu acıya insan nasıl dayanabilir:

Rıza Bey apartmanı enkazında 4 çocuğu bulunan anne konuşuyor: “Ben burada su içiyorum. Yavrularım orada susuz. Güneş doğmadı bugün yavrularımın üstüne!”

Nasıl dayanabilirsiniz.

Yaşamayı bırakın, dinlediğinizde, hatta bu sözleri okuduğunuzda göz yaşına boğuluyor iken..

Bu acıya nasıl katlanabilirsiniz?

Bir babaanne..

Enkaz altında.. Vefat eden torununun elini, 13 saat boyunca bırakamadı ise..

Bu acıya kim, nasıl dayanabilir..

Erzincan depreminde torunun ölsün. Bırak o ili, gel İzmir’e.. Orada yaptığın bir binaya ölen torununun ismini ver.. O bina da 2020 depremi ile yıkılsın, iki torunun ölsün..

Küçücük çocuklarınız enkaz altında kalmış olsun. Siz çocuklarınız yerine, onların oyuncak bebeklerine sarılarak teselli olmaya çalışın..

Bakkala, iki dakikalık alışveriş için gidin.. Oturduğunuz ev değil ama, iki dakika için gittiğiniz bakkalın olduğu bina yıkılsın, siz de altında kalın..

Onlarca, daha onlarca farklı, her birinin, kendi içinde göz yaşartan anlatımlar..

Eğer dünya, bir imtihan yeri değil ise..

Bunlara nasıl katlanabiliriz?

Niye katlanalım?

Sabrımızın sonunda cennet yok ise..

Tevekkülün bir karşılığı yok ise..

Birisinin bir dakika önce çıktığı bina yıkıldığında canını kurtarırken.

Bir diğeri, bir dakika önce girdiği bir dükkanın bulunduğu binanın yıkılması ile can veriyorsa..

“Her şey tesadüf. Her şey bu dünyada.. Olan da biten de bu dünyada” nasıl diyebiliriz? 

“Koronavirüs ile ilgili şu tedbiri alacağız, bu tedbiri almalıyız” tartışması yaparken..

Aldığımız tedbirlere de güvenip, “Tamam, bak, maskeni takınca.. Elini yıkayınca.. Mesafeyi koruyunca.. Demek ki korona sana bir şey yapamıyormuş. Tamam mı.. Hayat bizim elimizde” dediğimiz an..

Bir sarsıntı ile, bulunduğumuz bina tepemize yıkılıyor ise..

Orada can veriyor isek.. 

Kendimiz olmasa bile, kendi canımızdan çok korumaya çalıştığımız çocuğumuz, üzerinde titrediğimiz annemiz-babamız o depremde can veriyor ise..

“Her şey tesadüf” nasıl diyebiliriz ki?

Her şey, bu kadar basit ise..

Bir tesadüf ile canımız gidiyor ise..

Bir tesadüf ile kurtuluyor ise..

Bunun bir sonrasında hesap, kitap bir şey yok ise..

Niye yaşıyoruz ki?

“Ne zaman, nasıl, nerede, hangi acıklı ortamda” yaşayacağımızı bilmediğimiz ölümü, niye bekliyoruz ki?

Hesap yok ise..

Güçlü olanlar, niye kötülük yapmasınlar ki?

Zayıfları niye ezmesinler ki?

Ahiret yok ise..

Niye iyilik yapalım ki?

Niye birisinin elinden tutalım ki?

Cennet yok ise, bize maddi kazancı olmayan işleri yapalım ki?

Cehennem yok ise, kötülüklerden niye kaçınmayalım ki?

Yok yok..

Hemen itiraza soyunmayın.

Salt cennete gitmek için iyilik yapmıyoruz. Salt cehennemden kaçınmak için kötülüklerden uzaklaşmıyoruz..

Cenneti de; bir maddi kazanç gibi göstermeye kalkışanların itirazlarını görüyorum.

Cehenneme gitmemenin de, aslında bir maddi zararı önleme olarak yorumlayanların sinsi izahatlarını tahmin ediyorum..

Ama.. Cennete inandığımız halde. Ona gitmek için emredilenlerin yapılmadığı, yapılamadığı gerçeği karşımızda dururken.

Cehenneme inandığımız halde.. Oradaki korkunç azabı bildiğimiz halde. Oraya gitmemek için sakınamadığımız kötülükler işlenir iken..

Bu fitne amaçlı kafa karıştırıcı yorumları da bir kenara bırakıp..

Hayatın anlamını, tekrar gözden geçirelim..

Hayata, ne kadar ince bir pamuk ipliği ile bağlı olduğumuzu bir daha görelim..

Boşverin, birilerinin, “Depremde hep fakirler ölüyor” mavalını..

Boşverin siz, “deprem değil, cehalet öldürür” çıkışlarını..

Alın size, üniversitede öğretim üyesi anne-babanın çocuklarından birinin ölümü. Diğerlerinin enkaz altından kurtarılma örneği..

Deprem fakiri de öldürüyor. Bileni de öldürüyor..

Tam tersi de bir gerçek: Depremde ölmeyen fakir de var, bilgin insan/bilgin insanın yakınları da var..

Kaldı ki..

“Depremde ölmek”, kötü de..

“Depremde ölmüyor” denilen zenginlerin ölüm şekilleri, çok mu güzel?

Gelin, ibret alalım..

Depremden de ibret alalım..

Ölenlerden de, kurtulanlardan da..

Ahiret var, hesap var..

Kötülüğü değil, iyiliği teşvik edelim..

Birbirimize nefreti değil, sevgiyi aşılayalım..

“Ahiret inancı yok” ise.. Bilelim ki, hayatın da bir anlamı yok..

“Hesap yok” ise, bilelim ki insan olmanın da bir manası yok..

Google+ WhatsApp