Hilafet şuurunu kuşanmak

Hilafet şuurunu kuşanmak


Hilafet şuurunu kuşanmak

 

 

Hilafet şuurunu kuşanmak; “Kökü mâzide olan âti” olmaktır. Geçmişini unutmadan, geçmişinden utanmadan, geçmişine sövmeden ve sövdürmeden yarınlara yönelebilmek için hilafet şuurunu kuşanmak mecburiyetindeyiz. Hilafet; istikamet ve istikrar, istikbal ve istiklal garantsidir, ümmet ve medeniyet şuurudur.

Hilafeti bu çağa, bu zamana uymaz diyerek bırakmak, işte İslâm’sız yaşamanın altına imza atmak varsa, eminim budur ancak!

Hilafetin ilgası, Müslümanları Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi kılma girişimidir. Müslümanları dünyası olmayan bir dine bağlamak istediler. Dünyası olmayan din âhireti olsa da İslâm dini değildir. İslâm, âhiret merkezli bir dünya dinidir. Bu dünyada uygulanmak, ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde insanların hayatına hükmetmek için gelmiştir. Onu başkalaştırmak, ona alternatif dinler/sistemler aramak, doğrudan doğruya inkılabı hüsrana uğramaktır. Rabbimiz uyarıyor: 

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Âl-i İmran Sûresi/ 85)

İslâm hayata hâkim olursa; karanlıktan aydınlığa çıkar insan, insanı insan eder yağar ihsan! İslâm bırakılır da başkası aranırsa hayatı teslim alır hüsran. İşte hilafet-i şeriyye, hüsrana karşı direniştir. Hilafeti ilga edenlerin maksadları, Müslümanları inkılab-ı hüsrana uğratmaktı. Lozan konferansı bunun için toplandı. Lozan’da toplanan firavunlar konseyi İslâm ümmetinin asli gücünü bildi. Temelden İslâm ümmetinden kurtulmak için Müslümanların hayatından hilafeti sildi.

Hilafeti kaybeden Müslümanlar kendilerini de kaybettiler. Hilafetin yokluğu, sulhu selametin, hayrü hasenatın yokluğudur. Bakınız Hz. Osman (R.a.) zamanında bazı kimseler hilafeti yok etmek isterlerken, Rasûlüllah (sav)’in sahabelerinden Hz. Hanzele Ebu Kâtip (R.a.) aşağıdaki beytleri söylemiştir:

“İnsanların uğraştığı konuya hayret ettim. Onlar “Hilafet-i Raşide”yi ortadan kaldırmak istiyorlar. 

Eğer o (hilafet) ortadan kalkarsa, her çeşit hayır onlardan (Müslümanlardan) kalkmış olacaktır.

Hilafetin yok oluşundan sonra onlar aşağılanıp yok olacaklardır.

(Kısacası Müslümanlar) Yahudiler Hıristiyanlar gibi olacaklardır.

Yani hepsi aynı şekilde sırat-ı müstakimden/dosdoğru yoldan ayrılacaklardır.” (İbn-i Asakir Tarihi, C:2, Sh: 123)

Yanıp sönen sahte ve fani ışıklara aldanmayıp geçmişimizi, halimizi ve geleceğimizi, dünyamızı ve ahiretimizi aydınlatan ilahi ışığa yönelmek, vahyin aydınlığında yaşamak, iman-ı billah sahibi olanların müştereki aslisidir. İslamiyet; mazi, hal ve istikbali, varlıkları ve olayları aydınlatan bir nur ve rehberdir. O olmazsa hayat gece karanlığından beterdir. 

 

Hilafet; nübüvvetten Nebi (as) eliyle hayatımıza yazılan satır. Bütün icraatlarıyla sadece bize Allah’ı hatırlatır. Hilafet;medeniyetimizin yetim kalmış hikmet dolu bütün meselelerine sahip çıkar. Onları encamına bağlamakla kendisini vazifeli görür. Allah yolunda cihad ordularını hazırlayarak ümmeti dâhili ve harici tehlikelerden korur. 

Hilafetin dünyada bulunmaz dengi, bürünmüş tevhide nur olmuş rengi. Hilafetin ilgasından bu yana beşeriyet âleminin kayboldu ahengi!

Hilafet sisteminde Müslüman cahil kalmaz, aksine cehaletle savaşır. Şerrin peşinde koşmaz, hayırlarda yarışır, fitneye çanak tutmaz, barış için çalışır.

Hilafet sistemi zencinin, beyazın rengine bakmaz. Gedayı sultandan asla ayırmaz. O, İslâm’dandır. İslâm şiddete karşıdır. Hilafet ise, İslâm’ın adalet marşıdır!

Hilafet; yeryüzünde bir tek Allah’ın nizamıyla mukayyed kalmaktır. Allahû Teâla, tüm kalplerin tâ içine vakıftır. Müslümanlık adı altında Allah’ın nizamına alternatif bir nizam arayan kim olursa olsun münafıktır!

Hilafetin ilgasını hafif görmek bir gaflettir. İnsan fıtratının her dem her yerde aradığı sistemin adı hilafettir. Hilafetin ilgasıyla koptu bir fırtına, zillet ve meskenet mührü vuruldu İslâm ümmetinin sırtına!

Hilafet-i Râşide’yi anlamak, yeniden ihya etmek için çalışmak, Müslümanın günlük ödevidir. Çünkü hilafet; İslâm ümmetinin kolektif hafıza arşividir. Müslüman nesillerin kurtuluş evidir.

İslâm’dan başkasıyla idare olunmaya razı olmak, imanda tezahür eden bir zaaftır. Hilafetin dışında kalan yönetim biçiminin ismi ne olursa olsun, israf-ı kelam olan laf-ü güzaftır.

Hilafetin yokluğunda ümmet dertlidir, bağrı kan ağlar. Fakir fukara umut bekler, hastalar, sağlar. Hilafet olsaydı kesilirdi zalimlerin sesi. Duyulurdu mazlumların gür nefesi. Halifesizlik Müslümanlar için büyük dert, yakar herkesi! 

İslâm ümmetine yeniden hilafeti ihya etmeyi nasip etse Yaradan. Bu ümmet kurtulacak içine düştüğü kan ve katliamlardan meydana gelmiş çamurdan.

Hilafet-i Râşidiyeye dönüşü arzulamak ne güzel temenni, ne güzel dilek. “Ya Rab! Bize yeniden hilafeti ve halifeli günleri nasip et” diyen mü’minlerin duasına âmin diyor fıtratı bozulmamış insan, cin ve melek!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp