Hilafet eskimez şer’i müessesedir

Hilafet eskimez şer’i müessesedir


Hilafet eskimez şer’i müessesedir

 

 

Hilafet denilince, hüküm ve hâkimiyetin Allah’a ait olduğu yönetim biçimi akla gelir. Hilafet, dinden kaynaklanan bir kurumdur. Hilafetin dinle alakasının bulunmadığını iddia edenler, Allah’ın dini ile alakası kalmamış olanlardır.

Hilafet; Hazreti Peygamberin vefatıyla, onun şer-i şerife taalluk eden yetkilerini kullanmakla başlayan ve 1924’e kadar kesintisiz devam eden nebevî bir müessesedir. 

Hilafet; Müslümanların en üst seviyede temsil edildiği ve İslâm birliğinin sembolü olan müessesedir. Hilafetin hedefinde ümmet ve medeniyet vardır.

Hilafet; şer’i bir müessese olup “Hz. Nebi’ye halef olma” ve “tüm ümmeti kapsama” üzerinde yoğunlaşmakta; kural olarak mü’minlerin tek bir yönetim altında ve tek bir imamın önderliğinde ahkâm-ı şeriat ile idare olunma ve idare etme hususunda birleşmelerini öngörmektedir. Ahkâm-ı şeriat ile idare olunmanın bulunmadığı hiçbir yerde hilafetten bahsedilemez. Hilafet, keyfiliğe ve küfriliğe kapalıdır. Hayatın bütün kademe ve karelerinde de cebrilikle de kavgalıdır.

Peygamber ve Peygamberlik eskimediğine göre, Peygamberin çağlar üstü bir tavsiyesi olan hilafet de eskimez. Hilafet, her gün yenidir. Çünkü yenilenen Rabbani inkılapların yumağıdır.

İslâm’da Peygamberlik makamından sonra en yüce makam hilafettir. Hilafet; hayatın bütün kademe ve karelerinde şeriatullah’a teslimiyet ve şeriatullah ile idare olunma makamıdır. Hilafet makamı ortadan kaldırılsa ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde bir bütün halinde Allah’ın diniyle idare olunma imkânı ortadan kalkmış olur.

Hilafet, bütünüyle şeriatullah’ın malıdır; asla ve kat’a tekelleştirilemez. Bütün ümmeti temsil eden bir makamdır. Ümmetin bey’atı/rızası olmadan hilafet fiilen sübut bulmaz. Ümmetin bey’atı/rızası olmadan hilafet ilanında bulunmak, despotizme kurban gitmektir.

Türkiye’de gerçekleştirilen harf inkılabı, Müslümanları kendi gelenek hafızasından ve referansından yoksun bırakmıştır. Tabii ki, gelenek hafızasından ve referansından yoksun bırakılmış bir ümmet, hilafet makamına düşmanlık etmekten başka bir marifet ortaya koyamaz. Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde Müslümanların hilafete düşmanlık etmeleri, mankurtlaştırıldıklarının bir alâmetidir. Mankurtlaştırılmamış bir Müslüman, Peygamber tavsiyesi olan hilafete düşmanlık edemez. Müslümanlar arasında hilafet düşmanlığından bahsediliyorsa, mankurtlaşma var demektir.

Tarihi süreç içerisinde Müslümanlar tarafından keyfi olarak ortaya konulmuş kraliyet ve saltanatın hilafet-i şeriyye ile iliştirilmesi, hilafetten nefret psikolojisinin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Kraliyetler, saltanatlar çürüyebilir ve çürümeye de mahkûmdurlar. Ama hilafet-i şeriyye asla eskimez, çürümez ve pörsümez. O, her dem taze ve yenidir.

Hilafet; genelde insanlığın, özelde ise İslâm ümmetinin güvenlik müessesesidir. Onu kaybettiğimiz günden bu yana akıl, din, can, mal ve nesil emniyetlerini aramaktayız. Asrımızda Müslümanlar arasında maddeyi putlaştıran dünyevî korkular, kişinin vicdan ve ahlâkını bulandıran tortular, imanı fesada götüren düşünce sarnıcında biriken kirli sular, hilafetin ilgasından sonraya tekabül etmektedirler. Dolayısıyla kibirlenmeden ve kirlenmeden Müslüman’ca bir hayat yaşamak için hilafete dönmek şarttır.

Hilafet; Hakk’a riayetle adaleti yerine getiren ve şeriatullah’ı harfiyyen tavizsiz olarak uygulayan dini makamın adıdır. Gücünü dinden alır ve dinin tatbikatı için vardır. Hilafetin yüceliği, İslâm’ın yüceliğinden gelmektedir. Rasûlüllah (sav) buyuruyor: “İslâm yücedir, ondan daha yüce (bir din, bir hayat düzeni)si olmaz.” (Darekutnî Sünen III, 252; Beyhakî, es-Sünenu’l-kübra VI, 205; Zeyleî, Nasbu’r-raye, III, 213) Kınanamaz, sakın kınamayın Peygamber yolunda yürüyeni. Onun sevdalandığı yönetim biçimi hilafet; solmaz, pörsümez yeni! 

Hilafet; hurafe ve uydurmalar enkazından İslâm’ın eskimez ve pörsümez yenisine kavuşmanın adıdır. Hilafet, her gün İslâm’la yenilenmenin, İslâm ile yol bulmanın ve İslâm’la hayatı düzenlemenin ilanıdır.

İslâm ve İslâm’ın emrettiği, çerçevesini belirlediği müesseseler güneş gibidir; güneş her gün yenidir. Güneşi inkâr etmek, güneşi insanlara unutturmak mümkün olmadığı gibi, hilafeti unutmak ve unutturmakta mümkün değildir. Rasûlullah şöyle buyurdu: “Ben sizi bembeyaz, aydınlık bir (din/yol, yönetim biçim) üzere bırakıyorum. Gecesi de gündüz gibi parlaktır. Benden sonra bu dinden sapan mutlaka helak olur.” (İbn Mace, Mukaddime, 6) 

İslâm güneş, hilafet ise güneşin ışıkları gibidir. Güneş eskimediğine göre güneşin ışıkları da eskimez. Güneş bugün batmıştır, ama yarın doğacaktır. Buna bizim inancımız tamdır. Şayet yarın güneş doğmazsa kıyamet kopacaktır. Nitekim bugün İslâm ümmeti hilafet-i şeriyye’nin yokluğunda kıyamet şartlarını yaşıyor. Hilafetin yokluğunda Müslümanlar koruma kalkanlarını kaybettiler. Sapıkların ve sapkınların saldırıları karşısında savunmasız kaldılar. Hilafet unutulamaz, unutturalamaz. Batının batıl ve atıl ideolojileri adına hilafeti ilga edenleri kendimizden sandık. Hilafetin yerine konulan her sisteme aldandık. Dinimiz ile idare olunma imkânını kaybettiğimiz günden bu yana yandık! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp