Hikâyesi kanla yazıldı

Hikâyesi kanla yazıldı


Hikâyesi kanla yazıldı

 

17 yaşında bir genç hayattan neler bekler? Gelecekle ilgili hayallerini hangi temeller üzerine kurar? Ufuklarda hangi renkleri görmek ister, hangi mutlulukları tatmak ister ya da? Bütün bu soruları eğer Batılı bir genç için düşünecek olsak alacağımız cevaplar bellidir. Zira onların yaşadığı topraklarda katliamlar olmaz, çocuklar savaşın acı yüzü ile karşılaşmaz, insanlar günü nasıl kurtarabilirim endişesi taşımazlar… Onların yaşadığı topraklarda evlerin çatılarından bombalar yağmaz. İslam coğrafyasında doğup büyüyen gençler için ise yaşam türlü türlü meşakkatlerin örüldüğü bir yokuştur. Hele hele yaşamınızı şiddet ve saldırıların odağında yani Filistin’de idame ettiriyorsanız ne hakkınız olan çocukluğunuzu ne de gençliğinizi yaşayabilirsiniz. Eğer Filistin topraklarında doğup büyümüşseniz daha doğar doğmaz omuzlarınıza ağır bir yük yüklenir. Ve siz bu yükü taşımak zorundasınızdır.

 

İslam coğrafyasında saltanat sevdasına kapılan liderler, ilmi ticari bir meta haline getiren âlimler, işbirlikçi sanatkârlar ve fıtratlarına yabancılaşan fertler adaletin tesisi için ellerini dahi kıpırdatmazken zulme tek başına yumruk kaldıran ve önce adalet diyen Filistinli gençler yaşamlarının en verimli çağında tanışıyorlar ölümle. Ömer Ebu Leila’yı hatırlarsınız. Modern tabirle henüz ergenlik çağında bir gençti o. Fakat işgal edilen toprakların çocuğu Ebu Leila zulmün karşısına tek başına çıkmayı göze almış ve yoldan asla dönmemişti. Bu koca yürekli çocuk onlarca işgalci İsrail askeriyle tek başına savaştı ve şehit düştü. Bizi onunla tanıştıran sarsılmaz inancı ve bütün korkuları alt eden cesareti oldu.

Anne oğlundan söz ederken gözleri buğulanıyor ve Filistin topraklarında devam eden zulmün onu çok etkilediğini ifade ediyor. Annenin ifadelerine göre Ebu Leila Mescid-i Aksa’ya yapılan baskınlardan çok etkilenmiş ve “Anne Mescid-i Aksa Siyonist askerlerin çizmesi altındayken biz nasıl uyuruz” deyip, günlerce uykusuz kalmış. Mescid-i Aksa ile birlikte esarete düşen onlarca masum insanın yükünü tek başına omuzlarında taşımaya çalışan koca yürekli çocuk, geçtiğimiz gün çok arzuladığı şahadete ulaştı.

Hatırlayacağınız üzere Ebu Leile, Ariel Yahudi yerleşkesi yakınlarında üç işgalciyi öldürmüştü. Onun gelişmiş silahları, peşinde pervane olan kitleleri yoktu. Fakat zulmün karşına zırh gibi dikilebilecek bir yüreği vardı. O yüzden Siyonistler korkuya kapılıp, kaldığı köy evinde ona ulaştılar ve şehit ettiler.

Filistin’de işgal, katliam ve şiddetin her türlüsü var. Fakat bilinen bir gerçek vardır; eğer İslam beldesinde bir zulüm varsa orada bu zulme göğüs gerecek yiğitler de mutlaka vardır.  İçimizi aydınlatan tek şey de zaten bu.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp