Hikâyeleri dram kokan kadınlar

Hikâyeleri dram kokan kadınlar


İslam kültüründe kadın nesne değil özne, edilgen değil etken bir varlık olarak görülmüş ve hak ettiği değerle buluşmuştur. Bu konudaki hassasiyetlerini koruyan Müslüman halklarda şiddet ve nefrete daha az rastlanmış ve İslam kadınının tedrisatından geçen çocuklar büyük medeniyetlere imza atmışlardır. Zira kadın topluma nesiller yetiştiren bir eğitmen, şefkatin kaynağı ve etkin kişidir. Ancak kadına ana olarak ve eş olarak özel bir değer biçen İslam toplumları fıtratlarına yabancılaşarak evrilmeye başlayınca ahlaki değerler çöküşe geçmiş şiddet ve nefret artmaya başlamıştır. Bütün bunların sonucunda ise toplumun anası olarak değer atfedilen kadınlar cani eşlerin inisiyatifine terk edilmiştir.

Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz günlerde yine bir kadın erkek arkadaşı olduğu iddia edilen bir erkek tarafından saldırıya uğradı ve hayata veda etti. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olan Zeynep Şenpınar erkek arkadaşı olduğu iddia edilen Selim Ahmet K. adında bir adam tarafından ağır işkenceye maruz kaldı ve katledildi. Peki, sebep neydi? Sebep katilin sözde aşkına karşılık bulamaması, reddedilmesi… Yani ya benimsin ya toprağın hikâyesi…

Kadın cinayetleri sık sık gündeme gelse de toplumun geneli bunu pek ciddiye almıyor. Kadının şiddeti hatta öldürülmeyi hak ettiğini düşünenler dahi var. Küçük meseleleri büyüterek sokaklara dökülen sözde duyarlı insanlar katledilen kadınlarla ilgili kıllarını dahi kıpırdatmıyorlar. Şiddete maruz kalıp bir güvenlik birimine sığınan ve burada kendisine kocandır döver de sever de deyip şiddet yanlısı kocanın evine gönderilen birçok kadınla karşılaştım. Konuştuklarında her ne kadar şiddete karşıyız deseler de, bazı insanların bilinçaltında kadın hak ediyor düşüncesi hâkim…

Daha rahat bir yaşam elde edebilmek için var gücümüzle çalışıyor istediğimiz her şeye kolay yoldan ulaşabiliyoruz. Ancak insanlıkta her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor ve farkında olmadan dibe vuruyoruz. Yüksek unvanlara, para ve mevkie sahip oldukça kibrimiz artıyor ve değerlerimizi yavaş yavaş tüketmeye başlıyoruz.

Ahlaki değerlerden uzaklaşan toplumlarda zayıflar şiddetin birinci derecede hedefi haline gelir ve ezilenlerin sesleri kısılır. Nitekim bugün görmekteyiz ki, kadınlar katlediliyor, kadınlar şiddete maruz kalıyor, kadınlar yoksullukla başa çıkmaya zorlanıyor, kadınlar yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleniyor. Fakat kimse tehlikenin farkında değil. Oysa bir toplumun maddi ve manevi olarak kalkınabilmesi için o toplumun kadınlarına hak ettiği değeri vermesi ve sağlıklı nesiller yetiştirebilmeleri için onlara imkân sunması gerekir. Fakat toplumumuzda kadın cinayetlerine her dakika bir yenisi eklenirken, ilgili kurum ve kuruluşlar, vicdan sahibi kişi ya da kişiler kalıcı bir çözüm üretemiyorlar. Eşlerini katleden caniler hak ettikleri şekilde cezalandırılmıyor, nasıl olsa bir kaç yıl yatar çıkarım düşüncesi ile vahşi bir yaratığa dönüşen kişiler ifade ettikleri gibi kısa bir süre cezaevinde kalıp çıkıyor ve av aramaya devam ediyorlar. Yaşamlarının baharında hayata veda eden kadınlardan geriye ise sadece silik bir iz kalıyor.

Google+ WhatsApp