Hiç kimse, “ihanet”ine emsal arayarak hainlikten kurtulamaz!

Hiç kimse, “ihanet”ine emsal arayarak hainlikten kurtulamaz!


Hiç kimse, “ihanet”ine emsal arayarak hainlikten kurtulamaz!

 

 

Yeni parti kurma çalışmalarına başlayan, bir dönem AK Parti’de siyaset yapmış olan mahallemizdekiler, kendilerine çok önemli bir argüman bulmuşlar..

Diyorlar ki..

“AK Parti de, Milli Görüş çizgisindeki siyasetçilerin Erbakan Hoca’dan ayrılarak partileşme sürecinde kurulmadı mı?”

Daha net söylüyorlar:

“Tayyip Erdoğan, Erbakan’a karşı yeni parti kurmadı mı? Ne Erdoğan’ın yaptığı hainlik idi, ne de bizim şimdi kuracağımız parti hainliktir!”

Çok güzel, kulağa hoş gelen bir bakış açısı!.

Hem de “yumuşak karın” olarak nitelendirilen defolu noktaya, muhatabın kendisinden getirilen somut bir benzer örnek..

Daha doğrusu öyle gibi görünüyor..

Öyle gibi göstermeye çalışıyorlar..

“Sen böldü isen, biz de böleriz.. Sen bölmedi isen, bize de bölüyorsun diyemezsin” argümanı, bakalım ne derece doğru?..

Erbakan’a karşı parti kurma ile bugün AK Parti’ye karşı parti kurma operasyonu, bakalım aynı şeyler mi, buyrun karşılaştıralım..

2001’de, Fazilet Partisi yerine Saadet Partisi kurulurken, bazı isimler bu parti yerine AK Parti’yi tercih ettikleri sırada, ne FP ne de SP iktidarda değildi..

Tam aksine, SP’yi iktidara getirmemek üzere, bir linç operasyonu sürdürülüyordu..

“28 Şubat, 1000 yıl sürecek” sözü de, tam o dönemin bir tehdidi idi..

Tayyip Erdoğan ve arkadaşları, işte “bu zinciri acaba kırabilir miyiz?” diye düşünerek yeni bir parti kurulumuna girişmişlerdi.

Yoksa, dindar yöneticilerin bulunduğu bir parti iktidarda iken, onun küçük küçük yanlışlarını bahane ederek, o dindar yöneticileri işbaşından götürmek üzere, AK Parti kurulmuş değildir..

İlaveten belirteyim..

Bugün yeni parti oluşumu içindekilerin eleştirildiği “hainlik” o tarihte de yaşanmış mıydı?

SP’ye, özellikle de Erbakan hocaya bir hainlik var mıydı?

Gerçekleri gizlersek, o tarihteki hukuki statüyü görmezsek, bir hainlik var gibi algıya kapılabilirsiniz..

“Erbakan hoca var iken, niye Erdoğan yola çıktı. Niye yeni parti kurdu” soruları ile, bu algıyı kuvvetlendirebilirsiniz..

Ama gerçek ne?

Erbakan hoca, gerçekten o tarihte siyasette var mıydı?

Hayır, Erbakan hoca, AK parti kurulurken siyasette değildi..

Hem de sadece AK Parti’nin kurulduğu 2001 yılı için değil, ondan sonraki yakın süreçte, en azından 7-8 yıllık süreç için de Erbakan hocanın siyaset yapması hukuken mümkün değildi..

Niye?

Çünkü; 1998’deki Anayasa Mahkemesi kararı ile RP’nin kapatılması ile birlikte, Erbakan Hoca’ya 5 yıllık siyaset yasağı getirilmişti. Bu siyaset yasağı, 2003’te son bulacaktı..

Dolayısı ile, Erbakan Hoca’nın 2 Kasım 2002 seçimlerine girmesi hukuken mümkün değildi. Zaten aday olamadı.

Peki, 2003’den sonra, bir ara seçimle Erbakan Hoca’nın siyasete dönmesi mümkün müydü?

O da mümkün değildi.

Çünkü 28 şubatçı darbeciler, şimdilerde Erbakan Hoca’ya “Milli bir adamdı” diye övgüler düzerek, Erbakan’ın talebesi Tayyip Erdoğan’ın ayağını kaydırmak isteyen riyakârlar, o tarihte Erbakan hocanın siyaset yasağını daha da kesin hale getirmek için, kapatma ile birlikte bir de ilaveten uyduruk bir ceza davasını peşine takmışlardı..

Yok yok, Erbakan Hoca’nın “Besmeleyi kaldırdınız, ne koydunuz yerine (Türküm, doğruyum, çalışkanım). Sen bunu söyleyince öbür taraftan da Kürt kökenli bir müslüman evladı (Ya öyle mi, ben de Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım) deme hakkını kazandı. Ve böylece siz bu ülkenin insanlarını birbirlerine yabancılaştırdınız” dediği için 312/2’ye aykırılıktan verilen uyduruk hapis cezasını kasdetmiyorum..

Aynı maddeden, Tayyip Erdoğan da mahkum olduğu için, Erdoğan’ın milletvekili olması, o maddedeki tanımın değişmesi, o ifadelerin suç olmaktan çıkarılması ile mümkün olduğu için, Erbakan Hoca’ya da aynı maddeden verilen ceza, tabii ki kaldırılması kaçınılmazdı..

Ama Erbakan Hoca’ya esas kurulan tuzak, bu ceza davası değildi. 

Esas kumpas, “kayıp trilyon davası” diye kamuoyuna pompalanan ve 77 yaşındaki, hayatı millete hizmet ile geçmiş bir başbakana yapılacak en ahlaksız saldırının hayata geçirildiği o iftira dolu dava idi..

RP’nin 1 trilyon lirasının kayıp olduğunu iddia ederek, onlarca il başkanının yanısıra, Erbakan Hoca’ya da dolandırıcılık gibi ahlaksızca yapılan suçlama ve o suçlamanın sonunda verilen mahkumiyet kararı idi.

O ceza ile, partisinin kapatılmasından kaynaklı siyaset yasağı 2003’te bitecek olan Erbakan Hoca’ya, bir de uyduruk dolandırıcılıktan ayağına zincir bağlamışlardı..

Şimdi söyler misiniz, böyle bir siyasi atmosferde, Erbakan’ı seven talebeleri olarak, ona kurulan bu tuzakları seyretmekle mi yetinirsiniz, yoksa onun ayağına vurulmak istenilen prangaları, Erbakan’ın şahsında tüm dindar insanlara vurulmak istenilen prangaları kırmak için gerekirse yeni bir parti kurarak mı yolunuza devam edersiniz? 

Ve bir yeni parti kurarsanız, bunun adı hainlik mi olur, yoksa sonrasındaki süreçte gördüğümüz gibi, 80 yaşındaki Erbakan Hoca’yı cezaevine tıkmak isteyen derin devletçilere karşı başkaldırı mı olur? (Nitekim askeri vesayetçilerin itirazlarına rağmen, AK Parti’nin çıkarttığı kanunla, Erbakan Hoca o iftiradan dolayı cezaevine girmemişti.)

Bir not daha vermiş olayım..

Erdoğan ve arkadaşlarının çıkışında, Erbakan’a kumpas kuranları hedef tahtasına koymak vardı.

Onların hedefinde, Erbakan’ı devirmek yoktu.

Ama şimdiki yeni parti kuracakların hedefinde, ayrıldıkları AK Parti’yi iktidardan devirmek var..

Düne kadar kendi liderleri olan Erdoğan’ı devirmek için yola çıkmış oluyorlar..

Hedef tahtasına koydukları, direkt Erdoğan..

Erdoğan 2002 seçimlerinde başarılı olduğunda, hocası Erbakan’ın iktidarını yıkmış olmayacaktı..

Ama şimdi yeni parti kuracak olanlar, başarılı olurlarsa, düne kadar liderleri olan Erdoğan’ı yıkmış olacaklar.

Bir başka ihtimal de şu:

Erdoğan’ın 2002’deki çıkışı sırasında, zaten iktidarda Ecevit, Bahçeli, Yılmaz koalisyonu vardı.. Ak Parti ile SP arasında oylar bölündüğü için aradan sıyrılıp, iktidardaki dindar yöneticinin indirilip, yerine sol bir partinin gelme ihtimali yoktu. Zaten öyle bir şey de olmadı.. Solcu-liberal iktidar gitti, Milli Görüş çizgisinden Erdoğan iktidara geldi.. 

Ama ya bugün?

Bugün, Erdoğan’a karşı parti kuracak olanlar, AK Parti’den alacakları % 2 civarındaki oylarla, (iki ayrı partinin % 2+ % 2 oy aldığını varsayıyorum) hem Ak Parti’yi tek başına iktidara getirmekten engelleyebilirler, hem de kendileri başarısız olurlarsa, CHP’nin koalisyon ile de olsa iktidara gelmesine yol açabileceklerdir. 

Bu da, bugün düşünülen, dillendirilen hainliğin çok ötesinde neticelere sebeb olacak bir hainliktir..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp