Herkes Kendi Tercihlerine Gebe

Herkes Kendi Tercihlerine Gebe

Yok saydığımız, yok sayıldığımız bir dünya. Birileri birilerini her hangi bir şeyinden dolayı rahatça yok sayar oldu. Bir arkadaşım hiç yok ’tan iyidir demişti, bizde gülerek evet yıllardır dile gelen bir söz zaten demiştik. Ancak farklı bir şey gibi bize şöyle açıklamıştı bir şey eğer hiç’ se yokturda fakat yok’ sa daha evvel var olmuş olabilir. Çünkü var’ın zıddı yok’tur.

Herkes Kendi Tercihlerine Gebe

 

 

Yok saydığımız, yok sayıldığımız bir dünya. Birileri birilerini her hangi bir şeyinden dolayı rahatça yok sayar oldu.

Bir arkadaşım hiç yok ’tan iyidir demişti, bizde gülerek evet yıllardır dile gelen bir söz zaten demiştik. Ancak farklı bir şey gibi bize şöyle açıklamıştı bir şey eğer hiç’ se yokturda fakat yok’ sa daha evvel var olmuş olabilir. Çünkü var’ın zıddı yok’tur.

Fakat anlatacağım muhabbetten hiç’te yok’ta iyi mi bilmiyorum?

Yaklaşık iki hafta önce BBC TÜRKÇE  youtube kanalında “Başörtüsünü çıkaranlar anlatıyor: Neden bu kararı alıyorlar, neler yaşıyorlar?” başlıklı bir video yüklendi. Yüklenme amacı bir grup başörtüsünü bırakan kadının açtığı “Yalnız Yürümeyeceksin” sitesinden bir röportaj. Bu sitede gerek anonim gerek kendi kimliğinizle başörtüsü bırakma hikâyenizi yazıyorsunuz. Ya da başörtüsünü bırakacağınızı açıklıyorsunuz “ başımdaki örtüyü üniversiteden mezun olunca kep atan öğrenciler gibi çıkarıp rüzgâra bırakacağım” gibi yazıları hayretle karşılarsınız çünkü bana öyle oldu. Tabi bbc takip ettiğimden değil ancak twitter da denk geldiğim için tüm yargılarımı kenara bırakıp izlemeye başladım taaki tüylerimi ürperten bir cümleyi duyana kadar sonra tüm ön ve yan yargılarımla gardımı aldım. O cümle şuydu “ hiçbir insan 13-14 yaşında tüm hayatı boyunca giyeceği bir kıyafete karar veremez.” Neden, nedenmiş? Soruyorum yani neden? Ben bu kararı söylenen yaşlardan daha evvel verdim hiçbir günde pişman olmadım. Ya bizim zekâmızı, imanımızı, irademizi küçümsüyor ya da kendini bir bakıma aklıyordu bu cümle. Meseleye kıyafet olarak bakmanın absürtlüğünü bir tarafa bırakıp devam edeceğim.

Herkes her konuda özgür olsun diye sokaklarda bangır bangır bağıran insanlar başörtüsü muhabbetinde aynı sağduyu değil, çok azını bile göstermiyor. Ehem olan birilerinden beklediğimiz takdir olmadığı gibi birilerinin hicvide değil onlar başımızı şurdan bağla şurdan aç demesiyle şekil almadı bu başörtüsü. Bir amacı var setr/örtme kapama gizleme bu sorumlulukla devam etmeli, başörtüsünün tesettür makamı.

“Tesettür nasip işi, başörtülüye de nasip olmuyor bazen.” Demişti çok sevdiğim bir yazar nasibimizde setretmek varsa biz buna ulaşmak için elimizden geleni fazlasıyla yaparız. Yoksa Allah hidayet feraset versin.

Başı örtmek veya açmak tercih meselesi ancak bunu bir gurur, bir onur, bir evrim/devrim gibi lanse etmek ise bir şuursuzluk alametidir.

Videoda başörtüsünü açan bir başka kadın sözlerine şöyle devam ediyor “tamam bunu mu istiyorsunuz diye benden bekleneni yaptım başımı açtım.” Birisi/birileri bizden bunu beklese de bizim razı edeceğimiz bizden bunu beklemez. Ancak biz O nu değil de başkalarını razı etmek için bir şeyler yaparsak beklenen böyle hazin sonuçlanabilir. Hayatımızda yaptığımız tercihlerin ayağı yere basmıyorsa bizler o tercihi özümseyemeyiz. Sonra başörtüsünün bizi kısıtladığını veya özgürlüğümüze engel olduğunu serbestliği azalttığını dillendirip dururuz.

Evet, tercihlerimizle serbestiz, biliyor musunuz serbest Farsçadan gelir “sarbaste” sözcüğüdür. Bu da baş bağı, bağlamak anlamlarındadır. Anlayacağız başı bağlı olan sarbesttir…

 

 

hayrunnisa akça

iktibas dergisi

Google+ WhatsApp