Her tevbe bir bilinç yenilemedir

Her tevbe bir bilinç yenilemedir

Tevbe, bir özeleştiridir. Tevbe, çıktığı yola geri dönmektir. Tevbe, iradenin güdülere galip gelmesidir. Tevbe bir değişim iradesi beyanıdır. Tevbe eden, “Ben değişeceğim” demiş olur. Tevbe, bilincin bilinçsizliği yenmesidir. Zira tevbe bir bilinç yenilemedir. Bilinç ile günah birleşemez. Bilinçlinin

Her tevbe bir bilinç yenilemedir

 

Tevbe, bir özeleştiridir.

Tevbe, çıktığı yola geri dönmektir.

Tevbe, iradenin güdülere galip gelmesidir.

Tevbe bir değişim iradesi beyanıdır. Tevbe eden, “Ben değişeceğim” demiş olur.

Tevbe, bilincin bilinçsizliği yenmesidir. Zira tevbe bir bilinç yenilemedir.

Bilinç ile günah birleşemez. Bilinçlinin günahkârlık hali, bu yüzden geçici bir bilinç kaybı olarak değerlendirilmelidir. Peki, bilinçliyse niçin günah işliyor? Güdüler bilinçten daha aktif olduğu için. Bir başka ifadeyle, bilinç pasif kaldığı için. Şu halde yapılması gereken şey bellidir: Güdüleri bilincin değil, bilinci güdülerin öznesi yapmak. Bu da bilinç yenilemekle olur ve bir bilinç yenileme olan tevbe, işte bu yüzden çok önemlidir.

Tevbe ile yenilenen bilinç, günah işlemeden önceki bilinçten daha keskindir. Bu keskinliğin sahibine kazandırdığı şey teyakkuz halidir. Teyakkuz halinde olan insan, tehlikeyi daha çabuk sezer. Duyuları daha hassastır. Kalbin gözü ve kulağı daha keskindir. Yenilenen bilinci sayesinde o kişi, günah işlemeden önceki halinden daha tecrübelidir. O günahı işlemeden önceki acemiliğini atmış, yaptığı tevbe ile günahın olumsuzluğunu sıfırlamıştır. Tevbe etmiş bir günahkâr, yenilediği bilinç sayesinde, günah işlemeden önceki halinden daha üst bir mertebeye çıkmıştır. O mertebe kendini bilme mertebesidir.

Sınanmamış insanın karnesi olmaz. İmtihan geçirmemiş insana not verilmez. Günahların tamamı, imtihan sırasında düşülen çukurlardır. O çukurlardan tevbe ile çıkan insan, hayat adlı bu ömürlük koşuda, düştükten sonra kalkmayı öğrenen insandır. Böyle birinin deneyimi, hiç düşmemiş biriyle asla kıyaslanamaz. Zira hiç düşmemiş birinin düştükten sonra kalkması yüzde elli ihtimaldir. Kalkabilir de, kalkamayabilir de. Ama düşüp kakan biri kalkmayı öğrenmiş biridir. Dahası, düşmemeyi öğrenmiş biridir.

İşte tevbe, bu yüzden bilinç tazelemektir. Bilincini tevbe ile tazeleyen insanların farkını görmek isteyen ilk Kur’an nesline baksın. Yedi göbek Müslüman dedelerin sulbünden gelen insanlarla, müşrik babaların ve annelerin sulbünden gelen sahabe nesli arasındaki bariz farklardan biri de budur. Aynı farkı günümüzde, İslam’ı emek vererek ve yana yakıla arayarak bulmuş mühtedilerle yedi göbek Müslümanlar arasında da görmek mümkündür.

İşte böyle bir bilinç yenileme, sahibini imandan ihsan mertebesine çıkarır. Bu iki mertebe arasında ince bir fark vardır. İman ehli işlediği günah için tevbe eder, ihsan ehli kalbinden geçen kötü duygu için tevbe eder.

Günah işlemek kirlenmektir, tevbe ise temizlenmektir. Günahla kirlenen tevbe ile temizlenmelidir.Günah kir, günahkârsa kirlenmiş kişidir; günahı günahkârdan temizlemek yerine günahkârı hayattan temizlemeye kalkmak, günahkâra kir muamelesi yapmaktır.

Gıybet, kişinin temizlenme ihtimalini yok saymak, dahası yok etmektir. İşte bu yüzden gıybet haramdır. Zira gıyabında konuşulan kişinin kötülük ve günahlarından dönme ihtimali, o yaşadığı sürece bakidir. Fakat gıybet, onu günah işlediği âna mahkûm etmek anlamına gelir.

Tevbe edenler Allah’ın muradına uygun hareket etmiş ve O’nun sevgisini kazanmış olur. Ya tevbe etmeyenler ne olur? Elbette zalimlerin ta kendisi olmuş olur (49:11). Zira günah işlemek kişinin kendine yaptığı bir zulümdür. Fakat günah işlediği halde tevbe etmemek, kişinin kendine yaptığı bin zulümdür. Böyle yapan, hem ilahi affı hem de ilahi sevgiyi yitirmiştir. Dahası Allah’ın muradını ve arzusunu da gerçekleştirmemiştir.

 

mustafa islamoğlu

Google+ WhatsApp